| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Çok değil iki yıl öncesine kadar ilçeye basın mensupları geldiğinde (gerçi çok geldiği de olmazdı da...) ahali o insanlara “acaba niçin geldiler” düşüncesiyle meraklı gözlerle bakarlardı.
Ulusal TV’lerin muhabir veya kameramanlarını ancak mültecilerin çok ölümlü deniz kazalarında görebilirdik.
Geçtiğimiz yıl ise her hafta ilçenin bir köşesinde bölgesel veya ulusal TV ekiplerini görebilmemiz mümkün hale geldi. Yazılı ve görsel yayın kuruluşlarının görevlileri sıkça görüldüğü için artık ahalinin dikkatini de çekmez oldular.
Seferihisar’ın 20-25 yaş arasındaki gençleri, belediye başkanını, etrafında 8-10 koruma, o kadar da yalaka ve yağdanlıkla gezen kişi olarak bilirdi. Ancak bu makamın hiç de öyle olmadığı ve bir belediye başkanının bisikletle, hafta sonu tatillerinde makam aracı yerine eşine ait ve eşinin kullandığı araç ile bölgede inceleme yapabilecek kadar mütevazı olabileceğini öğrendi…
Seferihisar’da bir vatandaşı veya belediyede çalışan bir personeli telefonla aradığında “Ben başkan” yerine sadece “Ben Tunç” diyebilen bir insanın bu makamı yönetebileceğini öğrendi..
Bu cümleyi niçin kullandım biliyor musunuz?
Bu yüce makamda öyle isimler görev yaptı ki hala araçlarının plakasını değiştirmeyi bile içlerine sindiremediler. Ahali de bunları yan gözle hala izliyor.
Seferihisar gençliği şu anda belki farkında değil ama hızla Avrupalı olma yolunda ilerliyor. Yani aşiret ve ağalık kültüründen modern bir kültüre yöneliyor. Bir iki yıl sonra bunun tamamen farkında olacaklar.
Bazıları ise ağızlarındaki bir sakızı çiğnemeyi sürdürüyor. Diyorlar ki, “İlçeye bir çivi bile çakılmadı.”
Bu yargı karşılığını mutlaka bulacaktır, ancak bir ilçeye bir çivi çakılması kadar, o toplumun, bilhassa gençliğinin örnek alacağı bir kişiyi yönetimde görmesi bence çok önemli ve en büyük eğitim şeklidir…
Söz buraya gelmişken, ben yakın yıllara kadar ilçe gençliğinin babalarına ait arsa veya bahçelerini satarak lüks araç aldıklarını veya lüks araç sahibi olanlara özlemle baktığına tanık olurdum. Ancak son aylarda “Şu şekilde bir bisiklet alacağım” cümlesini kullanan çok sayıda gencin sohbetine tanık oluyorum…
Zaten Avrupalı, yani modern toplumun yaşam şeklide bu değil midir?..
Seferihisar gibi içe kapalı toplumlarda siyaset yapmak zordur…
Seferihisar’da yaşayan insanlarımızda bırakın yurtiçi veya yurtdışına çıkarak dünyayı gezip görmeyi, Sığacık, Ürkmez veya Doğanbey mahallelerini gezip görmeyen insan sayısı bile anımsanmayacak kadar çoktur..
İşte gezip görmeyen topluluklarda bilgi ve tecrübelerini onlarla paylaşarak fikir mütalaası yapmak da hayli zordur…
Tunç Soyer siyaset yapmıyor..
Tunç Soyer’in dünya ülkelerinde gezmediği ülke sayısı yok denecek kadar az. İngilizce ve Fransızca’yı ana dili gibi kullanması, yetiştiği ve yaşadığı aile yapısı ile kişisel vizyonu da tamamlayıcı unsur olduğunda, böyle bir isim siyaset yapma ihtiyacını duymadığı gibi “siyaset” veya “siyasetçi” gibi sözcüklerden de hoşlanmıyor. ..
Tunç Soyer, gördüğü ve yaşadıklarıyla tecrübelerini, ülke içi ve dışında sanattan iş dünyasına kadar çeşitli dallardaki ünlü arkadaşları sayesinde Seferihisar’ın ismini çok iyi duyurdu ve duyurmaya da devam edecektir.
Ayrıca Seferihisar son yıllarda gözle görülür bir şekilde bir Avrupa kenti olma, dahası aydın bir kent olma yolunda hızlı adımlarla ilerliyor.
Bir ilçede kaymakam tamam da, toplumun yapısını değiştirme konusunda belediye başkanının hayli etkili olduğunu son yıllarda, hatta aydan aya çok daha iyi hissedebiliyoruz.
İşte onun için olacak ki Osmanlı döneminde belediye başkanı için şehrin emini, diğer bir deyişle “Şehremanetinin başında bulunan kimse” ismi konulmuş…
Yeni yıl için umutlu muyuz?
Yeni yıla adımımızı attığımız bu günlerde Seferihisar belediyesinin Ürkmez bölgesine imar ve fen görevlileri dahil, tam teşekküllü bir şube oluşturacağı duyumlarım, o bölge insanları için bir umut ışığı olduğu kesindir, çünkü o bölgeye merkezi yöntemlerle yeterli hizmet verilemediği anlaşılmış ve bu bölgenin en önemli sorununa neşter çekilmek üzere karar alınmıştır.
Bu durum sevindiricidir.
İlçe merkezine yapılacak tadilatlar da umut vericidir. Belediye çalışanları ile belediye çalışmayanları arasındaki farkın artık görüldüğü, bu sorunlara da neşter vurulacağı duyumlarımız bir başka güzel gelişmedir. …
Seferihisar yaşayan bir vatandaş olarak, eski yıllarda öğrendiklerimizi birkaç cümleyle özetlemeye çalıştım, ancak yeni yılda Başkan Tunç Soyer, yakın çalışma gurubuna izolasyon uygulamazsa yukarıda belirttiğimiz başarılarının parça parça eksileceği de zaman içinde görülecektir…
tüm okurlarımızın yeni yılın mutlu ve sağlıklı olması dileğimle.
Yaklaşık 300km uzaklarda değil, siz Sığacık'da ikamet eden bir okurumuzsunuz.
Niçin kendi isminizi yazmadığınıza şaşarım.
Eleştiri demokrasinin erdemidir, ancak eleştiren kişi kendi ismini gizlediğinde iyi niyet aramamız imkânsız.
Son yıllarda Sığacık'ı ziyaret eden misafirler ipini koparıp gelen, yani "ipini koparan" anlamının manası " ipini koparan hayvan veya davar" anlamında olduğunu bilmeliydiniz.
Ayrıca Sığacık'ı ziyarete gelen insanlar özel araçlarıyla geldiklerinden çokda ipini koparan tiplere benzememektedir ki gelen konukların araçlarına park yeri bulunmakta zorluk çekilmektedir.
Sığacık da kurulan üretici pazarında yerel üreticilerin elde ettiği kazancı göz ardı edercesine siz ";ben 7-8 sene önce Sığacık'lı üreticilere veya esnafa günde kaç para bırakıyordum" sorusunu kendinize hiç sordunuz mu?
Ayrıca siz sadece kendi çıkar ve menfaatlerinizi düşünen egoist birisiniz..
Haber sitemizin başlattığı anket ile belediye yöneticilerinin ne ilgisi var?
Türkiye'de iktidar için değişik tarihlerde değişik anket kuruluşları halkın nabzını kamuoyuna yansıtmıyorlar mı?
Seferihisar.com haber sitesinde başlatılan anketi mevcut yönetimin başlatmadığını biliyorsunuz, siz uzaklardan biri filan değil bölgede ikamet eden ve kendi kişiliğinizden ödün veren, dahası kişiliğinizi bulamayan birisiniz, aksi olsaydı gerçek isminizi ve adresinizi yazardınız.
Bundan böyle siz gibi kendi ismini yazamayan ve yazdıkları yorumların arkasında duramayan yorumcularımızın yorumlarının yayınlanmaması için daha hassas davranılması gerektiği bizler için bir kez daha önem kazanmıştır...
M.K