| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Merhaba Kıymetli Okuyucularım!
Diyanet İşleri Başkanlığımız sevgili Peygamberimizi Anma ve Kur’anın indirilişinin 1400. Yılı temasıyla bütün yıl boyunca yapılacak etkinliklere Kur’anın anlatılması ve anlaşılmasına Kur’anın yaşanmasına insanların kalplerinde Kur’ an sevgisinin kökleşmesine vesile olması için 2010 yılını Kur’an yılı olarak yaşanmasını programladı. İnsanlık; Dünya ve Ahiret mutluluğuna Onun sayesinde ulaşabilecektir. Efendimizin dünyayı şereflendirdiği bu günün her yıl dönümünde, bütün Müslümanlar Kandilleri heyacanla bekler ve Gönülleri Onun sevgisiyle inşirah bulur.
Ama sevgili okuyucularım!
Bu sene bir başka heyecan verici. Çünkü bu yıl Abdullah ve Amine’ nin oğlu Muhammedi “Allahın son elçisi Hz. Muhammed (S.A.V.) yapan İlahi vahyin, yani yüce Mevla’nın son kelamı Kur’anı Azimüş-Şanın O’na indirilmeye başlamasının 1400. yıl dönümüdür. Bizim insanımız, Kur’ anı Kerime sevgi ve saygı konusunda son derece duyarlı olmakla beraber, Kur’ an’ın Bütün hayatını kuşatan prensiplerini doğru bir biçimde anlama - anlatma ve uygulama konusunda aynı duyarlılığı ve beceriyi maalesef gösterememektedir.
Bilgi eksikliği, metot yanlışlığı ve çevre faktörlerinin de etkisiyle Kur’an’ la olan akli bağlarımız zayıflamış ve bütün dünya’ da Müslümanlar belki de bu sebeple bir ezilmişliğin içine düşmüşlerdir.
Oysa Kur’an “İzzet ve şeref Allah’ındır, Resulünündür ve Mü’minlerindir, ancak münafıklar bunu bilmezler”(63-8) buyurmaktadır.
Hz. Ömer Bu ayeti izah ederken; “Biz Allah’ın İslamıyla aziz kıldığı bir ümmetiz, ne zaman izzeti ondan başka yerde ararsak zelil oluruz” diyerek adeta bu gün ki sıkıntılarımızın kaynağını ortaya koymuştur, İmam Malik ise: “ Bu ümmetin başı ne ile düzeldiyse sonu da öyle düzelecektir, bu ümmetin ilkleri dinlerine sarılıp, onu her şeyden yüce tanımakla ıslah oldular, sonradan gelenleri de aynı yolla düzelip yücelecektir.” diyerek zilletten kurtuluş, yeniden diriliş ve yücelişimizin yolunu göstermektedir.
Bütün diyanet çalışanları olarak 2010 yılının Kur’an yılı ilan edilmesini fırsat bilerek, öncelikle kendimizi bir iç muhasebeye tabi tutmanın, Kur’anla daha yakından ve çok yönlü Kur’anla ilgilenmenin gayreti içine girmeli, sonra da misyonumuzun gerektirdiği biçimde Kur’an’nın rahmet ve bereket yüklü bütün gerçekleriyle insanlarımızı kucaklaştırmalıyız. Bir çok problemin çözümünde soluklanma gücümüzün artması ve Ukba âleminde ebedi nimetlere vuslat için bu samimi hesaplaşmaya ihtiyacımızın olduğunu fark etmeliyiz. Tıpkı
“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilham’ı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı”
diyen merhum Mehmet Akif ERSOY gibi. Ne güzel ne anlamlı. Kur’ anla irtibatımızı kuvvetlendirmeliyiz. İmani, ameli ve duygusal boyutuyla Kur’anla bağımızın ve O’na bağlılığımızın ne boyutta olduğunu, daha doğrusu olması gerektiğini anlamaya çalışmalıyız.
Kuran Okumak daha doğru bir ifadeyle, Kur’anı okumak demek; rabbimizin tutuşturduğu ve yönümüzü aydınlatmak için 1400 yıl önce insanlığa sunmaya başladığı meş’aleden faydalanmak demek, yaratanı tanımak, kendimizi bulmak, hakikat müjdelerini tebliğ edeni yeniden keşfetmek demek. Bir yıl boyunca Hz. Kuran ve O’ nu vahyeden ve hayatı ondan ibaret olan üzerindeki tefekkür sayesinde oluşacak berraklaşma bundan sonra ki yıllarda da devam etmeli, yıl boyunca hatta ömrümüz boyu devam ederek, şefaatiyle cennete götürünceye kadar sürmelidir.
Arap yarımadasının cahiliye dönemi olarak özetlenen durumu, bütün insanlığın buna benzer perişanlığı, Kur’anın vahy edilmeye başlanmasıyla beraber (s.a.v.) şahsında, tefekkür dünyasında bir büyük değişim meydana getirmiş ufkunu açmıştır.
Abdullah’ın oğlu Muhammed, Allah (C.C) ın son elçisi Hz. Muhammed Mustafa’ ya (S.A.V.) dönüşmüş, hemen bunu takiben de cahiliyye toplumu Asr-ı saadet nesline dönüşmüştür. O günden Bu güne 15 asırdır, Kur’an ve O’nu bize tebliğ eden, yorumlayan, açıklayan ve bizzat yaşayarak örnek olan Sevgili Peygamberimizin sünneti, yolumuzu, zihnimizi aydınlatmıştır.
Temizlikten, çalışmaya, kişisel ilişkilerden, mimariye, estetikten sanata ve tarihin her döneminde kendini gösteren büyük medeniyetlerin kurulmasına kaynak teşkil etmiştir.
Bu gün İslam dünyasının içinde bulunduğu dağınık durum bize Kur’anı yeniden ve layıkıyla okumamız gerektiğini ortaya koymaktadır.
Onun için Mübarek Üç aylar vesilesiyle yeniden dikkatimize sunulan Kur’anı okumak, onun anlamını kur’anla ilgili çeşitli faaliyetleri bütün seneye yaymak gerekir.
Bu sürecin devamı konusunda Okulların tatile giriyor olması sebebiyle de Yaz Kur’an Kurslarına Görevlilerimiz, Halkmız, özellikle Çocuklarımızla yeniden Kur’ana dönmek, Kuran-ı öğretmek ve öğrenmek için Yaz Kuran Kurslarından faydalanmak Velilerimizin birinci önceliği olmalıdır.
Cenabı Hak cümlemizi Kur’anın şefaatine nail eylesin. Gelecek aylık yazımızda buluşmak dileğimle , Allah’a emanet olun.
Şükrü DEMİREL
İlçe Müftüsü