| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Dünya takvimlerinde olduğu gibi; Evlerimizdeki takvimlerin her sayfasında;Tarihimizde,Kültürümüzde, Benliğimizde yer alan; bir Olayın, bir Kurumun, birDestanın var olduğubizlere haber vermektedir. Nisan ayı da böyle önemli olaylara sahiptir. Birincisi Her yılolduğu gibi Bu yıl da 4-10 Nisan polis günü ve haftası olarak kutlanacaktır. 1845 tarihi,Türk Emniyet Teşkilatı açısından önemli bir Başlangıçtır..
Çünkü bu tarihe kadar zabıta olarak nitelenen teşkilat; 10 Nisan 1845 (12 Rebiül Evvel 1261) den itibaren polis adı altında hayata geçmiş ve Emniyet Teşkilatının kuruluş günü olarak kabul edilmiştir. Emniyet Teşkilatımızın da 165. Yılının da Kutlanacağı bu hafta da İlçe Müftüsü olarak Emniyet Teşkilatının bekli de Nüvesi sayılabilecek Bir hadisi naklederek sohbetime başlamak istiyorum. Resulullah ( S.A.V) naklediyor ki: Uhud savaşından dönülen günlerdeydi. Müslümanlar arasında bir korku, bir heyecan ve telaş var. Peygamber efendimizde de yorgunluk var. Allah Resulu (S.A.V.) kalbinden şöyle geçirir “ Şu anda kapımda nöbet tutan olsa da iki saat istirahat etsem” O esnada Peygamberimizin amcası Hz. Abasın oğlu Fadıl içeri girerek – “Ya Resulullah siz istirahat buyurun, ben kapınızda nöbetçiyim” der. (1)
Bir başka hadisi şerifinde de Allah resulu şöyle buyurur.” Kim cephede iki saat nöbet tutarsa Bin yıllık nafile ibadete bedeldir” (2)
Evet anlattığımız Bu olay ve Hadisi Şerif İnsan Emniyetinin ve huzurunun ne denli Önem taşıdığını ve hem bekleyen hem de beklenen için ne kadar değerli olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. Ben kuruluşundan bu güne kadar Emniyet Teşkilatında görev yapan Tüm polislerimizi kutluyor. Haftalarını Tebrik ediyor, Görev başındayken şehit düşen polis kardeşlerime Allah’ tan rahmet, Yaralananlara acil şifa, hayatta olanlara da uzun ve hayırlı ömürler temenni ediyorum.
Nisan ayı içindeki önemli olaylardan bir tanesi de Hiç Şüphesiz 1989 Yılından beri Kutlanmakta olan Kutlu Doğum Haftasıdır. Bu hafta Peygamberimizi tanımamızı ve onu anlamamıza vesile olmalıdır. Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.), insanlara doğru yolu göstermek üzere Allah`ın kutlu elçisi olarak gönderildi. O`nun sünneti, sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlığın mutluluğuna ve kurtuluşuna ışık tutabilecek niteliktedir. Barışı, müsamahayı, affı, rahmeti ve merhameti, mücerret bir söz olmaktan çıkarıp yaşanılan bir gerçekliğe dönüştüren de O`ydu...
Kur`an-ı Kerim`de `büyük bir ahlak üzere` (3) olduğu bildirilen Sevgili Peygamberimiz (sas), yine Kur`an`ın ifadesiyle `alemlere rahmet olarak` (4) gönderilmiştir. Peygamber (sas) ferdi, ailevi ,sosyal hayatı, söz ve açıklamalara ile insanlığa kıyamete kadar kalıcı bir rehberlik ve örneklik sunmuştur. O’nun sünneti, sadece Müslümanlar için değil, bütün insanlığın mutluluğuna ve kurtuluşuna ışık tutabilecek niteliktedir. O, insanlara doğru yolu göstermek üzere Allah`ın kutlu elçisi olarak gönderildi. O`nun hidayeti sadece inanç ve ibadet alanıyla sınırlı kalmamış, O hayatın her alanında mı`minlere rehberlik etmiş, öğüt vermiş ve ahlaki erdemlerin egemen olduğu bir toplumun kuruculuğunu yapmıştır. Kendisinden düşmanlarına karşı beddua ve lanet isteminde bulunanlara O`nun verdiği cevap, kendisinin lanet için değil rahmet ve merhamet peygamberi olarak gönderildiği şeklinde olmuştur. (5) Bu yönüyle Hz. Peygamber`in diğer insanları kaybetme, onlarla sosyal münasebetlerini kesme yerine onları kazanmayı, sahip olduğu güzellikleri onlarla paylaşmayı yeğlediğini görüyoruz. Kur`an-ı Kerim`de `Andolsun ki Resulullah`ta sizin için, Allah`a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah`ı zikredenler için mükemmel bir örnek vardır.` (6) buyurularak O`nun örnekliğine vurgu yapılır. Şu var ki, O`nun örnekliğinin ve temsil ettiği değerlerin iyi anlaşılması, bir bilinç ve hayat tarzı olarak canlılık kazanması gerekir. Peygamber Efendimiz`in örnekliğini ve sünnetini belirli alanlara ve davranış biçimlerine indirgemek yerine O`nun temsil ettiği değerler bütününü tanımak ve hayatımıza ışık tutan bir meşale yapabilmek çabası akla gelir. Artık bu noktada Hz. Peygamberi anmaktan çok O`nu anlamak, O`nun getirdiği kutlu ışıkla yolumuzu aydınlatmak önem kazanmaktadır. Alemlere rahmet olarak gönderildi... Hz. Peygamber, `Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.` (7) buyurarak, gönderiliş gayesinin güzel ahlakı tamamlamak olduğunu ifade etmiştir. Hz. Aişe`ye Onun ahlakından sorulduğunda, `Siz Kur`an`ı okumuyor musunuz? O`nun ahlakı Kur`andı.` (8) diyerek, getirdiği en büyük mucize olan Kur`an`ı bizzat kendisinin yaşadığını vurgulamış ve adeta O`nun Kur`an`ın hayata akseden canlı örneği olduğuna işaret etmiştir. Bu yönüyle Hz. Peygamber`i anlamanın Kur`an`ı anlamaya, Kur`an`ı anlamanın da Hz. Peygamber`i anlamaya bağlı olduğu görülür. Resulullah (sas) güzel ahlakın, iyinin, iyiliğin modeliydi, temsilcisiydi. Öz bir ifadeyle O, insanı insan yapan erdemlerin, değerlerin odaklandığı bir şahsiyetti. İnsanlık, artık iyi ile doğruyu, güzel ile çirkini onun penceresinden bakarak daha berrak görme şansına sahip oldu. O, örnek davranışlarıyla ve sabırla sürdürdüğü eğitimi ve rehberliği ile Cahiliye toplumunu medeni bir topluma dönüştürdü. Şirkin yerini tevhit inancı ve güveni, zulüm ve ahlaksızlığın yerini adalet ve üstün ahlaki erdemler, kibir ve nefretin yerini tevazu ve sevgi, sonu gelmez çekişmenin ve bencilliğin yerini barış, huzur ve iyilikte yarışma aldı. Öyle olduğu için de yeni dönem İslam`ın altın çağı, kalıcı mutluluk çağı anlamında `asr-ı saadet` olarak anıldı. Hz. Peygamber barışı, müsamahayı, affı, rahmeti ve merhameti, mücerret bir iddia ve söz olmaktan çıkarıp yaşanılan bir gerçekliğe dönüştürmüştür.
İşte bu seçkin ve seçilmiş insanın insanlığa tebliğ ettiği yüce İslam dini de; gönül kazanma, adalet, güzelliği paylaşım ve başkasının haklarını önceleme gibi önemli ilkeleri her zaman öne çıkararak, tebliğin başlangıcından zamanımıza kadar uzanan süreçte umutsuz insanların ümit ve ışık kaynağı haline gelmiştir. Yüce Allah`ın, İlahi davetini bütün insanlığa ulaştırmak için görevlendirdiği peygamberler halkasının son zinciri olan Peygamber Efendimiz`in doğumu, sıradan bir olay olmanın çok ötelerinde, insanlık tarihinde birçok değişim ve gelişmenin habercisi olmuştur. Bilindiği üzere insani değerler açısından trajedilerin yaşandığı bir zaman diliminde Hz. Peygamber aracılığı ile bütün insanlığa sunulmuş olan ilahi hakikatler, Müslümanların tarihinde olduğu kadar insanlık tarihinin akışında da köklü değişikliklere vesile olmuştur. İlahi lütfun bir tecellisi olarak bu olayın önemini çok iyi bir şekilde idrak etmiş olan milletimiz, asırlardan beri bu kutlu doğumu, Hz. Peygamber`e olan derin sevgi ve bağlılıklarının izharı ve O`nun getirdiği dipdiri ve hayat bahşedici öğütlerini hafızalarına nakşetmenin bulunmaz bir fırsatı olarak değerlendirmişlerdir. Böyle bir anlayışın neticesidir ki, Peygamber Efendimiz doğumu münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı işbirliğiyle 1989 yılından itibaren Kutlu Doğum Haftası kutlanmaya başlanıştır. Bu yılda Yirmi ikincisi kutlamak üzere tertip ettiğimiz bu haftada gerek yurtiçi ve gerekse yurtdışında bir dizi ve geniş yelpazeli dini, sosyal ve kültürel etkinlikler planlanmıştır. KutluDoğum Haftası denildiğinde, Hz. Peygamber`i anmak, daha da önemlisi onu anlamak, onun temsil ettiği değerler bütününü tanımak ve hayatımıza ışık tutan bir meşale yapabilmek çabası akla gelir. Kutlu Doğum Haftası`nda Peygamber Efendimiz`in dünyayı teşriflerini anarken, onun üstün şahsiyetini ve güzel ahlakını tanımaya, getirdiği evrensel çağrıyı anlamaya ve bütün bunları özünde barındırdığı dinamizmi içinde çağımıza taşımaya olan ihtiyacımızı bir kez daha fark ediyoruz.
Böyle olduğu için de bu sene Kutlu Doğum Haftası`nda çeşitli dini, sosyal ve bilimsel etkinliklerin yanı sıra Kur’ an ve Hz. Peygamber ana başlığı altında Resulullah’ ın Ahlakı ; Kur’ an da Resulullah konuları üzerinde özellikle durulacaktır. Yine Ülkemizin Hemen hemen her beldesinde onu simgeleyen GÜL herkese ulaştırılmaya çalışılacaktır. Yine Resullullahı anlatan Kitapları dağıtmaya Müftülüğümüz imkânları nispetinde gayret gösterecekdir. 2010 yılı İlçemiz Müftülüğü KUTLU DOĞUM HAFTASI programı aşağıya çıkarılmıştır. Tüm İlçe Halkımızı buradan davet ediyor hepinizin teşriflerini bekliyoruz. Bu duygu ve düşüncelerle Kutlu Doğum Haftası`nın insanlığın Hz. Muhammed`i bütün yönleriyle tanımasına ve O`nu örnek almasına vesile olmasını diler, bütün insanlık için hayır getirmesini Yüce Allah`tan niyaz eder, vatandaşlarımızın, İslam aleminin Kutlu Doğum Haftasını tebrik ederim. Peygamberi Anmaktan çok Anlamaya İhtiyacımız olduğunu bir kez daha hatırlatırım.
Kaynakça: 1- Kütüb-ü Sitte Kitab-ul Cihad 2-Kenz-ül İrfan 3. el-Kalem, 68/4. 4. el-Enbiya, 21/107. 5. Müslim, Birr, 87. 6. el-Ahzab, 33/21.
7. İbn Hanbel, Müsned, II, 381. Müslim, Salatü`l-Müsafirin, 139. 8. Müslim, Salatü`l-Müsafirin, 139.
PROGRAM
1- Kurumlar ve Esnaf Ziyaretleri/Gül Dağıtımı/Kitap Dağıtımı
Tarih : 13-20.04.2010
Yer : Seferihisar
2- Konferans
Konuşmacı: Ömer DÖNGELOĞLU
Araştırmacı-Yazar
Konu :Hz. Peygamberin Ahlakı Kur’ an Ahlakı
Tarih : 13.04.2010
Yer : Seferihisar Belediyesi Yeni Kültür Salonu Saat :20.30
3-Hastane, Huzurevi ve Cezaevi Ziyaretleri
Tarih: 14.04.2010
Yer : Seferihisar
4-Kızılay İşbirliği ile Kan Bağışı Kampanyası
Tarih: 16.04.2010
Yer : Seferihisar Köy pazarı Önü
Saat : 10.00 /17.00
5- Lokma Dökümü
Yer : İlçe Müftülüğü Önü / Tarih: 16.04.2010
6-Bayanlara Yönelik vaaz ve İrşat programları
Konuşmacı Merkez Kur’ an Kursu Öğreticisi Adile ORHAN
Tarih. 14.04.2010 Yer : Hıdırlık Cami Saat: 14:30
Konuşmacı Merkez Kur’ an Kursu Öğreticisi Adile ORHAN
Tarih. 14.04.2010 Yer : Beyler Köyü Cami Saat: 20:30
Konuşmacı: Merkez Kur’ an Kursu Öğreticisi Adile ORHAN-
Ürkmez Kur’an Kursu Öğreticisi Fatma IRA
Tarih. 15.04.2010 Yer : Ürkmez Cami Saat: 14:30
Konuşmacı Merkez Kur’ an Kursu Öğreticisi Adile ORHAN
Tarih. 16.04.2010 Yer : Payamlı Karayolları cami Saat: 14:30
Konuşmacı Merkez Kur’ an Kursu Öğreticisi Adile ORHAN
Tarih. 19.04.2010 Yer : Sığacık Cami Saat: 14:30
DİĞER ETKİNLİKLER
Yer Etkinlik Tarihi: Saat:
Sığacık Mah. Pilav Günü ( Hatim) 09.04.2010 13.30
Ulamış Mah. Keşkek Günü (Hatim) 14.04.2010 12.00
Turgut Köyü Pilav Günü (Hatim) 15.04.2010 12.00
Karayolları cami lokma Dökümü (Mevlid) 16.04.2010 14.00
Payamlı Mah. Pilav Günü ( Hatim ) 17.04.2010 12.00
buluşmuştur. Ben Miraç'a bütün kalbimle inanıyorum."
Fyodor Mikhailoviç Dostoyevski (Meşhur Rus Yazar)
atamaz. Avrupa'ya nasip olan bütün başarılara rağmen bizim bütün
kanunlarımız, İslâm medeniyetine bakarak çok eksiktir. Biz Avrupa
milletleri, büyük medenî imkânlarımıza rağmen, Hz. Muhammed'in (s.a.v.)
son basamağına varmış olduğu merdivenin daha ilk basamağındayız."
Johann Wolfgang von Goethe (Alman Şair ve Yazar) .
uyandıran Amerikalı bilim adamı Prof. Michael Hart'a kitabın ilk
yayınlandığı tarihten on yıl sonra, Kahire'de çağırıldığı bir ödül töreninde,
El-Ahram Gazetesi muhabirlerince sorulan; kitabınızın yayınlanmasının
üzerinden 10 yıl geçti neredeyse 100 ünlü Adam adlı kitabınızda birinci
yeri Hz. Muhammed'e (s.a.v.) ayırmıştınız, hâlâ bu görüşünüzde ısrarlı
mısınız? şeklindeki soruya şu cevabı vermişti:
"Bu ünlülerin ilk listesi. Bu sayı 200-300'e bile çıkarılsa
Hz. Muhammed'in (s.a.v.) listenin başındaki yeri sabittir. Ben ünlüleri
incelerken bazı sabit kriterler ortaya koydum. Bunlardan biri de,
ünlülerin insanlık tarihinde bıraktıkları geniş ve derinlemesine izlerdir.
Benim, ünlülerin en ünlüsü olarak Hz. Muhammed'i (s.a.v.) tercihim
ise, Onun hem peygamberliği, hem de dinî ve dünyevî seviyede
fevkalade başarılı olmasıdır. İnsanlık ahlâkı, felsefî ve hukukî olarak
İslâm'dan daha mükemmel bir din görmemiştir. Hz. Muhammed (s.a.v.)
'in vefatından sonra da İslâm, dünyanın doğusunda ve batısında
yayılmaya devam etti. Dünyada hâlâ birçok insan kalpleriyle ve
akıllarıyla İslâm'a yöneliyor. Hz. Muhammed'e (s.a.v.) davet ettiği din,
14 yüzyıl önce medeniyetin ve kültür merkezlerinin dışındaki bir bölgede
doğmuştu. Ve zor şartlar altında yol aldı. Buna rağmenİslâm, dünyanın
her yönüne yol buldu. Ve inanıyorum ki Hz. Muhammed (s.a.v.) gibi,
her yönüyle mükemmel bir insan, bir daha gelmez."