| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
Sevgili dostlar bu haftaki yazımı da yine dokunulmazlık konusuna ayırmak istiyorum. Ama kastettiğim yalnızca milletvekili dokunulmazlığı değil. Malum onlara dokunabilmek için önce RTE’ den izin almak gerekiyor.
Burada ilginç bir anıyı hatırlatmak istiyorum. Bir zamanlar bir Jet Fadıl ( Fadıl Akgündüz) vardı hatırlıyor musunuz? Adam üçkâğıtçıydı falan ama bir şekilde Siirt’ten bağımsız milletvekili olmayı başarmıştı. ‘Vay sen üçkâğıtçıymışsın, sen nasıl milletvekili olursun’ deyip sanki mecliste başka üçkâğıtçı milletvekili yokmuş gibi adamın vekiliği düşürülüp, bu arada 1 yıldan fazla hüküm giyenlerin seçilme hakkının olabilmesi için gerekli anayasa değişikliği acilen yapılıp, hemen bir de ara seçim yapılıp yerine RTE’ nin Siirt’ten milletvekili seçilmesi sağlanmıştı. Demek ki AKP’ye yakın üçkağıtçılara dokunulamıyor, ama bağımsız olarak seçilebilen üçkağıtçılara dokunulabiliyormuş…..
Malum
Türk Silahlı Kuvvetleri Arınç’a bir suikast düzenlemeye karar verdi ya…. Bu iş için de özel kuvvetler görevlendirildi ya…. Tam da bu özel kuvvetler (
ellerinde herhangi bir ateşli silah, bomba, bıçak vs bile olmadan,ayrıca herhangi bir dinleme cihazı falan da olmadan….)
Arınç’a suikat düzenleyecekken yakalandılar.
İşin ilginci bu suçtan beraat ettiler ama Yüce
Türk yargısı yine de tatmin olmadı ve bu özel kuvvetlerin karargâhında bir arama yapmaya karar verdi. Şu ana kadar bir şeyin bulunduğu duyulmadı. Herhalde bulunsaydı önce
Taraf ve
Star gazetelerinden duyardık…!!!!!
İşin ilginç yanını geçtiğimiz günlerde
Sincan hâkimi Osman Kaçmaz dile getirdi.
Ankara’da bir hakim bir kararla kozmik derecede gizli odalarda arama yapmaya karara verebiliyor ve
Genelkurmay bile ses çıkarmıyor. Ancak bizim
Sincan hâkimi malum dinleme skandalıyla ilgili olarak Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nda arama yaptırmaya karar veriyor, yer yerinden oynuyor. ‘
Vay sen misin bu dinleme skandalına el atan’ denilip hâkimin kesinlikle Ergenekoncu olduğuna hükmedilip hakkında dava açılıyor,
Adalet Bakanlığı müfettişleri resmen
Sincan Adliyesi’ne karargâh kuruyor.
Üstelik
Yargıtay santrali dinlenirken, hatta
Başbakan bile dinlendiğini itiraf ediyorken, hatta
Cumhurbaşkanlığında yapılan toplantılarda etrafa
jammer (
cep telefonu sinyallerini bozan cihaz) yerleştirilirken. Yani
Cumhurbaşkanı bile dinlenmekten korkarken (
Ki bu bence bir ülkede çok olağanüstü bir şeydir) , birileri ‘
Yahu kim neden dinliyor bu milleti? ’ diye sorup işin peşine düşünce
Adalet Bakanlığı müfettişleri bu incelemenin hukuksuz olabileceğini düşünmeye başlıyor. Size de garip gelmiyor mu bu olay? Acaba dinleyenler kesinlikle ortaya çıkarılmaması gereken birileri mi diye düşünmeden edemiyor insan. Hani
CIA/
Fethullah ortaklığı mı acaba diyoruz…..
Çünkü
Adalet Bakanlığı’nın bizzat kendisinin bu işe el atıp incelemesi ve skandalı çözmesi gerekirken, bu işi çözmeye kalkan bir
hâkimle uğraşması bize pek de akıllıca gelmiyor.
Demek ki Özel Kuvvetler karargâhında arama yapan hâkimin, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Yargıtay, İstanbul Başsavcısı gibi isimleri dinleyen hâkimlerin özel bir dokunulmazlığı var ama dinleme skandalını araştıran hâkimin, Erzincan’daki cemaat dosyasının peşini bırakmayan savcının tam tersine özel bir dokunulurluğu var…!!!!
Demek ki Almanya’nın ‘ sınrdan girersen seni tutuklarız ‘ dediği eski RTÜK Başkanı Deniz Fenerci Zahit Akman’ a dokunulamıyor (Adam hâlâ RTÜK üyesi), ama tek suçu Atatürkçü olmak olan eski Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan’ a, karaciğerinde kanser riski olan eski İnönü Üniversitesi Rektörü Ergenekoncu Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu’ na dokunulabiliyor……
Ne diyelim umarız bir gün size dokunulmaz……..
Ben en az senin yaşın kadar yıldır CHP üyesiyim. Ama maalesef sen ve senin gibiler tarihin bir sayfasında takılıp kalmışsınız, bu nedenle de siyaseti ayak diretme ve koruma iç güdüsüyle algılıyorsunuz. Ben ise siyaseti tarihsel olarak değişen dinamiklere uygun şekilde ve öncelikle mevcut refah ve özgürlük seviyemizin yükseltilmesinin aracı olarak görüyorum.
Ben güne Hürriyet okuyarak başlarım gün içinde internetten Radikal, Milliyet, Cumhuriyet, Zaman, Taraf, Birgün okuyarak devam ederim. Üniversite yıllarımdan beri de Cumhuriyet gazetesini parayla almaktayım. Seferihisar'da devlet kurumlarından sonra Cumhuriyet gazetesini devamlı alan neredeyse tek kişiyim, o nedenle senin basit önyargılarına konu ettiğin kişi ben değilim en azından.
Anlaman gereken şu arkadaşım, memleket gerçek demokrasiyi tadamadığı için, asker bu ülkenin geleceğini hala daha halka bırakacak kadar ona güvenmediği için bu haldeyiz. Önümüzeki ay ne olacak biliyor musun, hükümet anayasayı ve anayasa mahkemesinin yapısını değiştirecek, bunu da referandumda kabul ettirecek. Anayasa mahkemesinin anayasa değişikliklerini sadece ve sadece şekil yönünden inceleme hakkı olduğu için eli kolu bağlı olacak. Anayasa mahkemesi üye sayısı 21'e çıkarılacak ve hükümetin yapmış olduğu yasal değişikliklerin önündeki tek güç de ortadan kaldırılmış olacak. O zamana kadar gereksiz planlar yapmış olduğu için yıpranan TSK'da sesini çıkaramayacak, ve sonrasında seyreyle gümbürtüyü!!!
Kafayı kaldır bir düşün değerli arkadaşım, vakit çok geç artık! Baykal CHP'yi bitirdi, darbeciler TSK'yı, AKP'de Anayasa Mahkemesini bitirecek. Peki, hükümetin karşısında dengeyi kim kuracak? Şimdilik bu yanıtsız, ergenekonda patinaj çekeceğine biraz kafanı kaldır ve düşün, ufka bak!
Genelkurmay açıklama yapıyor, bu gerçek değil strateji geliştirme senaryosu yani bir nevi tatbikat! Ama gelin görünkü tatbikatın içerisinde cami bombalamaktan, bombalama görüntülerinin internette servis edilmesine, Ege'de savaş uçağımızın kendi pilotlarımız tarafından düşürülüp Yunanistanla gerginlik çıkartmaya kadar herşey düşünülmüş!
Tatbikata bak sen! Umarım gazetelerde yazanlar gerçek değildir diyordum ama Genelkurmay açıklama yapıyor, tatbikat planını kabul ediyor.
Şunu kabul edelim cemaatler, tarikatler, kadrolaşma ne kadar tehlikeliyse, kendi halkından korkan onu kışkırtılacak bir sürü gibi gören zihniyet de o kadar tehlikelidir!
İncelenen kozmik odanın seferberlik tetkik kuruluna ait olan odalar olduğunu, yani ülkenin topyekün savaş bilgilerini ve stratejilerini değil de, psikolojik harekat yürütmekle görevli kolunun odaları olduğunu bilmiyorsunuz ya da çarpıtıp ülke savunması elden gidiyor diye yaygara koparmayı amaçlıyorsunuz!
Seferberlik tetkik kurulu, medya, sivil toplum ve gayrinizami harbin diğer araçlarını kullanarak belirlenen amaçlara ulaşmaya sağlar. Gayrinizami harbin gayrihukuki yollara başvurması kimse için sürpriz olmamalı, siz neden bu kadar şaşırıyorsunuz onu anlamadım!
Sayın Acaroğlu, yazmaya çalıştığınız konuların tamamı en az üçüncü kaynaktan çıkan bilgilere dayalı hani varsa gücünüz ilk kaynağa ulaşmaya onu becerin sonra ahkam kesin, yoksa ulusal ve yerel basında sizin yazdıklarınızı en azından daha tutarlı olarak yazan-anlatan pek çok yazar var.
O nedenle gelin tavsiyemi dinleyin, uzman olduğunuz alanda yazın-çizin. Halk sağlığı, diş sağlığı yazın mesela.
Mesela Seferihisar'daki ilköğretim öğrencilerinden kaçı düzenli olarak dişlerini fırçalıyor? Yetişkinlerin kaçı sağlıklı dişlere sahip, nasıl ağız bakımı yapmalılar? Bakın bunlar hem uzmanlık alanınız hem de Seferihisarlıların işine yarayacak şeyler. Bunlarla ilgilenseniz, bir faydanız dokunsa bizlere.
Veya tecrübeniz gereği yerel siyasete ilişkin birşeyler anlatın, öneriler getirin, ama bırakın bilginizin olmadığı konularda fikir sunmayın!
Eski bir ilçe başkanı, milletvekili adayı ve mevcut CHP ilçe yönetim kurulu üyesi olarak bize daha fazla ergenekon/cia/fethullah edebiyatı yapmayın lütfen. Elle tutulur, gözle görülür işler yapın.
Siyaset sorunlara çözüm üretme işidir çünkü! Bilgi ister, emek ister, sabır ister!
Mesela Yasemin Hanım yazmış, Sığacık yolu için bir çözüm getirin. Buyrun, aktif bir ilçe siyasetçisi olarak Sığacık yoluna bir çözüm getirilmesini sağlayın Ergenekonu çözmeden önce.
Var mısınız???
Bilginizin olmadığı konularda fikirlerinizi üfürüyorsunuz.
Siyaset dediğiniz şey büyük büyük laflar etmek değildir, bilakis günlük hayatta karşımıza çıkan sorunlara çözüm üretme sanatıdır. Bakın sanattır diyorum özellikle, emek ister, bilgi ister, sabır ister! Kalemi eline alıp cia,akp,chp, dokunulmazlık, ergenekon bunların hepsini bir cümlede sarfetmek siyaset değildir, ancak ve ancak konuların içini boşaltmaktır.
Gelin kafanızı Seferihisar'ı güzelleştirmeye yorun biraz! Jeotermale, mandaline, turizme mesela. E tabi bilginiz varsa bu konularda, yoksa bırakın bunları da faydanız nerede dokunur Seferihisar2a onu gösterin. Diş taramasına falan çıkın mesela!!!
Editor'e: yorumların hajaret içermemesine rağmen yayınlanmıyor, neden? Yayın ilkeleriniz arasına sansürü de mi eklediniz?
1977 deki kanlı 1 Mayıs'a ilişkin detaylar bugün büyük oranda bellidir artık. O gün oradaki beyaz Renault araba ve Intercontinental Otelin 7.katından açılan ateş ve en önemlisi ise kalabalığın üzerine polisin panzerlerle girmesi herkesin malumudur. Üstelik çok daha önemli bir detay, kalabalığın panzerlerle bir kamyonun tıkadığı Kazancı yokuşuna sürülmesidir. Bu olay tamamen dönemin polisi tarafından yapılan bir uygulamadır. O panzerlere kalabalığın içine girmesi emrini kimin verdiği bellidir. Yine o panzerlerle zaten korkmuş olan kalabalığı tıkanmış bir yokuşa sürme emrini de kimin verdiği bellidir. Ölümlerin ise 30 tanesi ezilme ve boğulma nedeniyle, 5 tanesi vurularak, 1 tanesi de panzerin altında kalarak gerçekleşmiştir. O emirleri verenler o günkü katliamın sorumlularıdır. Bir panzer kendiliğinden kalabalığın arasına dalmaz. Bunun sorumlusunu bulmayı istemek yeterlidir. Bunu 33 sene sonra kozmik odalarda aramak bana göre sadece hedef şaşırtmak için, kafa karıştırmak için ortaya atılmış bir zırvadır.
Şu an kozmik oda olarak nitelenen odada ise Genelkurmay'ın olası bir savaş halinde hangi orduların nerede, hangi kuvvetlerin nerelerde bulundurulacağına ilişkin planları vardır. Şimdi siz bu savaş senaryolarına karşı Genelkurmay'ın geliştirdiği harekat planlarının arasında kanlı 1 Mayıs eyleminin detaylarının da bulunduğunu iddia ediyorsanız birincisi o odanın en az 33 yıllık bir arşiv olması gerekiyor, ikincisi o olayı askerin yaptığını iddia ediyor olmanız gerekiyor. Halbuki o gün orada tek bir er bile yoktu. Ama siz kozmik odada kanlı 1 Mayıs eyleminin planlarının var olduğunu biliyorsanız ben istihbarat kaynağınıza hayran kaldım. Bunun muhtemelen Yeni Şafak, Zaman gibi Fethullah/CIA yapılanmasının borazanlığını yapan gazeteler olduğunu tahmin ediyorum.Pardon ama bu arada sormadan da edemeyeceğim. O odadaki arama emri 1 Mayıs 1977 deki katliamın aydınlatılması için mi verilmişti????
Bu ülkede solun üstünden dozer gibi geçen 12 Mart ve 12 Eylül'ün ne olduğunu çok hem de çok iyi biliyorum. 12 Eylül günü Amerikan Büyükelçisinin Washington'a telefon açıp "Bizim çocuklar operasyonu yaptı. Tamamdır" dediğini de gayet iyi biliyorum.
Sincan hakiminin suçu öyle bir şey idiyse neden Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nda arama yapılması kararının usulsüz olduğuna dair iddialarla Adalet Bakanlığı müfettişleri Sincan'a karargah kuruyor? Neden bu tapu yolsuzluğuna ilişkin böyle bir usulsüz karar temyizden dönmüyor? Unutmayın tüm mahkeme kararlarının temyiz yolu vardır ve alt mahkemenin kararını bozabilecek ve yanlışı düzeltebilecek bir üst mahkeme vardır. Dediğiniz gibi bir usülsüz karar var olsa idi bu karar temyizden döner ve tekrar incelenirdi. Böyle bir olay var mıdır Sincan'da? ( Yoksa asıl sorun bu adamın "Cumhurbaşkanı kayıp trilyon davasından yargılanmalıdır" demesi olmasın?)
Sevgili kardeşim sanırım benim hekim olduğumu bilmiyorsun herhalde. Bilmen gerekir ki bütün hekimler zaten üniversite mezunudur ve rektörün, dekanın ne olduğunu gayet iyi bilirler.
Sevgili kardeşim Sincan hakimi de, İnönü Üniversitesi rektörü de Ergenekon davasından yargılanıyorlar. Yolsuzluktan değil. (http://www.tumgazeteler.com/?a=5164415) Burada sana hem de Zaman gazetesinde yayınlanan haberin linkini veriyorum. Bunu ya bilmiyorsun ya da kafa karıştırmaya çalışıyorsun...
Kozmik odadaki araştırmanın ise bundan 30 yıl önce yapılması gerekiyordu. Bu araştırma sonucunde 1977'deki kanlı 1 Mayıs dahil kontrterörün adının karıştığı tüm eylem ve psikolojik harekatlara ilişkin belgeler ortaya çıkacak.
Bundan bir sosyal demokrat ve bir CHPli olarak gocunuyorsanız yazık!
Unutmayın bu ulkedeki solun ve gençliğin üstünden 12 Martta, 12 Eylülde postallar geçti!
Inonu üniversitesi rektörüne gelince, daha ortada ergenekon yokken onlarca ihaleye fesat karıştırmaktan suçlanmış bir "bilim adamı" kendisi. Üniversitede rektör ne demek bilir misiniz siz? Bir ara zahmet edin de 9 Eylüle veya Ege üniversitesine gidin, yoldan geçen bir asistanı, yardımcı doçenti çevirin, onlar anlatsın size.
Ayrıca kişisel sıfatların arasına Atatürkçülüğü eklemek sizler işleyeceğiniz suçlardan, haksızlıklardan, namussuzluklardan bağışık mı kılar?
Şimdilik bu kadar, birbiriyle alakası olmayan o kadar çok konuya, kişiye ve olaya yer vermişsiniz ki cevap verirken bile insanın kafası karışıyor.