| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
İnsan imanla, mü’min namazla, namaz da kıyamının, kıratının, rüku ve secdesinin hakkı verilerek yerine getirilmesiyle güzel. “Ahsen-i takvim”(En Güzel Yaratılış) e mazhar olmanın yolu evvala ibadetlerin piri olan namazdan geçiyor.
İnsan namazla güzelleşiyor, kıvama eriyor; çünkü namaz bir arınma kurnası, bir yükselme rampası ve bir mi’rac merdiveni, asansörü. Huşu ve hürmet ile eda edilen namaz da, sahibini bu alemde çirkin ve yakışıksız şeylerden muhafaza ediyor; öbür dünyada kurtarıcı bir arkadaş oluyor.
Namazsızlığa gelince, o bir kayıp, bir hüsran. Hem ağır bir hüsran. Namazın dünya hayatındayken insan ruhuna akıttığı feyz ve bereket bir yana, öbür dünyada kulun ilk hesaba çekileceği husus namaz.
Namazın kılınış şartlarına riayet edilmeden kılınan namaza gelince, aslında o da bir ziyan. Çünkü o namaz, Hak katında sahibinden, sahibinin kendisini zayi ettiğinden şikayetçi. İnsan için, dergah-ı İlahide kendisinden şikayetçi olunması ne kadar acı!
Ne yapmalı öyleyse, ne yapmalıyız?
Hakkın mükerrem kulları olan zatların namaz hayatlarına bakmalıyız. Tabii en başta da her sözü, her duruşu ve her tavrıyla bizim için en güzel örnek olan İnsanlığın Efendisi’nin hayatına. Sonra da, O’nun (aleyhi efdalüssalavat ve ekmelüttahiyyat) ders halkasında terbiye görmüş, eğitim almış olan çıraklarının hayatlarına.
Bu yazıyı okurken; namaz esnasında ayakları şişene kadar namaz kılıp sonra da, “Şükreden bir kul olmayayım mı?” buyuran Efendiler Efendisi’nin ve O’nun çıraklarından sıddıkiyette olduğu gibi huşuda da bir zirve olan Hazreti Ebu Bekir’in, komadan “namazım” diyerek uyanan Hazreti Ömer’in, şehid edildiği geceye varana kadar her gecesini mutlaka namazla ihya eden Hazreti Osman’ın, namaza duracağı zaman rengi değişen, sevgi ve saygı hisleriyle iki büklüm olan Hazreti Ali’nin (radıyallahu anhum ecmain) namazları var.
Yine çok secdeli Abdullah İbn Abbas, seher vaktine kadar namaz kılan, seher vakti girdiğinde de dua dua yalvaran Abdullah İbn Mesud, Allah Rasulü’nün (S.A.S.) kendisi hakkında “keşke” dediğini duyduktan sonra gece namazlarını terk etmeyen Abdullah İbn Ömer, sahabe efendilerimiz gibi namaz kılan Ömer İbn Abdulaziz, namaza olan düşkünlükleri maruf ve meşhur, İmam-ı A’zam, İmam Şafii, Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Mübarek, İmam Sevri, İmam Evzai, Fudayl İbn İyaz, sabahlara kadar namaz kılan, namazını tesbihat ve dua ile süsleyen Hazrati Mevlana gibi, bütün bu namaz kahramanlarının namazlarını görme fırsatı sunuyor bizlere.
Geriye namazda gözü olanların, namazla mi’rac yaşama emelini besleyenlerin, “benim namazlarım da Rasulüllah’ın (S.A.S.) ve selef-i salihinin namazlarına benzesin” niyet ve arzusunu taşıyanların evvala İslam ilmihallerini karıştırıp namazın önemini ve özelliklerini öğrenip kaydedilen nazari bilgileri özümseyerek okuması, sonra da ilklerin ayak izlerinde yürüyerek hayatına aksettirmeye çalışması kalıyor.
Namaz sanki imanın ikiz kardeşi. Denebilir ki; namaz pratik imandır, iman da nazari bir namazdır.
Allah Resülü’nden önce gelip geçen bütün enbiyadan talep ubudiyettir aynı zamanda namaz. “Namaz, muminin –veya muminlerin miracıdır”. hadisinde ifade edildiği üzere o,cennetten yeryüzüne gönderilen Ademoğlu’ nu tekrar semaya çıkaran bir miraçtır; dünyevi uğraşlar içinde boğulan insana gökler ötesiden yapılan bir çağrıdır.
Kul günde en az beş defa sonsuz kudret sahibi ve her şeye hükmünü kabul ettiren Sultan’ın huzuruna onunla yükselir ve amirine tekmil veren bir asker gibi,”Ben Senin aciz bir kulun, Sense benim Sultanımsın”, itirafında bulunur.
Yüce Rabbimden, çoluk çocuğumuzla beraber sağlıklı, mutlu ve huzur içinde ibadetlerimizi yapmayı temenni ederim. Bir dahaki yazımızda buluşmak dileğiyle…
Şükrü DEMİREL Seferihisar Müftüsü
Allah sizden razı olsun. Rabbim bizleri ve tüm iman edenleri namazsız duasız şükrsüz bırakmasın cehennem ve kabir azabından korusun cennetine kabul eder inşallah..