Seferihisar Yeni Haber Gazetesi | Yazarlar

Bir Belgeselin Düşündürdükleri

22 Ekim 2008, 13:22
Seferihisar.com Twitter'da

Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü 70. ölüm yılında,Sydney’de Atatürk Kültür Merkezi’mizin düzenlediği toplantıda,dernek başkanımız Leyla Özer’in yaptığı güzel konuşmanın ardından sunulan,son günlerin tartışılan ismi Can Dündar’ın iki saat süren“Yükselen Bir Deniz”belgeseliyle andık.

Benim için iyi de oldu,çünkü Can Dündar’ın halen gösterimde olan ve hakkındaki olumlu ve olumsuz eleştirilerin gündemden düşmediği, henüz seyredemediğim “Mustafa” filmi için bir ön hazırlık oluşturdu.

Kişisel kanım odur ki seyrettigim belgesel,basından okuduğum  eleştirilerin önemli bir bölümünün yer aldığını düşündüğüm bir “Mustafa”ya hazırlık çalışmasıydı.

Belgeseldeki katılmadığım birkaç yaklaşım hakkındaki görüşlerimi kısaca aktaracağım.Çünkü belgesele yönelik ayrıntılı bir çalışma yapacak olursam en az belgesel kadar bir zaman alabileceğini düşünüyorum.

Sayın Dündar belgeselde,Atatürk’ün gerek öğrenciliği gerekse subaylığı sırasında katıldığı ihtilalci örgütlenmelere ayrıntılarıyla yer veriyor.Karşımıza “darbeci”kimliği öne çıkan bir Mustafa Kemal portresi çıkarıyor.

Belgesel hazırlamak,tarih yazımına ya da sunumuna katkıda bulunmak,sorumluluk duygusuyla yapılan ciddi bir çalışma olmalıdır.

Ne diyor Atatürk?

Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir.Yazan yapana sadık kalmazsa,değişmeyen hakikatinsanlığı şaşırtacakmahiyet alır...”

Oysa Can Dündar,kanım odur ki bu sorumlulukla hareket etmeyerek,geneli tüm yönleriyle bir bütün halinde sunmak yerine,onun içinden seçtiklerini yan yana dizerek kafasındaki şablonu,onun “diktatör” ve “yalnız” “Mustafa”sını bize aktarıyor.

Bu işi de çok iyi yaptığını,Mustafa Kemal’e doğrudan küfrederek saldıranlardan çok daha etkili olarak,belli bir misyonu yerine getirdiğini düşünüyorum.

İkinci Cumhuriyet’çilerin en etkili ismi Mehmet Altan ile Can Dündar arasında Mustafa Kemal’e bakış arasında en ufak bir fark olduğunu sanmıyorum ama düşünün taa Avusturalya’nın Sydney kentinde, Başkanımız konuşmasında “İkinci Cumhuriyet”çileri eleştirir ve kınarken bile Can Dündar belgeseliyle Atatürk’ü anabiliyoruz...

Etkisini inkar edebilmek mümkün mü?..

Can Dündar,Atatürk’ü bir darbeci ve komitacı olarak sunup orada bırakıyor ve devamını getirmiyor.Ya tarihsel gerçekler?..

Bakın Ali Fuat Cebesoy Paşa,Şevket Süreyya Aydemir’e yazdığı ve İttihat ve Terakki Cemiyeti içindeki çalışmalarını anlattığı mektubunda ne diyor:

“Fakat Hürriyet’in ilanından sonra,aramızdaki ihtilaf da arttı.Mustafa Kemal,cemiyetle meşgul olan subayların ya orduyu bırakmalarını,ya da cemiyetten büsbütün ayrılmalarını istiyordu...”

Peki ya Atatürk’ün bizzat kendisi,daha 1909 yılında Selanik’te toplanan İttihat ve Terakki’nin 2.büyük kongresinde,Trablusgarp delegesi olarak kürsüden nasıl sesleniyor?

“Ordu mensupları cemiyet içinde kaldıkça hem parti kuramayacağız,hem de ordumuz olmayacaktır.Bunun için bir an evvel cemiyetin muhtaç olduğu zabitleri veyahut cemiyette kalmak isteyen ordu mensuplarını istifa suretiyle ordudan çıkaralım.Bundan sonra zabitlerin ve ordu mensuplarının,herhangi bir siyasi cemiyete girmelerine mani olmak için kanuni hükümler koyalım...”

Peki bu düşüncelerini bizzat kendisi uygulamış mı?

Uygulamış.

Komitacılık mı yapmış yoksa halkın içinden gelen delegelerle Erzurum ve Sivas kongrelerini,Ankara’da Millet Meclisi’nimi toplayarak Meclis kürsüsünden şöyle haykırmış mı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin ordusu istilalar yapmak veya saltanatlar yıkmak veya saltanatlar kurmak için şunun bunun elinde ihtiras aleti olmaktan münezzehtir...”

Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve kuvvet komutanı mücadele arkadaşlarına”ya milletvekilliğini ya da komutanlığı tercih etmelisiniz,ikisi bir arada olmaz” demiş mi,bunu uygulatmış mı,Fevzi Paşa orduda kalırken Ali Fuat ve Karabekir Paşa’lar ordudan ayrılmak zorunda kalmışlar mı,Cevat ve Cafer Tayyar Paşalar için Meclis kürsüsünden:

müfettişlik ve kumandanlıkta kalmaları caiz görülemezdi.Binaenaleyh derhal askeri vazifelerine hitam verildi..”demiş mi?..

Bunların hepsini kendisi de üniformasını çıkararak demiş ve yapmış...

Gazeteci Yunus Nadi’ye ne diyor?

Ben bilakis her kerameti Meclis’ten bekleyenlerdenim.Bir devre yetiştik ki onda her iş meşru olmalıdır...”

Peki Can Dündar bunları bilmez mi?..

Biliyorsa ve belgesel hazırlıyorsa niye o hisli ve melankolik sesiyle dile getirmez?...

Peki ne yapıyor?

Belgeselde Mustafa Kemal,yasama ve yürütmeyi tek elde toplayan bir “diktatör”olarak gösterilirken,Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni(Ulaş) Bey bu kuvvetlerin ayrılmasını isteyen bir “demokrat”olarak sunuluyor.Atatürk ve Hüseyin Avni Bey arasındaki düşünce farkı yalnız bu nokta ile sınırlı bırakılıyor.Ne aradaki derin ayrılıklar dile getiriliyor ne de o günün koşullarına bir atıfta bulunuluyor...

Peki Can Dündar,Hüseyin Avni Bey’in 1. Meclis’teki “İkinci Gurup”un Başkanı olduğunu,bu gurubun Mecliste saltanat ve hilafet yanlısı,devrimlere ve uygulamalarına karşı tutucu kanat olarak direnen gurup olduğunu,Hüseyin Avni Bey’in daha sonra Terakkiperver Cumhuriyet Partisi kurucuları arasında yer aldığını bilmez mi?

Hüseyin Avni Bey’in başını çektiği bu gurup ne yapıyor?Meclis’te içkinin yasaklanması için cansiperhane savaşıyor,ardından gelen Demokrat,Adalet,Milli Selamet,AKP çizgilerinin öncülüğünü yapıyor...

Hüseyin Avni Bey,Mecliste en büyük mücadeleyi ülkenin içine düştüğü en zor anda,Meclisin yetkisini de üstlenen“Başkomutanlık”ın Atatürk’e verilmemesi için yürütüyor.

Yunus Nadi Bey o günlerde Yenigün Gazetesi’nde  şunları yazıyor:

“Cepheler kan ağlarken bunlar da ne oluyor?Türk Milleti kendi istiklalini korumaya ve kurtarmaya çalışırken karşısına çıkan düşmanların en kötüsü Halife ve Sultan olduğunda elbette karar kılmıştır.Hal böyle iken bu memlekette Sultan ve Padişah isteyen sefil ruhlar bulunabildiğini farzettirecek bazı emare ve alametler eksik değildir.Biz biliriz ki onlar vardır ve biz biliriz ki onlar kendi kanları içinde boğulacaklardır...”

Peki,Atatürk’ün diktatör olmak istediğini öne süren Hüseyin Avni’ye Atatürk Meclis kürsüsünden ne yanıt veriyor?

İtiraf etmek lazımdır ki bu yetki büyük bir yetkidir ki bana veriliyor.Böyle olmakla beraber üç ay sonra elbette ya uzatırsınız ya yürürlükten kaldırırsınız.Bunun için üç ay gibi kısa bir sınırlayınız...”

Sakarya Meydan Muharebesi kazanılır.Muzaffer Başkomutan Meclis kürsüsünden seslenir:

“..Meclisimizin civanmert ve kahraman ordularının başında,bir asker sadakat ve itaatiyle emirlerinizi yerine getirmiş olduğumdan dolayı bir insan kalbinin nadiren duyabileceği bir memnuniyet içindeyim...”

Ve yetkilerini meclise devreder...

Hüseyin Avni Bey’in ısrarla karşı çıktığı İstiklal Mahkemeleri ise başlı başına ayrı bir yazının konusu olur...

Her ölüm gününde Hüseyin Avni Bey için yazı yazan yazarımız kimdir?

Bravo,bildiniz...Mehmet Altan...

Niye acaba?...

Can Dündar belgeselinde Mustafa Kemal’in cephelerdeki savaşımını ya hiç vermiyor(Trablusgarp,Balkan...gibi) ya da koca Çanakkale Savaşı’nda sunduğu gibi,Atatürk’ün Madam Corinne’ye yazdığı bir mektuba indirgeyiveriyor...

El insaf!..

Çanakkale’yi bayan Corinne’ye mektup yazmakla geçiren sayın Dündar,savaşın ateşleri içinde Güneydoğu’da çadırında bir Mustafa kemal’le karşımıza çıkıyor.Ne 16. Kolordu Komutanı olarak Muş ve Bitlis’teki savaşlara katılma ve bu kentleri Ruslardan geri alma var(ki bu sırada Tuggenerallige yükselmiştir),ne Rusların Diyarbakır-Suriye,Diyarbakır-Irak saldırılarını geriye püskürtmesi var,ne Filistin ve Suriye cephelerinde 7.Ordu ve Yıldırım Orduları Gurubu komutanı olarak İngilizlere ve Fransızlara karşı savaşması var...

Elbette cephede bile okumayı ve yazmayı ihmal etmeyen bir Mustafa Kemal...

Ama vatanı için ateşin ve kanın içinden geçen bir Mustafa Kemal...

Diger detaylar ayrı bir yazının konusu olsun...Sizi bu kadar sıktığım yeter...Bağışlayın...

Ama itiraf edeyim ki Atatürk Kültür Merkezi’mizin bu belgeseli göstermesi benim için gerçekten çok yararlı oldu.Derneğimize teşekkür ederim...Hiç değilse bu satırları yazmama olanak sağladı...

Bu belgeselden sonra “Mustafa”yı görmesemde olur...

Seyretmiş kadar oldum...

Ben almayayım...

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi
 Seferihisar Yeni Haber Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan köşe yazılarının tüm hakları ve sorumluluğu köşe yazarına aittir.
YORUM YAZ
BU KÖŞE YAZISI İÇİN HENÜZ YORUM EKLENMEMİŞTİR.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Seferihisar Yeni Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Ümit Cingöz'le dobra dobra
Ümit Cingöz'le dobra dobra
AK Parti İlçe Başkanı Ümit Cingöz’e biz sorduk, Cingöz cevapladı.
 
YAZARLARIMIZ
Yeni Haber'den
GEÇ DE OLSA İYİ OLACAK
Mustafa KARABULUT
TEOMAN EREL VE SEFERİHİSAR BELEDİYE MECLİSİ
Ayaklı Gazete
BELEDİYENİN AVRUPA YAKASI
Yasemin KARABULUT
KADINLARIMIZ
Şükrü Demirel
ÖMÜR VE ÖLÜM MUHASEBESİ
Muhittin AKBEL
BAZ İSTASYONU TERÖRÜ
 
FOTO GALERİ
 
SON YORUMLANAN HABERLER
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
 

Bu sitenin tüm hakları, Seferihisar Yeni Haber Gazetesi-ne aittir.

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi - Hıdırlık Mh. Atatürk Cd. 35/105 Seferihisar / İZMİR
Tel :0232 7434212