| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Şimdi siyasetle ilgilenen herkes, seçim sonuçlarını irdeliyor. İzmir’de AK Parti’nin farkı kapatmasının sırrını araştırıyor.
Tamam… Ulaştırma eski Bakanı Binali Yıldırım ile Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın, hatta AK Parti İl Başkanı Ömer Cihat Akay’ın, teşkilatların ve milletvekili adaylarının iktidar partisinin bu başarısında önemli payı var…
Peki, ‘Hırsızın hiç mi suçu yok’ fıkrasında olduğu gibi CHP’nin oy kaybında, yöneticilerin, adayların, Genel Merkez’in hiç mi suçu yok?
Genel Merkez konusuna girmeyelim. Yeni CHP anlayışının ne menem bir şey olduğunu ulusal basın yazarları değerlendirsin. CHP’nin neleriyle yeni olduğunu, 6 Ok’u nasıl yeni bir anlayışla sorguladığını, nelere yaklaşıp nelerden uzaklaştığını onlardan öğrenelim.
Bizim derdimiz İzmir…
İzmir’de CHP oyları neden eriyor?
Cevap: ‘a’ şıkkı…
Yani, öncelikle Büyükşehir Belediyesi ve Büyükşehir bürokratlarının ‘Ben yaptım oldu’ mantığı ile hareket etmeleri ve seçmeni CHP’den soğutmaları…
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, özelleştirme öncesinde vapur alacak. İnternet sitesine 5-6 vapur maketi koyuyor, ‘Hangisini istersiniz’ diyor, halk seçiyor, belediye de onu alıyor.
İzmir ne yapıyor? “Vapurlarda çay ocağı işletemedik, simit, çay, boyoz satışını kaldırıyoruz”
diye Meclis’ten karar çıkartıyor. Hiç kimseye sormadan, danışmadan, simit-boyoz’un İzmir’in simgesi olduğunu düşünmeden, “Millet otomatik makinelerden gofret, bisküvi yesin, Körfez’in engin maviliği karşısında ve püfür püfür rüzgarda naylon bardaklardan bulaşık suyu gibi çay içsin” diyor, ‘Ben yapıyorum, oluyor’ diyerek vapurdan demleme çayı ve simiti kaldırıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi 75 civarında yeni otobüs alıyor. Sonra internet sitesinden halka soruyor. Sarı mı, yeşil mi, kırmızı mı, erguvan rengi mi istersiniz? İstanbullu oy kullanıyor, erguvan renginde karar kılınıyor ve yeni otobüsler halkın tercih ettiği renkte hizmete giriyor.
İzmir’e dönelim…
İZBAN devreye giriyor. Vatandaşa, muhtarlara, yolculara sormadan, fikirleri alınmadan çok sayıda otobüs seferi ve hat iptal ediliyor. “İZBAN’a bineceksiniz kardeşim. Üstelik ikinci binişiniz bizden, beleş…” diye dayatılıyor.
Trene gelinceye veya trenden evine dönünceye kadar yüzlerce, binlerce insan duraklara yığılıyor, otobüse binebilecek kadar şanslı ise balık istifi seyahate razı oluyor. Ama, burnundan soluya soluya, “Seçimde ben bunun hesabını sizden sorarım” diye diye..
Ama bizim çok bilenler, ‘Ben yaptım oldu’ diyenler, vatandaşın isyanının sandıkta patlayacağını hiç mi hiç hesaba katmıyor.
Akşam evine ulaşabilen seçmen, posta kutusunda AK Partili bakanlardan gelmiş ve itina ile yazılmış ‘Hizmete devam için bize destek verin’ diyen mektupları buluyor, insan yerine konulmanın, hatırlanmanın gururunu yaşıyor, televizyonu açtığında ise CHP’deki iç kavganın, küfürleşmenin haberini izliyor.
***
Denizli’de şimdi milletvekili seçilen Belediye Başkanı Nahit Zeybekci, kent ortasında kalan cezaevini, Kız Meslek Lisesi’ni, Öğretmenevi’ni yıkıyor, oralara geniş parklar yapıyor, kente geniş yeşil alanlar kazandırıyor.
İzmir ise kime hizmet edeceği ayan beyan ortada olan EXPO adına, son yeşil kale İnciraltı’nın imar planını değiştiriyor, eşsiz limon, mandalin, portakal bahçelerinin yerine beton yapılar dikilmesinin önünü açıyor. Yeşili katlediyor.
İZSU’nun görevlileri, işi gücü bırakıyor, Seferihisar’ın, Urla’nın, Selçuk’un, Yelki’nin dağlarından asırlardır akan hayrat çeşmelerini kapatıp mühürlüyor, “Su bizim kardeşim, parasını ödeyeceksiniz” diyor. Deli Dumrul vergileri misali, dağdan akan suya el koyuyor, parasını istiyor.
***
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kentin kalbi Taksim’in trafiğini yer altına almaya, Taksim’i gezi parkına dönüştürmeye hazırlanıyor. İlk işi de bu inşaat süresinde hiçbir aksama olmaması için alternatif yol ve ulaşım planları üzerinde çalışmak oluyor.
İzmir ise Hatay ve Üçkuyular’da oturanları ‘Size metro yapıyorum, ben yapıyorum oluyor’ diyerek aylardır, yıllardır çileye mahkum ediyor. Ulaşım ara yollara, ara sokaklara yönlendiriliyor. Sonuçta vatandaş mağdur, vatandaş çileli… Cadde esnafı iflasta…
Ve sandıkta, Konak’ta CHP’nin geleneksel hakimiyeti iyice eriyor, AK parti, CHP’yi yakalama noktasına geliyor. Buca, Bayraklı, Gaziemir, Karabağlar gibi ilçelerde CHP’yi geçiyor. Menderes ve Menemen gibi belediye başkanlarının kendilerini CHP’nin markası gördüğü ilçelerde tahtlar sallanıyor.
Bakmayın siz Balçova’da, Narlıdere’de, Karşıyaka’da yüzde 65’lik CHP oylarına… İzmir, sadece Narlıdere, Balçova ve Karşıyaka‘dan oluşmuyor.
Tamam, siz Bayındırlı üreticinin, Tireli sütçünün ürününü alabilir, emekten yana olduğunu gösterebilirsiniz. Buna kimsenin itirazı da olmaz. Ama onu yaparken bile İzmirlinin fikrini alma ihtiyacı duymaz mısınız? Küçücük bir anket size zul mü gelir, vatandaşın fikrini alsanız itibar mı kaybedersiniz. Alsancak’ta işinizi gücünüzü bırakıp tente boyu peşine düşmeseniz, çok şey mi yitirirsiniz? Memlekette her şey bitti de konu bazı okul müdürlerinin kızların etek boyuna kafayı takması gibi sadece tente boyuna mı kaldı?
Yoksa, “Ben hasbel kadar de olsa kazandım kardeşim. Kazandım ve koltuk benim. Ben ne istersem onu yaparım. Seçim meçim beni ilgilendirmez, ben yaptım oldu” demeye devam mı edersiniz?
Öyle derseniz, çok değil önümüzdeki yerel seçimde, ardından 4 yıl sonraki genel seçimde de vatandaş, “Ben yaptım oldu ağabey” diyerek sizi alaşağı edebilir, CHP’nin son kale, son kale dediği İzmir de düşebilir.
Özetle, İzmir’de CHP’deki kaybın tek adresi vardır.
İzmir’in başı çok, çok, çok, çok büyüklerde gezen, burnundan kıl aldırmayan Büyükşehir Belediyesi…
Gerisi teferruattır…
(GELECEK YAZI, MHP NEDEN KAYBETTİ-20 HAZİRAN PAZARTESİ YAYINDA… )
chp içindeki bazı hizipler aman oy düssün hesabı tunç başkana sorulsun
diye akp ye calışan bazı chpli gecinelere sormak lazım