Seferihisar Yeni Haber Gazetesi | Yazarlar

Çanakkale savaşında İngiliz oyunu..

10 Mart 2011, 17:05
Seferihisar.com Twitter'da

ÇANAKKALE SAVAŞINDA İNGİLİZ OYUNU VE SAVAŞI KAZANDIRAN EZAN-I MUHAMMEDİYE

    Sevgili Dostlarım!

    İçinde bulunduğumuz ay tarihi, kültürel ve çeşitli hikmetlerle dolu kutsal bir aydır. 3 Mart 1924 mensubu bulunduğumuz Diyanet İşleri Başkanlığımızın kurulduğu, 12 Mart 1921 Milli Marşımız İstiklal Marşının kabul edildiği ve bir milletin yok olup bittiği yeniden dirildiği günün önemini anlatan

18 Mart 1915 tarihinde yapılan Çanakkale Savaşı.
Tarih boyunca İslam’a en büyük düşmanlığı İngilizlerin yapmış olduğunu görürüz. Günümüzde ise Amerika ve Avrupa’nın yeni düşman addettiği İslam’a ve İslam dünyasına karşı ahlaksızca saldırırken, İngilizler bu saldırılara ve Amerikan projelerine tam destek vermekte ve Amerika ile omuz omuza hareket etmektedir.
 
İngilizler Çanakkale için sömürgeleri altında olan Müslüman ülkelerden asker topluyorlardı. Saf Müslümanları, “Sizin halifenizi Almanlar kaçırdı. Biz, sizin halifenizi kurtarmak için Almanlarla savaşıyoruz.” diyerek kandıran İngilizler, bu yalana kanmayan Müslümanları, ailelerini öldürmekle tehdit ederek zorla cepheye sürdü. Gelmek istemeyenleri ise öldürdüler.
 
İngiliz’in oyununa gelen Müslüman askerler Çanakkale’de, Türklerle savaştıklarından habersizdiler. Bir bayram sabahı ilahi bir lütuf olarak Türk siperlerinin üzerini bulutlar kapamıştı. Düşmanın, siperlerimizi gözetleme imkanı ortadan kalkmıştı. Askerlerimiz çok sevinmişti. Zira bayram namazı kılmayı çok arzu ediyorlar fakat komutanları, toplu halde namaz kılmanın düşman için bulunmaz bir fırsat olacağını söyleyerek müsaade etmiyordu. Siperlerimiz bulutlarla kapandığına göre artık namaz kılınabilirdi. Komutanından erine hep beraber saf tuttular ve vecd içinde namaza durdular. Bayram namazını kıldıktan sonra hep bir ağızdan şevkle tekbir getirmeye başladılar.
 
Bu sırada düşman siperlerinden gürültü, arkasından da silah sesleri gelmeye başladı. Meğer, kendileri gibi Müslümanlarla savaştıklarını anlayan kandırılmış askerler, düşman siperlerinde karışıklık çıkarmışlardı. İngilizler de onların bir kısmını kurşuna dizmiş, bir kısmını da cephe gerisine çekmişti.
 
Müslüman askerleri kandırarak cepheye süren İngilizler, Müslüman olmayan Avustralya, Yeni Zelanda gibi ülkeleri de propaganda yolu ile kandırıyordu. Hristiyan devletlerine, dünyayı barbar Türklerden kurtarmanın zamanı gelmiştir, diyorlar. Bu savaşın aynı zamanda bir haçlı savaşı olduğunu ifade ediyorlardı. Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelen Anzak askerleri de İngilizler tarafından kandırılmıştı.
 
Çanakkale savaşında Türklerin kahramanlığı gibi insanlığına da hayran kalan Anzak askerleri İngiliz kalleşinin gerçek yüzünü görüyordu. Nitekim İngilizler onlara “Türkler yamyamdır. İnsan eti yerler. Dünyayı bu yamyamlardan kurtarmak için savaşıyoruz” şeklinde propagandalar yapmışlardı. Fakat onlar cephede gördüler ki Mehmetçik kendi hayatını tehlikeye atarak düşman askerini kurtarabilecek kadar, kendi yaralı iken düşman askerinin yarasını sarabilecek kadar, kendi bayat ekmek yerken düşman esirine taze ekmek yedirebilecek kadar insanlığın zirvesindedir. Çanakkale’ye gelirken Türklerden nefret eden Anzaklar, Türklere hayran kalarak memleketlerine dönmüşlerdir.

İngilizlerin Çanakkale’de yaptıkları adiliklerden birisi de kimyasal gaz kullanma teşebbüsleridir. Bu insanlık cinayeti, Lordlar Kamerasında Çörçil tarafından gündeme getirilmişti. Bunun bir insanlık suçu olduğu vurgulanınca Çörçil, “Türkler insan değildir. Bu yüzden gaz kullanmamızda bir sakınca yoktur” diyerek oradakileri ikna etmişti. Varillerle kimyasal gazlar gemilere yüklenip Çanakkale’ye sevk edildi. Rüzgar, mevsimin özelliğinden dolayı denizden karaya doğru esiyordu.
 
Varillerin kapaklarını açacaklar, rüzgarın etkisiyle karaya doğru esen gazlar Türkleri zehirleyecekti. Fakat Müslüman Türk’e olan ilahi yardım İngilizlerin hesabını bozmuştu. Variller Çanakkale’ye ulaşınca rüzgar yön değiştirmiş, karadan denize doğru esmeye başlamıştı. Bu durum savaş boyunca devam etti.

Zehirli gaz kullanmaya muvaffak olamayan İngilizler başka bir kalleşliğe, başka bir insanlık suçuna imza atmayı başardılar. 28 Haziran 1915 gecesi direk, Sargı Yeri Hastanesini hedef alarak, çoğu parmağını bile kıpırdatamayacak kadar ağır yaralı olan 18.000 yaralı askerimizi şehit ettiler.
 
Mehmetçiğimiz onların hastane gemilerinin hiçbirine tek kurşun bile atamazken, buna mukabil düşmanın yaralı askerlerini bile büyük bir şevkatle tedavi ederken, İngilizler Ortaçağdan kalma vahşiliklerini pervasızca sergiliyorlardı. Bir savaş ve insanlık suçu işleyerek 18.000 savunmasız insanı katlediyorlardı.

Çanakkale’de İngilizler ve müttefikleri mağlup oldular. Savaş bitti, fakat İngiliz hilesi bitmedi. Savaştan sonra İngilizler Londra’nın iki önemli caddesine, Oxford ve Cambridge caddelerine birer heykel dikmişlerdi. Halen mevcut olan bu heykellerde, Osmanlı askerinin süngüsünün ucunda bir İngiliz askeri tasvir edilmekte ve altında şu ifadeler yazmaktadır: “Türkler, Çanakkale’de babanı böyle öldürdüler.”

Şu ikiyüzlü İngilizlere bakın. Aldatmacaları ile yetmiş iki milleti peşlerine takıp dev zırhlılarla, dünyanın bir ucundan gelip ülkemizi işgal etmeye çalışıyorlar, her türlü imkansızlığa mukabil göğüslerindeki imanla savaşan Mehmetçiğe ölüm kusuyorlar, buna mukabil vatanını savunan Türkler hunhar, saldırgan İngilizler mazlum oluyor.
 
Bugün de yapılan şeyler dün yaşadıklarımızın benzeridir. Dünyanın bir ucundan kalkıp gelen Amerika ve İngiltere, Ortadoğu’yu işgal etmeye çalışmakta, buna mukabil ülkesini savunmaya çalışan bir avuç direnişçiye terörist damgasını vurmaktadırlar. Irak’ın işgalinde yeniden görüldüğü üzere öncelikle Müslümanı müslümana kırdırmayı hedeflemektedirler. Bu yüzden etnik farklılıkları ve mezhep farklılıklarını ön plana çıkarmakta, Müslümanların birbirine düşmesine çalışmaktadırlar.
 
Dünyayı yanlarına alabilmek için Müslüman ülkelerde kimyasal silah olduğunu ve bu ülkelerin dünya barışını tehdit ettiğini iddia etmektedirler. Halbuki dünyayı asıl tehdit eden kendileridir. Nitekim Amerika, Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak yüz binlerce masum insanı buharlaştırmış, İngiltere ise başarılı olmasa da Çanakkale’de gaz kullanmaya teşebbüs etmiştir.
 
Kimyasal silah kullanmadan yana sabıka dosyaları kabarık olan saldırgan müttefikler, kendilerinin, dünyanın en korkunç kimyasal ve nükleer silahlarına sahip olmasında herhangi bir sakınca görmemekte, buna mukabil bir Müslüman ülkede bu silahların olabilme ihtimaline bile savaş açabilmektedirler. Hayali gerekçelerle Müslüman ülkeleri işgal edebilmektedir. Gerek İngilizler, gerek Amerika ve gerekse diğer batılı devletler dün ne iseler bugün de aynısıdırlar.
 
Tarihten ibret alıp yanlış adım atmamamız gerekmektedir. Maalesef bizim içimizde de Amerika, İngiltere ve batılı devletlerle hareket etmeyi savunan gafiller bulunmaktadır. Ziya Gökalp’in bu hususta öğüt veren şu dörtlüğü dikkat çekicidir:

Kardeş dalgın çıkma yola
Bir yol tut ki emin ola
Önde varsa bir İngiliz,
Gitme sakı, fena bir iz.

Şu gerçeği asla unutmayalım ki İngiliz’in, Amerika’nın veya AB’nin izinden gitmek bize az şey kazandıracak fakat çok şey kaybettirecektir. Kaybedeceğimiz şeylerin en büyüğü ise Müslümanlıkla ve Türklükle yoğrulmuş milli şahsiyetimiz olacaktır. Unutmayalım ki, milli şahsiyetini kaybeden milletler milli hakimiyetlerini de kaybetmiş demektir…


Avrupa cephesinde durum böyle iken, Rusya cephesinde daha acımasız bir İslam ve ezan düşmanlığı sergileniyor, din ve vicdan hürriyeti Kominizmin elinde inim inim inliyordu. Tarihi belgeleri okurken tüylerimiz diken diken olur. Şimdi o bölge insanının ezan özlemine kulak verelim: Değerli bir Hocamızın hatırasını sizlerle paylaşalım istedik:
          
Ülkelerin bayrağını, dilini, dinini ortadan kaldırarak her şeyi tek tipe irca ederek insanları köleleştiren koministler, uyguladıkları zorbalıkla yetmiş yıl bayraksız, ezansız bırakılan ülkelerden biri olan Azerbaycan’a 1992 yılında gittiğimde bayrak aşkı ile yanan bir Azeri’ye ezan duydun mu diye sorduğumda: “Kemal Muallim” dedi, “Hiç bayraksız olar mı? Bayraksız kıble olar mı? Bayraksız namus ola mı? Bayraksız Millet olar mı? Bayraklı geçen bir ömrü, bayraksız geçen on ömre, yüz ömre, bin ömre değişmem. Bayraklı geçen gün var, bin aya değer. İnsanı düşüncesiz ve iradesiz kılan, sevgililerinden koparan, şu makineli vahşet sisteminin zulmünde can vererek şu kabirde yatan binlerce soydaşlarımız, kandaşlarımız, dindaşlarımız bayraklarını görmeden can verdiler” dedi ve ilave etti: Bayraksız milletler, kıyametlerini gözleriyle görürler. Sen kendinin değilsin; Bayrak, Vatan, senin değilse.”
Ülkemizin, İslam aleminin ve hatta tüm insanlığın çok kritik ve sancılı bir dönemden geçtiği inkar edilmez bir gerçektir. Özellikle jeopolitik ve jeostratejik cazibesi nedeniyle ülkemiz, devletimiz ve vatanımız üzerinde çok sinsi oyunların sergilendiği bir geçiş dönemi yaşıyoruz. Bir batılı istihbarat elemanı bir konuşmasında: “Türk milleti serseri bir mayına benzer, o yüzden çok ince oynamamız gerekir” diyor.

İşte milletimizi tarihe gömmek için çok ince hesap ve planların yürürlükte olduğu; bir var olma veya yok olma durumu ile karşı karşıya bulunuyoruz. Yukarıda sunduğumuz tarihi belgeler iyi okunur, iyi tahlil edilirse tarih tekerrür etmez, milletimizin düşmanlarının hevesleri kursaklarında kalır. İşte İngilizlerin oyunları Çanakkale’de ezanla bozuldu ise, yine milletimize kurulan hain tuzakların bozulması konusunda ezan bizlere yardımcı olabilir. Yeter ki ezan susmadan uyanabilelim…   

Önümüzdeki Ayda Kutlu Doğum Haftası yazısında buluşmak üzere;
Allaha emanet olunuz.

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi
 Seferihisar Yeni Haber Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan köşe yazılarının tüm hakları ve sorumluluğu köşe yazarına aittir.
YORUM YAZ
Çanakkale ruhu... (+4) -
''Çanakkale içinde Aynalı Çarşı, ana ben gidiyorum düşmana karşı''... Çanakkale'yi en iyi anlatan türküde de anlatıldığı gibi Çanakkale bundan 94 yıl önce vatan için evlerini, ana ve babalarını, sevdiklerini evlerinde bırakıp Gelibolu'ya koşan Mehmetçiğin kahramanlıklarıyla geçilmez oldu.
Gelibolu Yarımadası'nda 96 yıl önce yaşanan kanlı savaşın izlerini hala taşıyan Çanakkale'yi 1915 yılında döneminin en modern, ''yenilmez armada'' denilen donanmasıyla denizden geçmek için gelen İngiliz ve Fransızlar, Mehmetçik karşısında Çanakkale Boğazı'nın serin ve karanlık sularına gömüldü.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Seferihisar Yeni Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Ümit Cingöz'le dobra dobra
Ümit Cingöz'le dobra dobra
AK Parti İlçe Başkanı Ümit Cingöz’e biz sorduk, Cingöz cevapladı.
 
YAZARLARIMIZ
Yeni Haber'den
GEÇ DE OLSA İYİ OLACAK
Mustafa KARABULUT
TEOMAN EREL VE SEFERİHİSAR BELEDİYE MECLİSİ
Ayaklı Gazete
BELEDİYENİN AVRUPA YAKASI
Yasemin KARABULUT
KADINLARIMIZ
Şükrü Demirel
ÖMÜR VE ÖLÜM MUHASEBESİ
Muhittin AKBEL
BAZ İSTASYONU TERÖRÜ
 
FOTO GALERİ
 
SON YORUMLANAN HABERLER
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
 

Bu sitenin tüm hakları, Seferihisar Yeni Haber Gazetesi-ne aittir.

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi - Hıdırlık Mh. Atatürk Cd. 35/105 Seferihisar / İZMİR
Tel :0232 7434212