| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
AKP, anayasayı değiştirecekmiş. Dediklerine göre çooooook demokratik bir anayasa olacakmış. Bu demokratik anayasaya göre parti kapatmak meclisin iznine tabi olacakmış. Yani iktidardaki partiyi asla kapatamayacaksınız. Ayrıca ola ki bir parti hakkında kapatma davası açılacak olursa bu parti ile iktidar partisi pazarlık edip bir şekilde muhalefet etmemesi sağlandığında bu parti iktidarın korumasıyla kapatılmaktan korunabilecektir.
Yani gayet demokratik(!!!!!!) bir yöntemle bu partinin kapatılması engellenebilecektir veya iktidarla uzlaşmazsa kapatılacaktır. Ama bu yeni ve çoooooooook demokratik anayasada dokunulmazlıklara dokunulmayacakmış.
Yani bizleri temsil eden sevgili milletvekillerimiz, eskisi gibi gayet demokratik(!!!!!) bir şekilde yine yargılanamayacaklarmış. Ama bu anayasada getirilen bir yenilikle
12 Eylül darbesini yapanların yargılanmasını engelleyen meşhuuuurrr
15.madde kaldırılacakmış. Yani
12 Eylülcüler yargılanabileceklermiş.
Şayet bu değişikliğe CHP itiraz ederse samimiyetsizlikle itham edilip halka şikâyet edilecekmiş. Bu değişikliğin yanında küçük bir detay olarak da
Anayasa mahkemesinin üye sayısı 11’den 19’a çıkarılacak ve üyelerin 16 sını
Cumhurbaşkanı, 3 ünü de meclis seçecekmiş. Ayrıca
HSYK üyelerinin sayısı da artırılacak ve bu üyeleri
Cumhurbaşkanı atayacakmış. Bunun adına da demokratikleşme denecekmiş.
Öncelikle söylenmesi gereken detay,
12 Eylülcü generallerin çoğunun zaten ölmüş olduğudur.
Ancak bundan çok daha önemlisi
30 sene geriye doğru böyle bir değişikliğin yeni bir yargılanmaya yol açamayacağıdır. Yani
15. Madde değişikliği tamamen göz boyamadır. Böyle bir yargılama imkânsızdır.
Bu değişikliklerde ilk olarak göze çarpan şey
AKP’yi korkunun sardığıdır. Çünkü yapılmaya çalışılan değişiklikle
AKP, yarın kendisini yargılayacak olan mahkemenin yapısını kendine uygun hale getirmeye çalışmaktadır. Kendi adamlarını
HSYK ve
Anayasa mahkemesine doldurup orayı da kendilerine uydurma çabasıdır.
Anayasa mahkemesi ezici bir çoğunlukla
AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna karar vermiş ve
1 oy farkla
AKP kapatılmaktan kurtulmuştur.
Yani bu parti laikliğe karşıdır. Bu yargı kararıyla kesinleşmiştir. Ceza olarak da hazine yardımı kesilmiştir. Şimdi laikliğe karşı olduğu kesinleşmiş bir partinin içinden çıkan bir cumhurbaşkanının
Anayasa mahkemesine atayacağı üyelerin
Atatürk ilke ve devrimlerine sıkı sıkıya bağlı biri olabileceğini düşünmek sizce de safdillik değil midir?
Peki seçimlere
1 yıl kala bu değişikliğin amacı sizce de yargılanma korkusu değil midir? Yarın seçimlerde iktidara tekrar gelemeyeceklerini görmüşler ve yeni yargılamalardan korkuyor olmaları nedeniyle mahkemelerin üyelerini kendi adamlarından oluşturup yargılanmaktan kurtulmaya çalışmakta gibi görünmüyorlar mı?
Korku dağları sarmıştır sevgili dostlar. Bu seçimlerde
AKP yine iktidara gelemeyeceğini kendisi de görmüştür. Kendi yolsuzluklarından, kendi suçlarından korkmaktadırlar. Yoksa demokratikleşmeyi amaçlayan bir değişiklikte birinci madde bana göre dokunulmazlık konusudur.
Demokrasi eşitlik demek değil midir?
Peki eşitliği amaçlayan bir değişiklikte milletvekillerinin imtiyazlı bir sınıf olarak yargıdan muaf olmaları sizce samimi midir? Hani
hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindi? Vekil, kelime anlamı olarak asili temsil eden kişidir. Bir daire amirinin tayini çıktığında veya görevine gelemediğinde vekil, asil amirin yerine vekâlet eder.
Yani aslolan asildir. Ama bizde asil, aslanlar gibi yargılanmakta, ancak vekil yargılanamamaktadır. Oradakiler bizi temsil etmektedirler sevgili dostlar. Biz yargıya açıkken vekillerimizin yargıdan muaf olmaları normal midir?
Bu değişiklik çabasının gösterdiği tek şey yargılanma korkusudur. Yani gidiyorlar. Bu yüzden Nazım’ın dediği gibi ’’Güzel günler göreceğiz çocuklar.."
Bu hükümete göre bu anayasadaki yanlışlıklar sadece bundan ibaret. Baksanıza 30 sene geriye gidip 12 Eylülcülerin bile yargılanmasının önünü açtığını iddia ediyor.(Böyle bir yargılama olanaksız olsa bile) Demek ki yanlışlıklar bundan ibaret. O yüzden dokunulmazlıklara dokunamadıkları ortada. Önceki hükümetleri suçlayamazsın. Madem anayasayı değiştireceğim diye ortaya çıktın, madem demokrasi havariliği iddiasındasın, bana göre en antidemokratik uygulama budur ve öncelikli sorun budur. Bu konu Türkiye'de siyasetin temizlenebilmesini tek yoludur.BU arada bir CHP milletvekilinin (mecilste dokunulmazlıklarını kaldırtamayınca) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gidip ''Dokunulmaz olmak istemiyorum.Yargılanmak istiyorum'' başvurusu yaptığını herhalde bilmiyorsun veya bilmek istemiyorsun.Bu arada gerekli veya gereksiz açılan davalara bakabilmek için bütün milletvekillerinin avukatları var. Herhalde onlar bu işle uğraşabilirler ama gereksiz davalara gelinceye kadar bizzat başbakanın kendi hakkındaki yolsuzluk, kalpazanlık, ihaleye fesat karıştırma suçlarından yargılanması, yine bizzat Cumhurbaşkanının kendi hakkıındaki (Cumhurbaşkanlığından önceki döneme ait) kayıp trilyon davasından yani bir dolandırıcılık suçundan yargılanması gerekir.
Bence benim ülkemi yöneten bir başbakanın yolsuzluk, kalpazanlık davalarında zanlı olması ayıptır. Hele ki Cumhurbaşkanı'nın bir dolandırıcılık davasından zanlı olması çok çok çok daha ayıptır. Tabi utanmasını bilene.....Malum o davadan dolayı Erbakan, bizzat Çankaya'daki Gül tarafından affedildi. Peki aynı davanın zanlısı Çankaya'nın Gülünü kim affedecek? Önce bir kere aklanmalı, sonra alnı açık bir şekilde insan içine çıkabilmelidir.
Otel odasında gizi tanık görüşmeleri konusuna gelince o konu tam bir fecaattir. Malum davada ifade versin diye para karşılığı tutulan tanıklar, ifadelerini verdikten sonra ortada kalıyor ve otel lobisinde Ahmet Ersin'in yanına gelip durumunu anlatıp iş istiyor. Olay budur. Otel odasında bir gizli görüşme sözkonusu değildir. Kaldı ki bu adamalar zaten ifade versin diye ortalıkta dolaşan işsiz güçsüz aylak adamlar. Aradıktan sonra böyle adam bulmak zaten çok kolay. Bu adama neden 80 Milyar para verilsin ki? Bunun bir mantığı var mı?
Fethullah grubu bence bu gizli tanıklara biraz daha sahip çıkıp ortada bırakmazsa daha iyi olur.....))))) Sonra böyle kepazelikler oluyor......
Daha önce Ulamışlı'ya sorduğum ama cevap alamadığım soruyu sana da sormak istiyorum.Lafı çevirmeden gayet net ve açık bir cevap istiyorum.
AKP BU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ YAPARKEN NEDEN MİLLETVEKİLİ DOKUNULMAZLIKLARINI KALDIRMIYOR?
Açıklayıcı ve net bir cevap verebilirsen çok sevineceğim.....
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu teker kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
İrecep Bey!..
'İrecep bey sen bize, meydanlarda söz verdin.
Memleketi düzlüğe, götcem dedin götmedin.
Garşımızda safilce, boynun büküp durdun,
Haydut, hırsız, haksıza, çatcem dedin çatmadın.
Müslümanız çok şükür, Batıyınan işimiz
Olmaz bizim, bizlere yeter gendi aşımız,
Dedin emme, sayende, tasmalandı başımız,
IMF cavırını, atcem dedin, atmadın.
Kerkükte gızanları, Kürde teslim eyledin,
Türk'e vurana güldün, vurulanı payladın,
Bir ara sevindiydik, böyük laflar eyledin ,
Kerkük gırmızı çizgim, gitcem dedin gitmedin.
Bizden oy ister iken, cavırlara hep çattın,
Denizli meydanında, bol bol palavra attın,
Amerika'ya karşı, söyle bakam, ne ettin,
Çilli horozlar gibi, ötcem dedin ötmedin.
Push denen o pis cavir, şeyhin mi oldu senin,
El pençe divan durdun, her lafına sen onun,
Bir tek vatansever yok, hayalin dolu dört yanın,
Memleket davasını, gütcem dedin gütmedin.
Mesuttan gurtulduyduk, rahmet okuttun ona,
Nah bu eller gırılsın, daha oy versem sana,
Rezil rüsvay eyledin, bizi tekmil cihana,
Devleti böyük devlet, etcem dedin etmedin .
Aşiret artığından, gorkup gaçacak millet,
Esgerinin başına, çuval geçecek millet,
Senin gibi içi boş, balon seçecek m illet,
Değildik, amma yemin ettin, dutcem dedin dutmadın.' "
AKP BU ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNİ YAPARKEN NEDEN DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRMIYOR?
Lafı çevirmeden, dolaştırmadan net bir cevap bekliyorum.......
1-bu kadar yıpranmış olmanız gerekirken oylarınız nasıl oldu da arttı?
2-özelleştirme adı altında bütün önemi kurumları yabancılara sattınız,bunlardan ne kadar para kazanıldı?
3- bu paralar nerde?
tam bu sırada zil çalmış.başbakan 2.derste devam ederiz diyip çıkmış.derse yeniden girince başbakan nerde kalmıştık diye sormuş.dursun ayağa kalkmış bizim sorularımızı cevaplayacaktınız deyince başbakan iyi sor bakalım demiş.dursun size 5 sorum olacak:
1-iktidarda yıpranmış olmanıza rağmen oylarınızı nasıl artırdınız?
2-bütün önemli kurumlarımızı sattınız? ne kadar para kazanıldı?
3-bu paralar nerde?
4-tenefüs zili neden yarım saat erken çaldı?
5-temel nerde?
Konya'nın Kulu ilçesine bağlı Tavşançalı beldesinin CHP'li Belediye Başkanı Hüseyin Baysal ve meclis üyeleri istifa etti.
Halktan, uzun süredir istifa etmesi yönünde baskı gördüğünü belirten Başkan Baysal, "CHP ne demokratik açılıma ne de Anayasa değişikliğine destek verdi. Her şeye muhalefet ediyor, öneri getirmiyor." dedi.
CHP'nin demokratik açılım ve Anayasa'da 23 maddelik değişiklik paketine karşı çıkmasına tepki gösteren Belediye Başkanı ve meclis üyeleri istifa etti. Konya'nın Kulu İlçesine bağlı Tavşansalı Beldesi'nin CHP'li belediye başkanı Hüseyin Baysal ve 5 üye noter kanalıyla istifa ettiklerini partilerine bildirdi. Baysal, CHP'nin hiç bir alternatif üretmeden, her şeye muhalefet etmesine tepkili olduklarını açıkladı.
CHP'ye tepkili olan Başkan Baysal, "CHP, hükümetin Anayasa paketini incelemeden 'biz destek veremeyiz' diye açıklama yapıyor. Madem destek vermiyorsun kendin paket hazırla. Yanlışı, doğruyu ortaya koy. Hükümetle uzlaşma arayın. İçeriğini görmeden biz destek vermeyiz diyorlar. Ne demek destek veremeyiz. Böyle bir şey olmaz." diye konuştu.
"HALKTAN 3 AYDIR İSTİFA ETMEM YÖNÜNDE BASKI GÖRÜYORUM"
Belediye Başkanı Hüseyin Baysal, CHP'nin demokratik açılım konusundaki tutumunun belde halkı tarafından tepki çektiğini söyledi.
CHP'nin ne demokratik açılımda ne de Anayasa'nın bazı maddelerinin değiştirilmesi hususunda hiç bir olumlu adım atmadığına dikkat çeken Başkan Baysal, "Halk uzun süredir baskı yapıyor. CHP'nin her konuda hiç bir somut öneri getirmeden muhalefet yapmasına tepkililer. Biz de beş meclis üyesi arkadaşımızla, gördüğümüz lüzum üzerine partimizden istifa ediyoruz.
EEEEE DOĞRU SÖZE NE DENİR.....
CHP'nin yolsuzluk galerisi
.. CHP'nin usulüzlükleri dudak uçuklatıyor. Kamuoyu, Tuncay Özkan'a verilen 3 milyon lira ile aralarında şarkıcı Kenan Doğulu'nun da bulunduğu bazı isimlere ödenen 1 milyon liraya ilişkin yolsuzlukları biliyor olsa da Anayasa Mahkemesi'nin arşivlerinde CHP'nin milyon dolarları bulan yolsuzluklarının izleri var. Anayasa Mahkemesi 1998 yılından bu yana CHP hakkında dört ayrı usulsüzlük tespit edip partinin 200 milyon dolardan fazla parasını Hazine'ye gelir kaydetti.
POSTA YOLSUZLUĞU
Anayasa Mahkemesi'nin kayıtlarında CHP hakkında son 10 yılda dört ayrı mali usulsüzlük uyarısının yer aldığı belirlendi. Anayasa Mahkemesi'nin ilk uyarısı CHP'nin 1998 yılı hesaplarında görülen 35 milyar 386 milyon 533 bin 328 liralık usulsüzlükle ilgili gerçekleşti. Sözkonusu yolsuzlukta pek çok CHP'li yöneticinin, hayali posta havaleleriyle partinin parasını usulsüz bir biçimde harcadıkları PTT havale makbuzlarıyla belgelenmişti.
YÜZMİLYONLARCA DOLARLIK YOLSUZLUK
CHP'nin Anayasa Mahkemesi tarafından çarptırıldığı ceza, bugünün dolar kuru ile hesaplandığında 207 milyon 342 bin 968 dolar oluyor. Mahkemenin 2004 yılından bu yana CHP'de yakaladığı usulsüzlüklerin toplamı ise 596 bin 186 doları buluyor. Böylece CHP'nin son 10 yılda gerçekleştirdiği yolsuzluk ve usulsüzlüklerin güncellenmiş değeri ise tam 207 milyon 939 bin 154 dolara ulaşıyor.
İŞHANI İŞLETİYOR, HESABINI DÜZGÜN TUTMUYOR
Mahkeme, CHP'nin 2004 yılı hesaplarında da yine usulsüzlük yakaladı. Bu çerçevede parti hesaplarında usulsüz görülen 267 bin 860 lira (267 milyar) karşılığı parti malvarlığının Hazine'ye gelir kaydedilmesine karar verildi. Kararda, CHP'ye ait bulunan Ulus Rüzgarlı Sokak'taki Halk İş Hanı ile Çankaya Çevre Sokak'taki eski genel merkez binasının hesaplarının usulünce tutulmadığı hükme bağlandı. Kararda, yevmiye defterlerinde pek çok usulsüzlük tespit edildiği ifade edildi. CHP'nin 2005 ve 2006 yılı hesaplarında da usulsüzlükler bulan Anayasa Mahkemesi, 2005 yılında 161 bin 620, 2006 yılında da 465 bin 660 liralık usulsüzlüklerin CHP'den tahsil edilip Hazine'ye gelir kaydedilmesine karar verdi.
Cahiller ordusu geçti hücuma
Din adına dinsiz hüküm sürüyor
Münafıklar girmiş kuzu postuna
Diyar-i İslam’da başa oynuyor
Hani; Hak gelip Batıl gidecekti
Fakir fukara yüzü gülecekti
Vurgun soygun yağma düzelecekti
Söz verenler bugün taşa oynuyor
Denizde fenere ne gerek vardı
Doğal gaz kokusu etrafı sardı
Gemicik büyüdü denizi yardı
Cahil Müslümansa şaşa oynuyor
Elifi görse mertek sanarlar
Devlet malı deniz hemen dalarlar
Hak’ka değil şeyhlerine taparlar
Hak hukuk adalet boşa oynuyor
Serde delikanlı yiğit denildi
Son büyük Osmanlı sözü verildi
Aynı yere vurdu ortam gerildi
Puanlar almaya kaşa oynuyor
Cahil cesurdur kızarmaz yüzü
Kendinden başkası görmüyor gözü
Besmeleyle başlar fitnenin sözü
İşkembesi boştur aşa oynuyor
Eşeği şıh eyle mürid bulursun
Böyle cahillere amir olursun
Vallahi hayatta umur görürsün
Efendi hazretleri traşa oynuyor
İhsan Şahin
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!
Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir
Hukuku niye sevmiyorlar?
'Mayınlı araziyi el âleme verelim' yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'YÖK kadrolarına kimi istersek, onu alırız' yönetmeliği çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Maaşlı çalışanlar kümesteki yolunacak kazdır, bunların gelir vergisini artıralım' dediler, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Orman arazileri boş boş duruyor, oralara otel kurulsun' kararı aldılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Türkler kerizdir, tahvil gelirlerine yüzde 10 stopaj ödesin, yabancılar canımız ciğerimizdir, hiç ödemesin' uygulaması başlattılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Askeri yargıyı boşver, tanımayız' düzenlemesi yaptılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Memur ölene kadar çalışsın, çok istiyorsa, öldükten sonra emekli olsun' yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Yabancı gelsin, canı ne kadar çekiyorsa o kadar toprak alsın' yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Herkesin telefonu dinlensin, bu işin denetlemesini, Başbakan kimi görevlendirirse o yapsın' hükmüne vardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Memur kessin sesini, topluca şikâyet başvurusu yapmaya kalkarlarsa maaşları kesilsin'yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Milli park hikâyedir, çevre raporuna filan gerek yok, nerede altın varsa, orayı siyanürlesinler' yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Çiftçilik belgesi olmuş olmamış hiç önemli değil, ben kafama göre, kime istiyorsam ona tarımsal destek vereyim' dediler, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
'Erkek yapıyorsa çapkınlıktır, kadın yapıyorsa zinadır' yasası çıkardılar, Anayasa Mahkemesi iptal etti.
*
'Ahali uyanmadan GDO sokuşturalım' yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu
.
'Kanun benim... İstediğim hâkimin, savcının telefonunu dinlerim'yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu
'Devlete ait arazileri canım kime istiyorsa ona tahsis ederim' dediler, Danıştay durdurdu.
'Enflasyon oranı filan beni ırgalamaz, belediye otobüsüne yüzde 30, yüzde 50, istediğim kadar zam yaparım' kararı aldılar, Danıştay durdurdu.
'Sınava gerek yoktur, liyakate ben karar veririm, kimi istiyorsam onu milli eğitim müdürü yaparım' dediler, Danıştay durdurdu.
'İşime gelmeyen, biat etmeyen eczacının sözleşmesini feshederim' hükmüne vardılar, Danıştay durdurdu.
'Elde avuçta ne varsa sattık zaten, Seydişehir Alüminyum'u da satalım' kararı aldılar, Danıştay durdurdu.
'Doktorlar ukalalık yapmasın, alayını taşeron yapalım, mal gibi kiralayalım' dediler, Danıştay durdurdu.
'Maç başladıktan sonra kuralı değiştirelim, imam hatipler bu seneki sınava farklı katsayıyla girsin' kararı aldılar, Danıştay durdurdu.
'Tekel'i şakır şakır yabancıya sattık, bu işçileri ya kapının önüne koyalım ya da köle gibi çalışsınlar' hükmüne vardılar, Danıştay durdurdu.
'Şeker fabrikalarını da Tekel gibi yabancıya satalım, nasıl olsa işçilerini 4C yaparız' dediler, Danıştay durdurdu.
'Öyle her yerde içki içilmesin, sarhoş bunlar, karantina bölgeleri yapalım, vebalı gibi orada içsinler' kararı aldılar, Danıştay durdurdu.
'Özürlülerin ne kadar özürlü olduklarını nüfus cüzdanlarına yazalım, kimliğini gösterdiğinde bilelim ne kadar özürlü olduğunu' yönetmeliği çıkardılar, Danıştay durdurdu.
'İlköğretim çocuklarına okutmak için, içinde Atatürk'ün olmadığı Türkçe kitabı' yaptılar, Danıştay durdurdu.
*
Örnek çok.
E niye sevsinler ki hukuku?
24 Mart 2010-Yılmaz Özdil