| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Sevgili okurlar,
Birkaç gündür ortalık yıkılıyor.CHP’li Süheyl Batum “meğer ordu kağıttan kaplanmış…”demiş…
Şanlı ordumuzu korumak için başta Başbakanımız,AKP yetkilileri ve anlı şanlı kalemşörler öylesine bir saldırı başlattılar ki rihter ölçeğine göre 8 şiddetinde deprem yanında halt eder.Sonunda Başbakanımızın tavsiyesiyle bir savcımız,Süheyl Batum hakkında soruşturma başlatmak için Adalet Bakanlığı’ndan izin istedi.
Türk Silahlı Kuvvetleri’mizin arkasında böyle aslanlar gibi durulmasından çok duygulandım…
Ama gelin duyguyu bir yana bırakıp,olgulara başvurarak neyin olup bittiğini daha iyi anlamaya çalışalım.
Hepinizin kimin söylediğini bildiği, “Kelle” ya da “Seninki yırttı”ya da “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir”söylemlerini de, “İyi ki bu askerlerle savaşa girmemişiz”denmesini de,Harp okulunu birincilikle bitiren teğmenin cep telefonuna bizzat polis tarafından “sehven”teröristin telefon fihristinin yüklenmesini de bir tarafa bırakarak önceye dönelim…
Amerikan RAND düşünce kuruluşunun daimi politik danışmanı, ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı'nın (CIA) eski yöneticisi, ABD Dışişleri Bakanlığı görevlisi Graham FULLER’in “YENİ TÜRKİYE CUMHURİYETİ” isimli bir kitabı yayınlandı. Kitapta,Graham Fuller; Atatürk’ü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini oluşturan Kemalizm’i kötülüyor ve Türklerin Kemalizm’i terk edip ılımlı İslam’ı benimsemesini öneriyor.
Ilımlı İslam, Kemalizm’i silmeye yönelik bir karşı devrim imiş ve bu devrimin karşısındaki tek güç TSK ile ulusalcı aydınlar imiş ve tasfiye edilmeleri gerekiyormuş.
Hollandalı Hıristiyan Demokrat Parlamenter Arie Oostlander. 2003 yılı Mart ayında Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu’na bir rapor sunuyor. Bu rapor, 19 Mart 2003 tarihinde onaylanıyor. raporda;
“Türk devletinin temel felsefesi olan Kemalizm, Türk devletinin bütünlüğüne yönelik ölçüsüz endişe kaynağı oluyor. Devletçilik, ordunun güçlü rolü, dine karşı çok katı bir tavır gibi yaklaşımlara öncelik veren Kemalizm felsefesi, Türkiye’nin AB‟ye katılımına köstek oluşturuyor”diyor.
Peki,mümtaz Türk medyasının değerli(!)kalemşörleri bu görüşlerin yayılmasına nasıl destek veriyorlar?İşte onlardan birkaç alıntı:
1. “Asker; Camiye bomba atmak, kendi uçağımızı düşürüp bunu Yunanistan'ın üstüne atarak savaş çıkarmak, PKK'nın çarpışmayı sürdürebilmesi için gene kendi uçağımızı düşürerek engellemek, cephanesi biten PKK militanlarına iki kamyon mermi göndermek gibi SAPIK işlere kalkışmayacak… Vatana ihanet etmeyecek…” (Engin ARDIÇ, 27 Ağustos 2010,Sabah Gazetesi)
2. “Geçmişte bu ülkenin en ileri kurumu orduydu, bugün ise en geri, en ilkel ve en kaba kurumu ordudur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne karşı, bugüne kadar ortaya çıkartılmış en ciddi tehdidin Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içinden geldiğini gösteriyor… Türkiye'nin birliğini, halkın hukukunu, devletin bekasını koruyabilmek için bu "kurumsal yapı"ya son vermemiz ve yeni bir ordu kurmamız lâzım…
Bizim bir Nizam-ı Cedit ordusuna ihtiyacımız var…” (Mümtazer TÜRKÖNE “Vesayet ve Demokrasi” konulu Abant Platformu ve Zaman Gazetesi, 29 Ekim 2009,11 TEMMUZ 2010)
3. “Katilleri yakalamakla yükümlü bir örgütün (yani TSK)içine katiller sızmış… Balyoz İddianamesi’ne göre “katil doğanlar” devlet içine yuvalanmışlar... Çakma Askeri Cumhuriyeti toptan AB standartlarında demokratik bir cumhuriyet’e dönüştürmeden her şey boş” (Mehmet ALTAN, Star Gazetesi, 17 HAZİRAN 2010 )
4. “PKK, orduyu, eski zaman argosuyla söylersek, KÜLLÜM ediyor.
Öyle bir mangayı falan pusuya düşürmüyor… En seçkin birlikler denen komando tugayına saldırıyor… Ordu, PKK’nın peşinde değil, PKK ordunun peşinde gibi bir görüntü var… PKK orduyu hallaç pamuğu gibi atıyor… Bu ordu, ordu değil.” (Ahmet ALTAN, 22 TEMMUZ 2010, Taraf Gazetesi)
5. “Türkiye’de son günlerde bölgesel demokratik özerklik talepleri dile getiriliyor.
Darbeci paşalara karşı çok uysal ve anlayışlı savcılarımız demokratik özerklik talepleri karşısında hemen aslan kesiliyorlar…” (Eser KARAKAŞ, Star Gazetesi, “Lozan’ı Herkese Uygulamak” konulu yazısı)
6. “Askeri okullarda Marksist, Leninist, ateist, mason ideoloji ve kültürü egemen kılınmaya çalışılıyor... Bugün TSK’nin en büyük sıkıntısı dinden tecrit edilmiş bir eğitim sistemi… Askeri eğitim doktrini Dinden uzak durmayı öğretiyor… Askerlik yaşam tarzı olarak görülüyor. Bu bir bakıma askerliğin din olarak görüldüğü algısını oluşturuyor… İlk günden itibaren dinden uzak durulması gerektiği telkin ediliyor... Öğrencilik yıllarında alkol kullanımı kesinlikle tavsiye edilen, olmazsa olmaz olarak sunulmaya çalışılan bir konu.” (Haber Vaktim Editörü, 13 TEMMUZ 2010)
7. “Bu Orduyu 3’e bölüp; bir kısmını Ermenilere, bir kısmını Yunanlılara, bir kısmını Yahudilere verelim. Biz de kurtulalım… Bizim askerimiz dinimize karşı, geleneklerimize karşı, Osmanlıya karşı, tarihimize karşı, milletimize karşı, ne diye besliyoruz bunları” (Abdurrahman DİLİPAK’ın yazısına HABİB rumuzlu okuyucu yorumu)
(Bunları Em.Tuğgeneral Hikmet Yavaş’ın yazısından derledim)
İşte böyle sevgili okurlar,ben yorum yapmaksızın yalnızca yazılan ve söylenenleri aktardım.Parçaları birleştirince ortaya hangi resmi çıkaracağınız sizin algılamanıza kalmış…Ne yapılmaya çalışılıyor bir düşünün bakalım…