Seferihisar Yeni Haber Gazetesi | Yazarlar

Hac hatıralarım

20 Aralık 2010, 09:13
Seferihisar.com Twitter'da

Bir hac sezonu daha geride kalırken bu görevi yeniden ifa etmenin mutluluğunu yaşıyorum. Sizlere bu Ay ki yazımda Mekke ve Medine hatıralarımdan bahsetmek hacca giden kardeşlerimin anılarını tazelemek, gitmeyenlere de oralar hakkında kısa bilgiler vermek için hac hatıralarıma ayırdım.

Bu ayki yazıma başlarken sizleri saygı ile selamlıyor, Allah’ın rahmeti bereketi ve mağfireti sizlerin ve tüm inananların üzerine olsun diyorum…

Değerli okuyucularım Bildiğiniz gibi Türk hacıları Mekke`de genelde Mesfelede kalırdı ama şimdi Aziziye denilen bölgede kalıyorlar. Bu yıl Türkiye`ye ayrılan kotanın 70 bin olduğu ve ek kontenjan ve Avrupa dan gelen Türklerle birlikte 120.000 Türk’ün oralarda olduğu düşünülürse, Mekke`nin içinde neredeyse normal büyüklükte bir ilimiz var.

Sokağa çıktığınızda hiç yabancılık hissetmiyorsunuz. Her tarafta Türkçe yazılar ve Türkçe konuşan insanlar... Üstelik bunlar sadece bizim insanlarımız değil, buranın yerlileri de Türkçe konuşuyor.
 
Bütün Türklerin çok iyi öğrendiği bir cümle var; `Kem riyal?` Türkçesi `Kaç Riyal?`( kaç para) demek. Soru daha karşıya ulaşmadan cevap geliyor: `Beş Riyal ya Hacı!` `Gel vatandaş gel, hepsi 10 riyal bunların, sakın kaçırma!` Bu aşina sesi duyunca dönüp bakıyorsunuz, karşınızda siyahi bir Müslüman. `Türk Bakkalı` tabelasının yanında açtığı tezgahın başında alabildiğince dikkat çekip, müşteri toplamaya çalışıyor.
 
Ana cadde boyunca Türk kafeteryaları var. Gün hatta gece boyunca Türk hacılarını burada toplanmış, sohbet ederlerken bulabilirsiniz. Hele de sohbetler ince belli bardaktaki çayla tatlandırılırsa, tadından yenmez oluyor. Sohbetlerin konuları çok çeşitli olabilir. Hacı adayları, o gün öğrendikleri bilgileri ya da gezip gördükleri yerleri de dostlarıyla paylaşabiliyorlar, hasretlerini, Türkiye`de geride bıraktıklarını da. Hepsi olmasa da 70 bin insan aynı mahallede toplanınca ilginç sürprizlerle karşılaşabiliyorsunuz.
 
Yürürken, yıllardır karşılaşmadığınız bir dostunuzla karşılaşabiliyor, namazda selam verdiğinizde yanınızda oturanın, yıllar önce yine okul sırasında yanınızda oturan insan olduğunu fark edebiliyorsunuz. Askerlik anıları bir, hac anıları iki. Saymakla bitmez. Ne büyük mutluluk. Burada minik bir Türkiye var. Akşam üzeri biraz dolaşalım diye sokağa çıkan normal bir aile, önce Türk Giyim Pazarına uğrayıp, yeni ürünler gelmiş mi diye bakabilir. Oradan hemen karşıdaki İstanbul Türk Lokantası`nda veya yeni açılan İskender Kebap Salonunda akşam yemeğini yedikten sonra, çocukları Türk Berberinde tıraş olurken, Osmanlı Kuyumculuk`ta incilere ve altın bileziklere bakarak vakit geçirebilir ve eve dönerken Türk Bakkalı`na uğrayıp sabah için erzak tedarik edebilirler.
 
Hacıların kulağı Türkiye`de, oradan Türkiye ile konuşmak çok kolay. Kullandığınız cep telefonu hattı, yurtdışı görüşmelere açıksa orada da rahatça kullanabiliyorsunuz. Pahalı olur derseniz, köşedeki bakkaldan geçici bir hat alıp telefonunuza takabilir ve takar takmaz da Türkiye`yi arayabilirsiniz.

Durum bu mihval üzereyken yurdumun insanının da hac da başka alemlere geçtiğini İslamı ve insanlığı burada tanıdığını küçük zerreler halinde bulunan koskoca bir ümmetin yaklaşık olarak 1.700.000.000 ( Bir milyar yedi yüz milyon) müslüman’ ın temsilcilerinin burada olduğunu, aslında bizim gibi inanan, bizim gibi düşünen, bizim gibi ibadet eden, bizim gibi kabe aşkıyla yanan, bizim gibi Resullulahı seven, bizim gibi hisseden, ve bizim gibi Allahtan korkan, ve en güzeli bizim gibi “tüm inananlar kardeştir” ayeti kerimesini kalbinin kapısına yazmış 4.000.000 (Dört milyon) insanla aynı yerlerde ve aynı zamanlarda buluşmak muazzam bir duygu…

insan bunları düşününce hiç te yalnız olmadığını Resullullahın hadisinde belirttiği gibi “inananlar bir vucudun uzuvları gibidir biri acı çekerse diğerleri bu acıyı hisseder veya bu acıdan rahatsız olur” hadisi şerifinin tecelli ettiğini ve dünya üzerinde yalnız olmayıp 1.700.000.000 din kardeşinin olduğunu hissediyorsun.

Hac bambaşka bir alem... Bazen kendi köyünden, ilçesinden, ilinden başka bir yer görmemiş nice insan uçaklara binerek, kafileler halinde hacca gidiyor. Grup psikolojisi insanları çok etkiliyor. Bazı şeyler birbirinden görerek takip ediliyor. Falan hacı yapmış, biz de yapalım. Falan hacı şunları almış, biz de alalım diye...

İbadeti bazen askıya alıyor hacılar, kabe tavafından çok, hacıların tabiriyle, çarşı tavafı yapılıyor...
İşte bir gün sabah namazına gitmek için Aziziyeden servis otobüsüne binmiştim. Kabe'ye gelince, otobüsten indik. Resulullahın evi denen yerden Kabeye doğru ilerlerken, bir bayan kocasına şöyle diyordu.
- Bey seneye gene gelelim hacca... deyince kocası diyor ki:

- Hanım geldik işte. Seneye gelemeyiz. İkinci defa birlikte gelmemiz zor dedi.
 
Eşi de şöyle cevap verdi, kocasının elini tutmuş bir vaziyette:
- Biliyor musun bunca yıldır evliyiz. İlk defa el ele tutuşuyoruz .Benim bu çok hoşuma gitti. Şimdi biz köyde böyle gezsek bize gülerler. değil mi?
 
Bende kendilerine memlekette hiç böyle gezdiniz mi? diye sordum.
Erkek olan hacım -Vallahi Hiç böyle gezmedik Hocam. deyince hep beraber gülmeye başladılar.
Bazen örf ve adetler bizi öyle tesiri altına alıyor ki, ne demek köyde el ele tutuşsak bize gülerler. Yani adam karısının elini tutamayacak...
 
İslamı Bize nasıl anlatmışlar nasıl öğretmişler, Bu nasıl iş diye düşünmek gerekiyor
Ama hacda "Aman hanım kaybolmasın, birbirimizden ayrılmayalım" diye tutuluyor. Kabe'de tavaf esnasında kocasının gömleğinden veya elinden tutup da tavaf edenler nice bayanlar gördüm.
Bu olayda bir bayanın kocasının elinden tutmasını özlediğini ifade eden güzel bir cümle yakalamış oldum.

Hac hatıraları anlatmakla, yazmakla, konuşmakla bitmez. ama ben Bu hac sezonunda ve diğer haclarımda yaşadığım bu sosyolojik tespitlerimi sizlerle paylaşmak istedim umarım Cenabı hak gitmeyenlere orada bu duyguları yaşayamayanlara oralara gidip görmeyi yaşamayı tam manasıyla hacı olmayı;  gidenlere de tekrar tekrar gitmeyi nasip eder.
 
Sohbetime ve hatıra yazıma son verirken mübarek hicri yılınızı tebrik ediyorun. Muharrem ayının; içinde yaşanılan acılardan uzak, birbirimizi sevmemize vesile olmasını cenabı haktan niyaz ediyor Aşure ayımızın hepimize mutluluklar getirmesini temenni ediyorum.

Gelecek yazımda Medine hatıralarımda buluşmak dileği ve Saygılarımla..

                                                                                      seferihisarmuf@hotmail.com 

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi
 Seferihisar Yeni Haber Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan köşe yazılarının tüm hakları ve sorumluluğu köşe yazarına aittir.
YORUM YAZ
asaf akat (+2) -
teşekkürler pylaştığınız hatıralarınız ve tespitleriniz için.
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Seferihisar Yeni Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Ümit Cingöz'le dobra dobra
Ümit Cingöz'le dobra dobra
AK Parti İlçe Başkanı Ümit Cingöz’e biz sorduk, Cingöz cevapladı.
 
YAZARLARIMIZ
Yeni Haber'den
GEÇ DE OLSA İYİ OLACAK
Mustafa KARABULUT
TEOMAN EREL VE SEFERİHİSAR BELEDİYE MECLİSİ
Ayaklı Gazete
BELEDİYENİN AVRUPA YAKASI
Yasemin KARABULUT
KADINLARIMIZ
Şükrü Demirel
ÖMÜR VE ÖLÜM MUHASEBESİ
Muhittin AKBEL
BAZ İSTASYONU TERÖRÜ
 
FOTO GALERİ
 
SON YORUMLANAN HABERLER
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
 

Bu sitenin tüm hakları, Seferihisar Yeni Haber Gazetesi-ne aittir.

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi - Hıdırlık Mh. Atatürk Cd. 35/105 Seferihisar / İZMİR
Tel :0232 7434212