Seferihisar Yeni Haber Gazetesi | Yazarlar

Yine Bir Pazar Günü... Ankara Bembeyazdı...

24 Ocak 2010, 00:37
Seferihisar.com Twitter'da

O gün Ankara'da idim. Yine bir pazar günüydü ve Ankara’da her taraf bembeyaz karın altında bir gün geçiriyordu. Akay Caddesi’nde kaldığım otelin lobisinde saat 16.00 sıralarında dostlarımız ile sohbet ederken masamıza çay servisi yapan garsondan öğrenmiştik acı haberi…

Yaklaşık bir saat sonra taksiye binip sonradan isminin Karlı Sokak olduğunu öğrendiğimiz bölgeye gelmiştik. Emniyet görevlileri etten duvar örmüştü ve olay yerine hiç kimseyi yaklaştırmıyordu.

İşte bu anı yaşayalı tam 17 yıl oldu. Yıllar ne çabuk gelip geçiyor insan yaşamında..

Uğur Mumcu ile aynı gün katledilmişti bir başka halk sevdalısı daha… Uğur Mumcu katliamının üzerinden 8 yıl geçmiş, 24 Ocak 2001 tarihinde ajanslara acı bir haber daha düşmüştü. Diyarbakır’ı en az bir Diyarbakırlı kadar seven ve halkını kazanmak için mücadele eden Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan hain bir saldırı sonucu şehit edilmişti.

Mücadelesi birilerini rahatsız etmiş olacak ki fazla dayanamadılar. Diyarbakır halkının devletiyle barışmasına müsaade etmediler. İbretlik bir suikast işlediler. Hüzünlü bulutlar Uğur Mumcu’dan sonra şimdi O’na yoldaşlık edecekti Ali Gaffar Okkan’a…
 
Tarihin gördüğü en büyük emniyet müdürüne…

Biz bu günü unutmayacağız. Sadece klişe laflarla anmayacağız onları... Kalbimizdesiniz hikayelerini bir daha okumayacağız...
 
Bıraktıklarına sahip çıkacak, yapmak istediklerini yapacak, kaldıkları yerden biz devam edeceğiz.

Nasıl onların görevi halkı aydınlatmaksa, bizim de görevimiz onların yapmalarına müsaade edilmeyenleri yapmak olacaktır. Halk adına kendinden geçmektir. Mevki, makam, para, şan, şöhret peşine düşmeden, nice isimsiz kahramanlar gibi halk için çalışmaktır.

"Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur.” Bu bilinci paylaşmak ve  bunun sorumluluğunu  yerleştirmek zorundayız. Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir. Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline tek bir taş bile konmuş olamaz. Unutmayalım ki "cesur bir kez, korkak bin kez ölür." Önemli olan, insanın böyle bir toplumda "mezar taşı" gibi suskunluk simgesi olmamasıdır.
 
Uğur MumcuGaffar Okkan…Çetin Emeç ve diğerleri…

Siz suskunluğun değil, isyanın simgesi oldunuz ve hala karanlıkta yolumuzu aydınlatan fenerlersiniz.
Aziz hatıralarınızın önünde saygıyla eğiliyorum…
 
                                                                                                mustafa@seferihisar.com
 


 

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi
 Seferihisar Yeni Haber Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan köşe yazılarının tüm hakları ve sorumluluğu köşe yazarına aittir.
YORUM YAZ
Deniz Mavisi (+4) -
UNUTMAYACAĞIZ.........!

Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi......

Bir kişiye yapılan haksızlık,
bütün topluma karşı
işlenmiş bir suçtur.
bu bilinci paylaşmak ve
bu sorumluluğu yerleştirmek...
zorundayız.
Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci,
özgürlüğün de,
demokrasinin de
tek güvencesidir.
Bu güvence sağlanmadıkça,
demokrasinin temeline
tek bir taş bile konmuş olamaz.
Unutmayalım ki 'cesur bir kez,
korkak bin kez ölür'.
Önemli olan,
insanın böyle bir toplumda
'mezar taşı' gibi
suskunluk simgesi
olmamasıdır.'

Ugur Mumcu
_____________________________________
______________________________________

Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.

Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi......

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...

Uğur Mumcu
__________________________________
__________________________________


Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiğim, ben laikim, ben anti-emperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım,ben özgürlükçüyüm,ben insan haklarının savunucusu...yum, ben TERÖRE karşıyım, ben hırsızların,yobazların,vurguncuların,çıkarcıların düşmanıyım.! Öyleyse vurun,parçalayın! Her parçamdan benim gibiler,beni aşacaklar çıkacaktır.

UĞUR MUMCU
_____________________________________________________
___________________________________________________
sahte milliyetçilik...UĞUR MUMCU

Yabancılar ayıp olmasın diye, bizim gibi ülkeler için 'gelişmekte olan ülkeler' derler! Aslına bakarsanız, bizim adımız 'az gelişmiş ülke'dir. Ünlü Fransız bilim adamı Mourice Duverger, bizim gibi ülkeler için 'proleter uluslar' kavramını kullanıyor. Duverger, Türkçe'ye 'Politikaya Giriş' adıyla çevrilen özlü incelemesinde:

- Burjuva milletlerle, proleter milletler arasındaki fark, 18. yüzyıl Avrupası'nda aynı ülkenin burjuvazisi ile proleteryası arasındaki fark kadar büyüktür, demektedir. 'Proleter uluslar', sanayi devriminin dışında kalan, tarımı ilkel, enerjisi ve makine üretimi yetersiz, buna karşılık ticaret burjuvazisi gelişmiş, ulusal geliri düşük toplumlar demektir.

'Proleter uluslar', gelişmiş, sanayileşmiş ülkelerin pazarlarıdır. Gelişmiş ülkeler, proleter uluslar üzerinde, yardım adı altında ekonomik ipotekler kurarlar. Yirminci yüzyılın ilk başlarındaki askeri işgaller, günümüzde ekonomik işgallere dönüşmüştür. Türkiye, böylesine ekonomik işgal altında tutulan 'proleter uluslar'ın en başlarında yer almaktadır.

'Proleter uluslar'ın tek kurtuluş yolu, uluslararası kapitalizme karşı savaş vermelerine bağlıdır. Buna, 'antiemperyalizm' diyoruz. Gerçek 'milliyetçilik' budur. Üretimi, yabancılara karşı sömürtmemektir milliyetçilik!

'Proleter uluslar'ın milliyetçiliği, ancak ve ancak 'antiemperyalist' bir çizgiye oturtulabilir. Bu milliyetçilik anlayışında, ulusallık ve sınıfsallık içiçedir. Kurtuluş Savaşı'mız ve savaşın önderi Mustafa Kemal Atatürk, proleter uluslara özgü 'milliyetçiliğin' yirminci yüzyıldaki görkemli örnekleri sayılır.

Yoksul ülkelerdeki, proleter uluslarda rastlanan bir başka 'milliyetçilik', bunun tam tersidir. Çarpık ekonomik yapıda palazlanan ve çoğu yabancı sermayenin desteğindeki ticaret burjuvazisi ve kurulu siyasal düzen, uyanan antiemperyalist bilinci yoketmek ya da yozlaştırmak için bir başka 'milliyetçilik' akımına sarılır.

Yine Kurtuluş Savaşı'mızdan örnek verirsek, bu tür milliyetçiler, 'Kuvay-i Milliye'ye karşı İstanbul Hükümeti tarafından örgütlenen Anzavur komutasındaki 'Kuvay-i İnzibatiye'dir. Anzavur kuvvetleri, yabancı işgal kuvvetlerinin 'milliyetçi' etiketli uzantılarıdır.

Bu milliyetçilik anlayışı, günümüzde daha karmaşık bir niteliğe bürünmüştür. Açık askeri işgalde kimin kimden yana olduğu daha somut biçimde anlaşılırken, bugünkü kargaşa, uluslararası kapitalizmin bu tür 'sahte milliyetçilik' duygularını başka başka renklerle sunmaktadır.

Bu millityetçilik, baştan tırnağa yabancı sermayeden yanadır, ülke içinde ticaret burjuvazisine, dışında yabancı kuruluşlara toz kondurmaz; işçiden, emekçiden değil, işverenden yana tavır alır, alabildiğine din sömürücüsü ve düşünce özgürlüğü düşmanıdır.

Mustafa Kemal, 'Ezilen uluslar, bir gün ezenleri yok edeceklerdir' derken, Asya ve Afrika'da uyanan 'proleter ulusların', 'antiemperyalist bilincini', 'milliyetçilik duygularını' harekete geçirmek istiyordu.

'Milliyetçilik', Kurtuluş Savaşı'mızda, bozuk düzenin kalelerine çekilen bayrak değil, antiemperyalist bilincin ve bağımsızlık kavgasının sönmeyen bir meşalesi olmuştu.

'Sahte milliyetçiler'in elinden bu bayrağı almak, bütün devrimcilerin ortak amacı olmalıdır. Çünkü, 'proleter uluslar'ın bağımsılık bilinci, antiemperyalist kavgadan geçer. Çünkü, özünde ulusallık ve sınıfsallığı taşıyan 'gerçek milliyetçilik', anti-emperyalist çizginin odak noktasıdır.

Egemen sınıfların yüzlerindeki 'milliyetçilik makyajını' silip atmak, başta işçi sınıfı olmak üzere, yurdunu ve ulusunu seven herkesin görevidir.
Uğur Mumcu

 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Seferihisar Yeni Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Konuğumuz Kadir Başlı
Konuğumuz Kadir Başlı
Başarıya Koşanlar sayfamızda ilçemizde adlarını başarı ile özdeşleştiren işadamı, siyasetçi, sporcu veya sanatçı gibi isimlerin öykülerini okuyacak, zirveye giden yoldaki mücadelelerine tanık olmaya devam edeceksiniz…
 
YAZARLARIMIZ
Ayaklı Gazete
31. İLÇE KURULACAK MI?
Mustafa KARABULUT
SEFERİHİSAR CHP’Lİ DELEGELERDEN İNCE AYAR
Şükrü Demirel
NAMAZ AŞIKLARI
Yasemin KARABULUT
Stadyum ve CHP’lilerin sazanlığı
Muhittin AKBEL
Sığacık’ta 2. raunt
 

 

SON YORUMLANAN HABERLER
 
FOTO GALERİ
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
 

Bu sitenin tüm hakları, Seferihisar Yeni Haber Gazetesi-ne aittir.

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi - Hıdırlık Mh. Atatürk Cd. 35/105 Seferihisar / İZMİR
Tel :0232 7434212