Seferihisar Yeni Haber Gazetesi | Yazarlar
Seferihisar Yeni Haber Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan köşe yazılarının
tüm hakları ve sorumluluğu köşe yazarına aittir. YORUM YAZ
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Konuğumuz Kadir Başlı
Başarıya Koşanlar sayfamızda ilçemizde adlarını başarı ile özdeşleştiren işadamı, siyasetçi, sporcu veya sanatçı gibi isimlerin öykülerini okuyacak, zirveye giden yoldaki mücadelelerine tanık olmaya devam edeceksiniz…
YAZARLARIMIZ
SON YORUMLANAN HABERLER
1
Dernek, çok yakında maddi durumu iyi olmayan kız öğrencilere de burs vermeye başlanacak.
2
Kadınların ekonomiye katkısını artırmak amacıyla kurulan S.S Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi üyeleri, kooperatifçilik ve üretim alanı olan salyangozculuk konusunda bilgilendirildi.
3
Haber sitemizin köşe yazarı ve yayın sorumlusu Mustafa Karabulut’un gündeme taşıdığı “Seferihisar’ın kaderini kimler çiziyor” başlıklı yazıda “Seferihisar’ın kaderini AK Parti’ye bağlı kurum ve kuruluşlar mı, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu mu, Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer mi çiziyor? Başlıklı yazıya ilk tepki Seferihisar AK Parti İlçe Başkanı Ümit Cingöz’den geldi.
4
Seferihisar Ürkmez Bengiler Mahallesine modern kebap ve pide aile salonu açıldı. Açılış kurdelesini Seferihisar Kaymakamı Şakir Erden kesti.
5
Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer tarafından “Belediye başkanlığını bırak sokakta parti için çalış” söylediği iddia edilen söylemlere karşı sessiz kalan Seferihisar Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Ercan sessizliğini bozdu.
E-POSTA LİSTESİ
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
2
Başarıya Koşanlar sayfamızda ilçemizde adlarını başarı ile özdeşleştiren işadamı, siyasetçi, sporcu veya sanatçı gibi isimlerin öykülerini okuyacak, zirveye giden yoldaki mücadelelerine tanık olmaya devam edeceksiniz…
3
Süper Amatöre terfi maçlarında mücadele eden Seferihisarspor, yarı final maçında karşılaştığı Ülküspor'a penaltı atışlarında kaybetti
4
İzmir Kent Konseyi Kadın Meclisi, seçimlere teşvik ve yerel yönetimlerde seçilmiş kadın sayısını arttırmak amacıyla ‘İzmir Yerel Siyaset Akademisi’ başlıklı bir eğitim projesi hazırladı
5
Akay ilk ziyaretlerine AK Parti Ödemiş. Kiraz ve Beydağ İlçe Teşkilatından başladı








.jpg)


.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)


(1).jpg)












Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi......
Bir kişiye yapılan haksızlık,
bütün topluma karşı
işlenmiş bir suçtur.
bu bilinci paylaşmak ve
bu sorumluluğu yerleştirmek...
zorundayız.
Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci,
özgürlüğün de,
demokrasinin de
tek güvencesidir.
Bu güvence sağlanmadıkça,
demokrasinin temeline
tek bir taş bile konmuş olamaz.
Unutmayalım ki 'cesur bir kez,
korkak bin kez ölür'.
Önemli olan,
insanın böyle bir toplumda
'mezar taşı' gibi
suskunluk simgesi
olmamasıdır.'
Ugur Mumcu
_____________________________________
______________________________________
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi......
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
Uğur Mumcu
__________________________________
__________________________________
Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiğim, ben laikim, ben anti-emperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım,ben özgürlükçüyüm,ben insan haklarının savunucusu...yum, ben TERÖRE karşıyım, ben hırsızların,yobazların,vurguncuların,çıkarcıların düşmanıyım.! Öyleyse vurun,parçalayın! Her parçamdan benim gibiler,beni aşacaklar çıkacaktır.
UĞUR MUMCU
_____________________________________________________
___________________________________________________
sahte milliyetçilik...UĞUR MUMCU
Yabancılar ayıp olmasın diye, bizim gibi ülkeler için 'gelişmekte olan ülkeler' derler! Aslına bakarsanız, bizim adımız 'az gelişmiş ülke'dir. Ünlü Fransız bilim adamı Mourice Duverger, bizim gibi ülkeler için 'proleter uluslar' kavramını kullanıyor. Duverger, Türkçe'ye 'Politikaya Giriş' adıyla çevrilen özlü incelemesinde:
- Burjuva milletlerle, proleter milletler arasındaki fark, 18. yüzyıl Avrupası'nda aynı ülkenin burjuvazisi ile proleteryası arasındaki fark kadar büyüktür, demektedir. 'Proleter uluslar', sanayi devriminin dışında kalan, tarımı ilkel, enerjisi ve makine üretimi yetersiz, buna karşılık ticaret burjuvazisi gelişmiş, ulusal geliri düşük toplumlar demektir.
'Proleter uluslar', gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerin pazarlarıdır. Gelişmiş ülkeler, proleter uluslar üzerinde, yardım adı altında ekonomik ipotekler kurarlar. Yirminci yüzyılın ilk başlarındaki askeri işgaller, günümüzde ekonomik işgallere dönüşmüştür. Türkiye, böylesine ekonomik işgal altında tutulan 'proleter uluslar'ın en başlarında yer almaktadır.
'Proleter uluslar'ın tek kurtuluş yolu, uluslararası kapitalizme karşı savaş vermelerine bağlıdır. Buna, 'antiemperyalizm' diyoruz. Gerçek 'milliyetçilik' budur. Üretimi, yabancılara karşı sömürtmemektir milliyetçilik!
'Proleter uluslar'ın milliyetçiliği, ancak ve ancak 'antiemperyalist' bir çizgiye oturtulabilir. Bu milliyetçilik anlayışında, ulusallık ve sınıfsallık içiçedir. Kurtuluş Savaşı'mız ve savaşın önderi Mustafa Kemal Atatürk, proleter uluslara özgü 'milliyetçiliğin' yirminci yüzyıldaki görkemli örnekleri sayılır.
Yoksul ülkelerdeki, proleter uluslarda rastlanan bir başka 'milliyetçilik', bunun tam tersidir. Çarpık ekonomik yapıda palazlanan ve çoğu yabancı sermayenin desteğindeki ticaret burjuvazisi ve kurulu siyasal düzen, uyanan antiemperyalist bilinci yoketmek ya da yozlaştırmak için bir başka 'milliyetçilik' akımına sarılır.
Yine Kurtuluş Savaşı'mızdan örnek verirsek, bu tür milliyetçiler, 'Kuvay-i Milliye'ye karşı İstanbul Hükümeti tarafından örgütlenen Anzavur komutasındaki 'Kuvay-i İnzibatiye'dir. Anzavur kuvvetleri, yabancı işgal kuvvetlerinin 'milliyetçi' etiketli uzantılarıdır.
Bu milliyetçilik anlayışı, günümüzde daha karmaşık bir niteliğe bürünmüştür. Açık askeri işgalde kimin kimden yana olduğu daha somut biçimde anlaşılırken, bugünkü kargaşa, uluslararası kapitalizmin bu tür 'sahte milliyetçilik' duygularını başka başka renklerle sunmaktadır.
Bu millityetçilik, baştan tırnağa yabancı sermayeden yanadır, ülke içinde ticaret burjuvazisine, dışında yabancı kuruluşlara toz kondurmaz; işçiden, emekçiden değil, işverenden yana tavır alır, alabildiğine din sömürücüsü ve düşünce özgürlüğü düşmanıdır.
Mustafa Kemal, 'Ezilen uluslar, bir gün ezenleri yok edeceklerdir' derken, Asya ve Afrika'da uyanan 'proleter ulusların', 'antiemperyalist bilincini', 'milliyetçilik duygularını' harekete geçirmek istiyordu.
'Milliyetçilik', Kurtuluş Savaşı'mızda, bozuk düzenin kalelerine çekilen bayrak değil, antiemperyalist bilincin ve bağımsızlık kavgasının sönmeyen bir meşalesi olmuştu.
'Sahte milliyetçiler'in elinden bu bayrağı almak, bütün devrimcilerin ortak amacı olmalıdır. Çünkü, 'proleter uluslar'ın bağımsılık bilinci, antiemperyalist kavgadan geçer. Çünkü, özünde ulusallık ve sınıfsallığı taşıyan 'gerçek milliyetçilik', anti-emperyalist çizginin odak noktasıdır.
Egemen sınıfların yüzlerindeki 'milliyetçilik makyajını' silip atmak, başta işçi sınıfı olmak üzere, yurdunu ve ulusunu seven herkesin görevidir.
Uğur Mumcu