| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Neler oluyor bize sevgili dostlar? Bu ülkeye neler oluyor?
İnanın anlaması çok güç bir dönemden geçiyoruz. 8 yıl önce bu ülkede PKK yok olmaya yüz tutmuş bir örgüttü. Hiçbir etkinliği kalmamış, eylem bile yapamaz hale gelmişti.
Bugün benim ülkemi yöneten siyasi parti ile PKK masaya oturuyor, ‘’Aman kardeşim bak önümüzde referandum var. Bu şehit cenazeleri çok tepki yaratıyor. Bana birazcık izin ver. Bir süreliğine ateşi kes. Şu referandumu bir atlatalım, söz veriyorum ben sana yardımcı olacağım. Ama sen hele şu ateşi bir kere kes, referandumdan istediğimiz sonucu bir alalım, sonra 1 hafta içinde yaptıklarımızı beğenmezsen yine eylem yaparsın ama şimdilik biraz ara ver’’ diyor ve PKK ateşi kesiyor. Hemen ardından da Demokratik Toplum Kongresinden ‘’Demokratik özerklik’ talebi ortaya çıkıyor. Hiç mi Atatürk’ten utanmaz bu ülkeyi yönetenler sevgili dostlar? Bu nasıl bir şeydir? Benim ülkemin bir bölümü özerklik istiyor.
ANLAMIYOR MUSUNUZ? AYRILMAK İSTİYORLAR. UYUYOR MUSUNUZ?
Anlamanız için mutlaka başka bir bayrak ve para birimi mi gerekiyor? Bu vatana ihanet değil midir? Benim ülkemi yönetenler istiklâl mahkemelerini kuracaklarına boyun eğiyorlar. Bu millet yedi düvele meydan okurken, Yunan, Fransız, İngiliz askeri ülkeyi işgal ederken, sonrasında Şeyh Sait isyanıyla uğraşırken, Dersim isyanıyla uğraşırken, asla boyun eğmedi. Onurluca savaştı. Şimdi ise benim ülkemin başbakanı, benim ülkemin bölünmesini hedefleyen Büyük Ortadoğu Projesi'nin eşbaşkanı. Bu proje 22 ülkeyle beraber benim ülkemin sınırlarını da değiştirecek ve başbakan bu projenin uygulayıcısı. Daha ötesi var mı...? Sözün bittiği yerdeyiz artık...
Şimdiki durum sizce de koskoca Türkiye Cumhuriyeti için aşağılayıcı bir durum değil mi?
Bu ülke kurulurken düşmandan medet umulmadı sevgili dostlar. Düşman adam gibi yenildi.’’ Ya istiklâl ya ölüm’’ dendi sevgili dostlar.
Peki, referandum sonrasında benim ülkemde ne konuşulmaya başlandı? Federasyonla yönetilen ülkelerde uygulanan başkanlık sistemi… Hem de hemen ertesi gün. Vakit kaybetmeden. Çünkü amaç İmralı’ya verdiği sözde durmak. Pazartesi ateşkes bitiyor.
Referanduma gelirsek…
Kampanya süresince AKP, ‘’Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu için’’ hazine yardımının kesilmesi cezası almış bir siyasi parti olarak,( yani şeriat özlemi ile yanıp tutuşan bir yapı olmalarını bir tarafa bırakırsak, maddî kayba uğramış bir parti olarak) inanılmaz bir maddî güç sergilemiş, bütün Türkiye ''Evet' bayraklarıyla donatılmış, yandaş yazılı ve görsel medya ve TRT (Tayyip Radyo Televizyonu) inanılmaz çalışmıştır. Sonuçlar bitince de RTE balkon konuşmasında ‘’Okyanus ötesine’’ desteklerinden ötürü teşekkür etmiştir.
Peki, kimdir bu okyanus ötesi? Düpedüz katil Amerika’dır. Irak’ta kadın, çocuk demeden yüz binlerce cinayet işlemekten asla çekinmeyen bir caniler topluluğudur. Dünyanın her yerinde gözünü kırpmadan binlerce adamı öldürebilen bir devlettir. Bu devletin koynunda besleyip büyüttüğü bir din tüccarıdır. Yıllık 5 MİLYAR DOLAR(Doğru okudunuz) paraya hükmeden bir güçtür.
Kurtuluş savaşında faaliyet gösteren İngiliz Muhipleri Cemiyeti’nin yeni çeşidi bir Amerikan Muhipleri Cemiyeti’dir. O dönemde faaliyet gösteren bu cemiyet, İngiltere’nin sömürgesi olursak onların bizi çok daha iyi yöneteceğini, kurtuluş için tek yolun İngiliz mandası olduğunu halka anlatmaya çalışmıştır. Atatürk ise daha Erzurum kongresinde alınan kararlarda 4. maddede ‘’Manda ve himaye kabul edilemez’’ demiştir. İşte bu Fethullah denen şahıs, Amerika’ya hizmet etmekten başka hiçbir amacı olmayan, bence adı ‘’Amerikan Muhipleri Cemiyeti’’ olarak değiştirilmesi gereken bir güçtür. Amerikan uşağıdır. Amerika kendine hizmet etmeyen bir adamı herhalde Pennsylvania’da 5.000 dönümlük bir çiftlikte besleyip büyütmezdi. İşte bu referandumda katil Amerika’nın ve işbirlikçi Fetullah’ın desteklediği AKP’ye karşı durabilen %42’lik bir oran tüm baskılara, tehditlere, tüm rüşvetlere rağmen ‘’HAYIR’’ demiştir.
Bu arada üzülerek söylenmesi gereken önemli bir detay da milliyetçi bir parti olan MHP tabanında da Fetullah’ın maalesef taraftar bulabiliyor olmasıdır. MHP’nin en güçlü olduğu illerde bile ‘’Evet’’çıkmış olması maalesef bunun göstergesidir. Tabi bu durum CHP'nin oy oranındaki artışın da göstergesidir. Ancak buradaki yine çok önemli bir detay, bu ülkede artık sağ-sol demeden safların çok netleşmiş olması ve AKP-BDP (Yani PKK) ittifakına karşı CHP-MHP ittifakının oluşmuş olmasıdır.
Demek ki bir dönem birbirlerini gözünü kırpmadan öldürecek derecede düşman olan bu iki dünya görüşü, ulusalcı ilkeler etrafında, ortak düşman Amerikan sömürgeciliğine karşı bir araya gelmişlerdir. Selahattin Demirtaş (BDP Başkanı) ise EVET+BOYKOT=DEMOKRATİK ÖZERKLİK formülüyle AKP-BDP (yani PKK) işbirliğini itiraf etmiştir.
Ama benim ülkemde ‘’Vatan da sevilir miymiş, gidin karılarınızı sevin’’ diyen babanın ‘’ Bir çift kadın memesine vatanımı satarım’’ diyen oğlu Altangiller, hâlâ televizyonlarda boy gösterip AKP’nin bu ülke için ne büyük bir lütuf olduğunu halka anlatmaktadır ve Aziz Nesin’e rahmet okuturcasına izleyici toplamaktadır.
koraychp@gmail.com
bundan önceki yorumlarıma bir bakın ''evet'' e dair herhangi bir eğilimim varmı? anayasa değişikliliğinde ki 26 maddeyi inceledim.HSYK üyelerinin seçimi dahil 25 madde gerçekten bu ülkeyi daha demokratik daha çağdaş bir hale getiriyor.bu maddelerden heralde 24 tanesine hiç kimsenin itirazı yoktur.HSYK ise benimde içinde olduğum bir kurumda gerçektende tam bir kısırdöngü olmuştu.yargıtay ve danıştay HSYK üyelerini seçiyor,HSYK ise danıştay ve yargıtay üyelerini seçiyor.yani gör beni göreyim seni,sev beni seveyim seni, hesabı...
gelelim anayasa mahkemesinin üyelerinin seçimine.işte olay burda kopuyor.
bizim muhalafet partilerimiz düzenledikleri mitinglerde,çıktıkları tv programlarında deseydiler ki,''biz bu 20 veya 22 maddeyi kabul ediyoruz ancak şu 4 veya 6 madde şundan şundan dolayı sakıncalı ve bize göre bu maddeler, şu şu şekilde olmalı'' sizi temin ediyorum ki referandumdan ''hayır''çıkardı.
bu ülkede her zaman seçimleri belirleyen kararsızlardır.hatırlayın 99 seçiminde %22 alan dsp 2002'de %2 aldı.
anamuhalefet miting yapıyor ve diyorki; başbakanın villası var, bu villadaki musluklar altından.bir başka muhalefet çıkıyor ve diyorki; bu anayasa akp'nin anayasası,bu anayasa ülkeyi geriye götürecek bir anayasa.başka bir muhalefet ise;doğu ve güneydoğuya federasyon hakkı tanıyacak bir anayasa değişikliliğinden bahsediyor.bunları dinleyen vatandaş bide iktidar mitinlerine bakıyor..başbakanın mitinginde öne çıkan sloganlar: herkes birden fazla sendikaya üye olabilecek. AİHM'e gitmeye gerek yok artık,bireylerde haklarını anayasa mahkemesinde arayacak.özürlü ve engelliler daha özgür olacak. eee ne oldu kararsızlar, kafalarında vurdu tuttu işte sonuç ortada.
be referandum iktidarın başarısı mı, muhalefetin başarısızlığı mı?
bu arada bundan önceki yazdığım cevap yorumlarda,koray bey'in eski chp ilçe başkanı olduğunu bilmiyordum ve bu yüzden tarafsız yazılar bekliyordum.
şahsım adına söyliyeyim ki ben akp'li falan değilim ve bu partininde yandaşlığını yapmıyorum. burada yorum yazmamın nedeni; hele ki şu referandum propagandası başladığından belli hergün, gazete ve görsel medyadaki haberleri takip ediyorum.gazetelerdeki birçok yazarın günlük ya da haftalık yazısını takip ediyorum.bazı yazarlar artık otomatiğe bağlamışlar,iktidarı eleştirerek okuyucu rantı sağlıyorlar.benim kabullenemediğim bu....
öyle bir pozisyona geldi ki ''evet'' oyu kullanan 20 milyon vatandaş ya bu partinin yalakçısı oldu ya da aziz nesin'in tezinin doğruluğu anlatıldı ( türkiye'nin %70'i aptaldır).hani demokrat bir ülkeydik, hani demokrasiden vazgeçemezdik.
okurlardan ricam sayın dt koray acaroğlu'nun bundan önceki yazılarına bir gözatması.aralık 2009'dan itibaren 14 yazısına ulaştım.bunlardan 1'inde yaşadığı ilçenin sorununun aktarmış, geriye kalan 13 yazısında akp ve yandaşlarını hitap düzeyini düşürerek eleştirmiş.aralık 2009'dan bu yana chp'de başkan değişikliliği olmuş. chp'nin başına gelen lider yeterli mi? kılıçtaroğlu iyi bir tercihmiydi? chp'de parti içi tüzük gerçektende değişmeli mi? bu konuların yazıya aktarılacak hiçbir değeri yok mu?
ben yazarımızın bu haftaki yazısında beklerim ki, chp içindeki baykal-sav düellosunun iç yüzünü bize anlatsın.
ŞANLI TÜRK BAYRAĞIMIN... yanında bu vatan topraklarında başka bir bayrak görmek istemiyorsan.....
GÜZEL TÜRKÇE min yanında ikinci bir resmi dili istemiyorsan....
TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR ...diyorsan...
TÜRK VATANDAŞI..., Türkiye Cumhuriyeti'nin tabiyetinde bulunan kişileri ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Yürürlükteki 1982 tarihli Anayasa'nın 66. maddesine göre, TÜRK DEVLETİNE VATANDAŞLIK BAĞI İLE BAĞLI OLAN HERKES TÜRKTÜR... diyorsan....
TÜRKLÜĞÜNDEN şüphe etmiyorsan...
Bu VATAN BİZİMDİR...
konu kapanmıştır....
bahsettiğin bu yazarlara bir örnekte ben vermek isterim.bundan önce hürriyet'te şimdi ise habertürk'te köşe yazarlığı yapan bekir coşkun. hemen hemen her yazısında akp'li vekillerin çocuklarının ,yakınlarının mal varlıklarını yazan,yaptıkları haksız kazancı sorgulayan korkusuz, cesur gezeteci bekir coşkun. ''göbeğini kaşıyan adam'' cümlesinden hatırlarsınız.
yaşadığımız toplumda, kişilerin akrabaları, birinci sınıf yakınları gerek örf ve adetlerden gerekse yasalardan taraf sorumlu tutulmuştur.yani başbakanın oğlu gemi almışsa tabiki bu başbakana sorulacaktır.bakanın oğlunun iş yaptığı sektörde kdv indirimi yapılmışsa tabiki manidardır.
bu kadar hakkı hukuku arayan gazetecimizin ailesine baktığımızda, kardeşi ş.urfa belediyesinde yıllarca imar müdürlüğü yapmıştır ve bu imar müdürümüz döneminde imara açılan ve şuan metrekaresi 250 liraya satılan belde de coşkun ailesine ait, önceden yeşil alan olupta sonradan imara açılmış dönümlerce arazide manidardır.tabiki bu araziler, başbakanımızın oğlunun gemisi veya bakanımızın oğlunun kdv'si gibi kitabına uygundur. aynı gazetecimizin kuzeni tapu müdürlüğünde memurken ve üstünde o kadar şef ve müdür yardımcısı varken ecevit hükümetinde tapu müdürü yapılmasıda bence bir o kadar manidardır.ayrıca bahsettiğimiz zat emekli olduktan sonra tapu müdürlüğü yaptığı dönemde hakkında açılan davalarda hüküm giymiştir.peki coşkun ailesindeki öğretmen adaylarının KPSS olmadan önce hiç atama beklemeden direkt okullara atanmasında, bekir bey'in milli eğitim müdürlüğünün merkez müfettişi abisinin sizce etkisi varmıdır ?
sol kökenli gazeteci ve yazarlarımız iğnenin ucunu bile kendilerine değdirmiyorlar.ama iş eleştiriye gelince ''tutmayın beni''.bu yazarlarımıza göre eğer birini eleştireceksen ve kalemle idamını vereceksen mutlaka taraf, hükümet veya yandaşları olmalıdır.eee bu ülkede bu yazarların has partisi chp hep muhalefet olacağı içinde bu kurallarından vazgeçmelerine gerek yok.
türkiye cumhuriyetinin başbakanına RTE diye hitap ediyorsunuz fethullah gülen'e mahalle arkadaşınızmış gibi ''fethullah'' diye hitap ediyorsunuz. bu hitap ettiğiniz şahıslardan çok, okurlara yapmış olduğunuz bir saygısızlıktır.çünkü dediğim gibi siz halka açık ve tarafsız olmakla mükellef bir basın sitesinde yazı yazıyorsunuz.
bu yazıda size gelen eleştiriler ve tartışmanın bu noktaya gelmesi yazmış olduğunuz yazıdan çok, size göre karşı olan tarafa yapmış olduğunuz saygısızlıktır.
savunduğunuz sava gelince; mademki pkk ile hükümet bu kadar yakınlaşmaya gidiyor, neden o zaman bu kadar şehitler veriliyor.sizde itiraf ediyorsunuzki son 8 yılda pkk eylemleri artmıştır.eğer dediğiniz gibi pkk-hükümet yakınlaşması olsaydı bu kadar olay,bu kadar şehit hükümetin işine gelirmiydi.bugün pkk'ya karşı bu kadar uzun süreli bir mücadele olmuşsa bunun nedeni pkk dediğimiz örgütün büyük bir bölümünü yine TC vatandaşlarının oluşturmasıdır. kalleşçe askerimizi tuzaklar kurarak ve pusuya düşürerek katledip veya bu katledenlere yataklık ve yardım edip, daha sonra halkın arasına karışarak yaşamlarına devam etmişlerdir.ama dersenizki kayıtdışı birçok söylenti var, o halde bende size derimki, bugün pkk'nın en büyük savunucusu olan dtp'nin şimdiki milletvekilleri veya kurucuları,bundan önceki siyasi hayatlarında chp ile niye bu kadar içiçeler.örneğin ahmet türk 74 seçimlerinde chp milletvekiliydi.viranşehir dtp belediye başkanı,eski chp kadın kolları başkanıydı.
refeandum görüşmelerinde,dtp'nin evet demesi için ön plana çıkan üç şartı vardi.birincisi ;doğu bölgesine özerklik verilmesi, ikincisi;kapsamlı af,üçüncüsü ise seçim barajının düşürülmesi. iki parti arasında mutaabakat olmadığı için boykot kararı çıktı.peki mitinglerde kılıçtaroğlu ne dedi? ''genel affı gündeme getirebiliriz''
Bu işte sizce bir yanlışlık yok mu?
Seçim öncesinde, gaz veriyorlar.
Neredeyse megafonları alıp, meydanlarda bağıracaklar: Geliyor, geliyor Kılıçdaroğlu geliyor...
Yaşlarına başlarına bakmadan..
Gazeteci kimliklerini görmezden gelerek, Türkiye, Anayasa değişikliğine Hayır diyerek, sivil diktaya boyun eğmeyecek diye yazdılar.
Biri, ikisi değil.
Hürriyet'te hemen hepsi..
Haberturk'ün yarısı.
Milliyet'in çok büyük bir çoğunluğu.. Vatan'ın hakeza.. Cumhuriyet'in tamamı.. Akşam'ın yarısı.. Radikal'in tamamına yakını..
Yazdılar, çizdiler, Kemal Bey'i şişirdiler..
Seçim sandıkları açıldı.
Sonuçlar önümüze döküldü.
11 Eylül günü Kemal Bey'i şişirenler, 13 Eylül günü bambaşka bir kimliğe büründüler..
Kimisi Bu sonuç, CHP'yi Kurultay'a götürür diyor.
Düne kadar Kılıçdaroğlu rüzgarı estiriyordu oysa..
Kimisi; CHP'nin kazanacağını, AK Parti'nin kaybedeceğini kendisi de yazmamış gibi, AKP nasıl kazandı, CHP neden kaybetti diye yazılar döktürüyor..
Kimse sormuyor bu adama, AKParti'nin nasıl kazandığını biliyorsan, CHP'nin neden kaybettiğini biliyorsan, 11 Eylül günü döktürdüğün o yazılarda niye bunun işaretini hiç vermedin.
Kimisi ise Görünen köyün yol haritası diye yazmış!
Ama nedense, göründüğü söylenen yol haritası, sandıklar açılmadan önce bir türlü görülmüyor!.. Görülemiyor.
Daha doğrusu, bu zevat tarafından görülemiyor.
Yoksa görenler çok..
Çok da, bunlara anlatmak mümkün olmuyor.
Sandıklar açılınca, birdenbire hidayete eriyor, bu mübarekler de!
Yıllardır bu iş böyle gidiyor.
Adamların öngörüleri, tahminleri, değerlendirmeleri hep yanlış çıkıyor..
Ama, hiçbir şey olmamış gibi, yaptıkları yorumlar dört dörtlük doğru çıkmış gibi, yollarına devam ediyorlar.
Muhtar bile olamaz diyorlar...
Muhatapları, önce milletvekili, sonra Başbakan oluyor...
Hiç utanmıyorlar, hiç sıkılmıyorlar, gazeteciliğe devam ediyorlar..
Oysa şunu söylemeliydiler: Biz bir siyasetçinin, Başbakan olup olamayacağını tahmin etmekte yanılmayı bir kenara bırakın; muhtar bile olamayacağını, iddialı şekilde dile getirmiştik. Muhtarlık nire.. Başbakanlık nire.. Muhtarlık, belediye başkanlığı, milletvekilliği.. Hepsini geçtik, Başbakan oldu, yol arkadaşını Cumhurbaşkanı seçtirdi.. Bu tablodan sonra, bizden ne köy olur, ne kasaba... Bırakalım bu işi, gidip Bodrum'da yatalım!
Çok biliyorlarmış gibi, yine ahkâm kesmeye devam ettiler.
Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanı seçtirmemek için organize edilen Cumhuriyet mitingleri sırasında, AKParti bitti. Kendi kuyularını kendileri kazdılar. Cumhurbaşkanlığ'nda ısrar edince, halk şimdi ret cephesinde birleşti.. Şimdi sandıkta alaşağı edilecekler dediler.
Ama tam tersi oldu. Halk, Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı seçilmemesi için yapılan o mitinglerdeki dayatmaları, elinin tersi ile itti.. Halk, ret cephesinde değil, AKParti cephesinde buluştu.. % 35';lik AKParti'ye, halk % 47 oyla destek verdi..
Ama bizim kartel gazetecileri, yine utanmadılar.
Açın bakın, 22 Temmuz öncesindeki kartel gazetelerine.
Sonra da 22 Temmuz sonrasındaki U dönüşlerine..
Kadroları aynı.. Yazarları aynı. Yazı İşleri aynı.. Söylemleri aynı..
Yedikleri tokatın şiddeti ise, her seferinde katlanarak artıyor...
Sabıkalarına, 12 Eylül de eklendi..
% 49.5'a, % 50.5 diye yaptıkları tahmin, % 58'e % 42 çıktı..
Şimdi hayır için verilen % 42 oranındaki oy, tek partiye ait imiş gibi, CHP, oylarını artırdı söylemi ile, oy kullanmasını bile beceremeyen adamı şişirmeye devam ediyorlar..
Bunların gazı ile Kemal Bey de açıklama yapıyor: İki kişiden birisinin desteği ile yapılan Anayasa değişikliği, uzlaşma eseri değildir!
Hiç aklına getirmiyor bu adam, Biz de hayır oyu isteyerek, eski Anayasa'nın devam etmesini istedik. Bizim aldığımız oy da, iki kişiden birisinin desteği ile sınırlı! Hayır fazla çıksaydı bile, bu da uzlaşma ürünü olmayacaktı.Ama eski Anayasa, uzlaşma eseri imiş gibi, uygulanmaya devam edecekti!
Aklına mı gelmiyor, yoksa getirmek mi istemiyorsun, Kemal Bey?..
Arkadaşlar benim yukarıda anlatmaya çalıştığım konu, bu referandumda AKP İLE FETHULLAH VE PKK nın beraber hareket ettiğidir. Türkiye haritasına bakarsanız AKP ve PKK nın beraber hareket ettiğini zaten anlarsınız. E Fethullah'a da zaten balkon konuşmasında bizzat RTE teşekkür etmiştir. Bence şu an Türkiye'nin en önemli konusu budur. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Fethullah ve PKK ile birlikte hareket etmiştir.
Sizin bana saldırırken, Türkçe'nin ırzına geçerek cevaplar yazmaya çalılşmanıza karşılık benim bunu eleştirmem sadece kullandığım dile olan saygımdan dolayıdır ve sizin bana saldırmanız benim az önce değindiğim gerçeği asla değiştirmez.Konu budur.
Mümkünse tartışmayı bu mecrada götürelim.Bunun daha gerçekçi olacağını düşünüyorum. Saçma sapan saldırılarla bir yere varabileceğimizi sanmıyorum.
bana vereceğiniz cevapa ayırdığınız zaman kadar benim yazımın imlasını eleştirmişsiniz.
soruyorum size bugün bir genel başkanın danışmanları ne işe yarar? yerel seçimler için istanbul'da daire kiralayıp ikametgah çıkaran kılıçtaroğlu hezimete uğrayınca ankara'ya geri dönmüştür ve kılıçtaroğlu ikamet kaydı gösterdiği yerde olmayınca polis tutanağıyla silinmiştir.bumudur akp'nin komplosu..! böyle bir ufak ayrıntıyı gözden kaçıran bir genel başkan ve kurmayları devleti yönetmeye talip öyle mi? rahmetli inönü'nün dediği gibi... hadi canım sende...
benim bir avukat olarak yaptığım imla hatalarını kabullenemiyorsunuz ama iş chp'nin genel başkanının oy kullanamamasına gelince makul karşılıyorsunuz.
geçenlerde gazetenizin ayaklı gazete köşesinde bir yazı vardı. teknoloji ile partiler arası bağı yazmıştı ve chp'nin ne kadar yetersiz kaldığını vurgulamıştı. ayrıca geçenlerde yapılan araştırmada chp lideri'nin kendisine sorulan çözüme yönelik 79 sorunun 51'inde ''arkadaşlarımız bu konuda çalışmalarını sürdürüyor '' cevabı olmuş.
eski genel başkan çağrıda bulunuyor ''hemen kurultay toplanmalıdır'' diye. bir kere olsun şu kendi partinizi yazılarınıza taşıyında bizde samimiyetinize inanalım.
PKK ile hükümetin görüşme konusu ise bizzat başbakan ve hatta cumhurbaşkanı tarafından yalanlanmamıştır. Önce ''Devlet PKK ile görüşmez'' diyen başbakan daha sonra ''Devlet görüşmez ama temsilciler görüşür'' demiştir. Daha sonrasında cumhurbaşkanı, ''Devlet terörü bitirmek için her yolu kullanır'' diyerek görüşüldüğünü teyit etmiştir. Kaldı ki durup dururken terör örgütünün neden ateşkes ilan ettiğini düşündüğünüzü bana açıklar mısınız lütfen...Bayram değil seyran değil PKK niye ateşkes ilan etsin ki? Referandumdan sonraki 1 hafta içinde ateşkesin sona erecek olması zaten bu anlaşmanın teyidi değil midir?
Genel Başkan'ın oy kullanamamasına gelince; 1 ayda 70 tane miting yaparak ''Hayır deyin'' diye bas bas bağıran birinin ''EVET'' çi PKK'nın boykot kararına destek verdiğini söylemenin en ufak bir zeka kırıntısıyla ilgisi olmasa gerek. Oy kulanamama olayının çok şık olmadığı bir gerçektir. Ancak burada kasten yapılan uygulamanın da herkesin farkında olması gerekiyor.Elinizi vicdanınıza koyun. Hanginizin kapınıza polis geldi de orada oturup oturmadığınızı kontrol etti? Var mı böyle birşey? Amaç sadece RTE'ye bu söylem için bir fırsat yaratmaktı. Başarıya da ulaştı. 1 ayda 70 miting ve 200 ilçe ziyareti gibi inanılmaz yoğunluk içinde bir insanın yine daha önce oy kullandığı yerde oy kullanacağını düşünmesi son derece doğaldır.
PKK'nın ''Hayır'' oyu için çalıştığı, insanlara ''Hayır'' oyu vermeleri için baskı yaptığı gibi zekânın zerresinden yoksun bir iddiayı ortaya atabilmek için bir insanın inanılmaz bir hayal gücünün olması gerekmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da terör örgütünün kesin bir hakimiyeti varken, bu bölgede bağımsız milletvekilleri PKK desteğiyle tulum çıkarırken referandumda PKK'ya rağmen tüm doğu illerinde %80-90 lı oranlarda ''EVET'' oyu çıkması olası mıdır? Bunu hangi zeka kırıntısı ile söylemektesiniz? Yazımda da değindiğim gibi Selahattin Demirtaş ''Evet+Boykot=Demokratik Özerklik'' lafını boşa etmemiştir. Referandum sonuçlarına haritada bakınca PKK'nın hangi safta olduğu çok bellidir.Hangi özürlü mantık CHP,MHP ve PKK'yı aynı safta düşünebilir? Bilgi kirletmenin, kafa karıştırmanın bu kadarına gerçekten sadece pes denir.
Ben siyasette asla yalan söylemedim ama milletin gözüne baka baka yalan söylemenin bu kadarına da bugüne kadar hiç rastlamadım. Gerçekten pes...
Metin Bey'e bir küçük cevabım daha olacak. RTE bir dönem yaptığı konuşmalarda ''Tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye.Millet isterse tabi ki laiklik gidecek.'' demiştir. Demokrasi, millî irade lafına sığınıp ülkede istediğiniz gibi at koşturma rejimi değildir. Yargıyı yasama ve yürütmenin ayak bağı gibi düşünmek faşist bir diktatörlüğe giden yoldur. Unutmayın Hitler de çok büyük bir halk desteğiyle iktidarı ele geçirmişti.
Bu arada sakın ama sakın bir daha benim Allah inancımı sorgulamaya kalkmayın. Benim dinimi öğrenmek için Amerikan uşaklarına asla ihtiyacım olmadı ve olmayacak. Okumayı bilen herkes dinini öğrenebilir. Bunun için din bezirgânlarına, din tüccarlarına bağlanmak Allah'a şirk koşmaktır. Bu da böyle biline....
Birde sadandığa gitmeyen seçmen yüzdesini çıkartsaydınızda bu oranıda öğrenebilseydik
site yönetimi sürekli yazdıklarımı yayınlamıyorsunuz bari bunu yayınlayın tabi dişçiden çekinmiyorsanız ...