| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen Üçyol-Üçkuyular arasındaki metro hattı inşaatı, ihaleyi kazanan konsorsiyumun isteği doğrultusunda 2012 yılının Mayıs ayına kadar uzatıldı.
Yani, güney hattında Urla’dan, Zeytinalanı’ndan, Ürkmez’den, Seferihisar’dan, Bademler’den, kısaca Yarımada çevresinden minibüslerle Üçkuyular’a gelen yolcular; otogara, hastanelere, kent merkezine gidebilmek için seferleri azaltılan belediye otobüslerini beklemeye devam edecekler.
Üçyol esnafının mağduriyeti dokuz ay daha sürecek. İşleri bozulduğu için kepenk indirenlere yenileri eklenecek.
Tamam. Biz, mimar, mühendis veya teknik eleman değiliz. Ama bu işi Üçyol’dan Üçkuyular’a kadar komple yapmak yerine ilk önce çalışmayı Üçyol ile sonraki istasyon arasını yoğunlaştırmak, bu bölümü hizmete açtıktan sonra ikincisine, üçüncüsüne devam etmek çok daha akıllıca değil midir? İşin aylarca, yıllarca süreceği belli iken kilometrelerce yolu aynı anda kapatmak, sürücüleri labirent gibi sokak aralarına sokmak sanırım ilkokul çocuklarına bile mantıklı gelmemektedir.
KUZEY CEPHESİ
Gelelim İZBAN hattına… Toplu ulaşıma karşı değiliz. Kent içine mümkün olduğunca az otobüs girmesini biz de istiyoruz. Ama bunu istiyoruz diye de insanları duraklarda, yollarda süründürmenin anlamı var mı?
Çiğli’den, Bayraklı’dan, Bornova’dan, merkeze, Bostanlı’ya, Yeşilyurt’a gelen pek çok otobüsün hattını iptal ettiniz. Bolşeviklerin polit büro amirleri gibi davranarak, “Bakın biz sizin için bu hattı yaptık. Bunu kullanacaksınız” diye direttiniz ve insanları zorla İZBAN’a yönlendirdiniz. Sorun bitti mi?
İzmir’in Konak, Kemeraltı, Alsancak, Mithatpaşa, Karşıyaka çarşısı gibi işyeri yoğunluğu olan bölgelerinde ofislerin hizmet elemanları genelde kenar semtlerden gelen kadınlardan oluşur. O kadınlar, eskiden sabah tek otobüsle gelip gittikleri yerlere İZBAN’dan sonra yani şimdi otobüs+tren+taksi ile gitmek zorunda kalıyorlar.
Daha somut örnek vermek gerekirse, Karşıyaka sahilindeki bir apartmanda temizlikçi olarak çalışan Feride Hanım, eskiden Cengizhan-Bostanlı otobüsüyle ve tek biletle 17-18 dakikada işyerine gelebiliyor, akşam da aynı sürede dönebiliyordu.
Şimdi Cengizhan’dan Bayraklı tren istasyonuna gelişi 15 dakikayı buluyor. Otobüs saatleri ile tren saatleri hiçbir zaman örtüşmediği için 8-10 dakika trenin gelmesini bekliyor. 5-6 dakika da yolculuk sürdüğünde Karşıyaka Tren İstasyonu’na ulaşması yarım saatini alıyor. Beklemenin yarattığı stres de kendisine bonus oluyor. Ama o bonus da yetmiyor, işine yetişebilmek için istasyondan sahile kadar koşturuyor, nefes nefese kalıyor. İşe yetişemeyeceğini ve fırça yiyeceğini anladığı anda da taksi tutmak zorunda kalıyor.
Büyükşehir yetkilileri istedikleri kadar, “90 dakika uygulaması var. İkinci binişte para almıyoruz” desin. İnsanlardan çaldıkları zamanın bedelini asla bedava ikinci binişle ödeyemezler.
Yarın okullar açılacak. Çiğli’den, Bayraklı’dan, Osmangazi’den, Şemikler’den liselere gidecek öğrenciler, sırtlarında çantalarla aynı çileyi çekecek.
Bu konu defalarca gündeme getirildi. Ama Büyükşehir’in tavrında hiçbir değişiklik yok. Ulaşımla ilgili birimlerdeki bürokratlar da değişti ama İZBAN nedeniyle duraklarda başlatılan işkence sürüyor. Anlaşılan o ki uygulamayı bizzat işin başındaki Kocaoğlu istiyor. “Borçlarımızı azaltıyoruz” sözünü temcit pilavı gibi ikide bir önümüze koyup durduğuna göre onun için hizmet değil, hesap önemli.
Oysa bilmeli ki belediyeler beyaz eşya bayileri değildir. Öncelik, kazançta değil hizmettedir.
Ve yine bilinmelidir ki bu inat ve ilçe başkanlarıyla sürtüşme, İzmir halkını Büyükşehir Belediyesi’nden ve CHP’den hızla soğutmakta, ilk yerel seçimlerde CHP’nin sandığa gömülmesi ihtimalini hızla artırmaktadır.
Belediyeyi CHP’nin, AK Parti’nin, MHP’nin veya bir başka partinin kazanması bizim için çok önemli değildir ama kişilerin keyfi yönetimleriyle partilerini ve kurumlarını böylesine yıpratmaya da asla hakları yoktur…
Görevi bıraktıktan sonra da saygıyla anılmayı istiyorlarsa hatalarından dönme erdemini göstermesini bilmelidirler…