| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Tanışalım. Dilerseniz şöyle yapalım, önce ben biraz kendimden söz edeyim. Baktınız hoşunuza gitti, belki siz de biraz kendinizden bahsedersiniz. Tanışmış oluruz. Tanışmak iyidir nereden baksan. Ben ilçenizin Müftüsü Şükrü DEMİREL 1956 Konya BOZKIR Doğumluyum Türkiye’ nin Çeşitli İllerine Bağlı Çok güzel İlçelerinde Müftülük vazifesinde bulundum yaklaşık 5 yıldır da siz Seferihisarlılarla birlikteyim
*****
Sevgili Seferihisarlılar ve kıymetli okurlarımız.. Bundan böyle Seferihisar. Com da aylık. O ayın önemine binaen ve güncel konularda sizlere yazılar yazacağım tabi sorularınız ve yazmamı istediğiniz şeyleri de yazma gayreti içerisinde olacağım. Ben bu ayı hem istiklal marşımızın kabulünü hem de Çanakkale zaferini içinde barındırdığı için Şehitler ayı olarak belirledim ve sizlerle bu konuyu paylaşmaya karar verdim.
*****
BİR DAMLA GÖZYAŞINIZ VARMI?
Bu yazımda sizlere iki sorum hatta üç sorum olacak birincisi Çanakkale savaşlarından gurur duymayanınız var mı?
Çanakkale’nin Saygıdeğer vefalı sevdalıları..
Vefalı sevdalıları diyorum çünkü Bu yazıyı ancak sizin gibi Çanakkale’nin vefalı sevdalıları okur…
Evet sevgili dostlar…
İkinci sorum: Sizin bir aile fotoğrafınız var mı? Hani şu Anne Baba ve ellerinden tuttukları çocuklarıyla objektife gülen yüzlerin yansıdığı kareler …
Aşağı yukarı hepimizin böyle bir aile fotoğrafımız vardır, değimli? Peki babasız ağabeysiz bir aile fotoğrafı olabilir mi? Çanakkale savaşı resimlerine dikkatle bakarsanız böyle pek çok aile fotoğrafının var olduğunu görürsünüz.
Bu fotoğraflarda ne bir baba ne de bir ağabey var.. Sadece acının ve kederin solukluğuyla bakan vakar bir anne, ve daha hayatı anlayamadan ve tanıyamadan babasızlığı ve ağabeysizliği tanıyan küçücük bir çocuk.
Bunlar aslında Çanakkale’nin perde arkasının fotoğraflarıdır.
Bu fotoğraflar bir annenin evladına
“Oğlum! Babanı Çanakkale de ağabeylerini yemende kaybettim … Sen benim son yongamsın” diyen bir annelerin fotoğrafıdır.
Bu fotoğraflar oğlunu kurbanlık bir koç gibi kınalayıp cepheye kurban gönderen yiğit Türk analarının fotoğrafıdır.
Cephede evladın ciğerine saplanan bir kurşun evde annenin yüreğine saplanan bin kurşundur.
Onun içindir ki şair..
“ Kurşunlar gençleri bulur
Vurulan hep analar olur” demiştir.
Evet Türkiye Cumhuriyetinin bir önsözü olan Çanakkale’nin son gazisini kaybedeli yıllar oldu…
Son yongalarını düğüne gönderir gibi cepheye uğurlayan Çanakkale’nin asil analarını da yitirdik. Öpülesi o eller çoktan toprak oldular bile….
Ne acıdır ki Çanakkale’nin bize emanetlerine, sağlıkların da gereken vefayı gösteremedik.
Mustafa Kemal ATATÜRK Çanakkale savaşı bittikten yirmi bir yıl sonra, İngiliz Donanmasını bir top mermisiyle darmadağın eden Havran’lı Koca seyid’ in memleketinde, beldenin ileri gelenlerine Koca Seyiti tanıyıp tanımadıklarını sorar da, tanımadıkları cevabını alır. Çanakkale’ nin o Koca Seyit’i vefasızlığımıza kurban gitmiş ömrünü yokluk içerisinde geçirmiştir. Şimdi sevgili dostlar “ Çanakkale’ dekiler için bir damla gözyaşınız var mı?” Çanakkale de toprağa düşmüş bu gülleri sulayacak gözyaşınız var mı? Koca seyitlere, Üsteğmen Muzafferlere , Hulusi Beylere, Kınalı Mehmetlere, telli duvaklı gelinken yiğitlerini cepheye uğurlayıp bir daha göremeyen Ayşelere, Zeyneplere gönlünüzde hakikaten bir yer var mı?
“Evet gönüllerimizin En müstesna yerleri onlarındır:” diyenlerdenseniz, sizleri
“ HER CANA BİR FATİHA”
kampanyamıza davet ediyoruz. Bir hafta boyunca Tüm Aziz şehitlerimizi Fatihalarımızla sulayalım.
Varmısınız?
İşte üçüncü sorumda buydu varım diyorsanız..
Bu hafta boyunca bu yazıyı okuyan tüm kardeşlerimiz Seferihisar dan kucak dolusu fatihalar gönderelim onlara…
Bakınız yüce Önder ATATÜR’ ün onlar için okuttuğu bir mevlidin hatırası nasıl nakledilir bizlere..
Bir Mevlid Hatırası
Atatürk 1934 yılında Şehit Mehmet Çavuş abidesinin açılışında okunacak mevlid için, hafız yaşar OKUR’ u görevlendirmişti.
Hafız Yaşar okur anılarında 1934 yılında Çanakkale Şehit Mehmet Çavuş Abidesinin açılışında okunan büyük mevlit konusunda şunları anlatmaktadır.
“O sene Atatürk’ün emriyle Şehit Mehmet Çavuş Abidesi önünde mevlit okunması muvafık görüldüğünden, beni huzuruna çağırmıştı.Bu seneki merasime riyaset etmemi söyledi ve İstanbul Müftüsü Hafız Fehmi Efendiye de Dolmabahçe sarayından telefonla bildirmişti.
Hareketimizden bir gün evvel, bu emri alıp programı tanzim ederek, akşam saat altı buçukta galata rıhtımına yanaşmış olan GÜLCEMAL vapuruna gittim. Vapurun salonunda İstanbul’ un mümtaz hafızlarından saadettin KAYNAK, Süleymaniye Baş Müezzini Hafız Kemal, Beşiktaşlı Rıza,Sultan Selimli Rıza, Beylerbeyli Fahri, Aşir , Muallim Nuri, Hafız Burhan, Hasan AKKUŞ ve Vaiz Aksaraylı cemal beylerle karşılaştım. Akşam saat yediye doğru Galata rıhtımından ayrılan GÜLCEMAL hıncı hınç doluydu. Kamaralarda evvelden tutulmuş… O kadar kalabalık ki mevlithanların bazıları güvertede sabah ettiler. Gece yarısı namazından sonra vapurun salonunda iki hatm- i şerif ve bir mevlit okundu.Altı hafızdan mürekkeb bir heyet tarafından, vapurun kaptan güvertesinde okunan sala ve tekbir sedaları semaya yükseliyordu. Sabah saat dokuzda motorla Eceabat’ a çıkıldı… Arıburnu sırtlarında yapılan Mehmet Çavuş Abidesine gidildi. On hafızdan mürekkeb bir heyet kürsü etrafında toplandı. Hep bir ağızdan tekbir alındı. Arkasından Tevhit okundu. Sıra ile hafızlar kürsüye çıkıp mevlidi kıraat ediyorlardı. Ta m veladet-i peygamberi okunacağı zaman, İstanbul’ dan beri merasime riyaset eden Müftü Fehmi Efendinin tensibiyle “Yaşar bey buyurun, Veladet bahri’ni siz okuyacaksınız, dediler. “ Kürsüye çıktım. Başladım okumaya…..”
Hafız yaşar okur, Çanakkale şehitlerine mevlit okunurken o kadar şiddetli bir yağmur yağar ki herkes dağılır fakat hafız yaşar bu yağmura rağmen okumaya devam eder.
Sonraki gelişmeleri hafız yaşar, hatıratında şöyle anlatır. “ ertesi akşam Dolmabahçe sarayı’ na gittim. Ata’ mın huzurunda kabul edildim. Çanakkale merasiminin tafsilatını verirken Bu fırtına ve yağış bahsine gelince, ATATÜRK o yağmur ve rüzgara rağmen mevlide devam edişime o kadar mütehassis oldu ki, hiç unutamam…. Elini tekrar,tekrar masaya vurarak: “ Aferin hafızım çok güzel yapmışsın. VAZİFE BAŞINDA İKEN TAŞ YAĞSA, İNSAN YERİNDEN KIPIRDAMAZ” diye iltifatta bulundu..
Onlar böyle zorluklar içinde şehitlerimiz için fatiha gönderme derdindeydiler bizlerde evlerimizden onlara birer fatiha gönderelim olur mu?
Bütün şehitlerimizin ruhu şad olsun…
seferihisarmuf@hotmail.com
Yazınız için çok teşekkürler hocam. Devamını bekliyoruz