Seferihisar Yeni Haber Gazetesi | Yazarlar
Seferihisar Yeni Haber Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan köşe yazılarının
tüm hakları ve sorumluluğu köşe yazarına aittir. YORUM YAZ
ÖNCEKİ YAZILARI
YAZARLARIMIZ
SON YORUMLANAN HABERLER
1
Seferihisar CHP örgütünün ve yeni yönetiminin sesine kulak veren Belediye Başkanı Tunç Soyer, belediye yönetiminde radikal kararlar almanın eşiğinde…
2
Seferihisar belediye meclisi önceki günkü toplantısında tarihi bir karar aldı ve Türkiye’nin yakından tanıdığı (merhum) gazeteci Teoman Erel’in ismi Ürkmez bölgesinde bir parka verildi.
3
19 Mayıs, hükümetin aldığı karar gereğince Seferihisar’da alışılmışın dışında kutlandı. Saat 09.30 da Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Atatürk büstüne çelek koydu ve protokol üyeleri saygı duruşunda bulundu
5
Seferihisar Cumhuriyet Halk Partisi kadın kolları ve ADD Derneği yöneticileri Partinin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlunu ziyaret etti
E-POSTA LİSTESİ
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
1
Seferihisar CHP örgütünün ve yeni yönetiminin sesine kulak veren Belediye Başkanı Tunç Soyer, belediye yönetiminde radikal kararlar almanın eşiğinde…
3
19 Mayıs, hükümetin aldığı karar gereğince Seferihisar’da alışılmışın dışında kutlandı. Saat 09.30 da Gençlik ve Spor Müdürlüğü, Atatürk büstüne çelek koydu ve protokol üyeleri saygı duruşunda bulundu
5
Cumhuriyet Halk Partisi Seferihisar İlçe Teşkilatı’nın geçtiğimiz ay işbaşına gelen yeni yönetimi, çalışmalarına protokol ziyaretleriyle başladı











.jpg)
.jpg)
.jpg)








(1).jpg)







O savunduğunuz Menderes'in idamını tabi ki onaylamıyorum. Ancak meclis kürsüsünden ettiği "Siz isterseniz bu ülkeye hilafeti bile geri getirebilirsiniz" lafını herhalde biliyor olsanız gerek; Halkı nasıl ikiye böldüğünü, hergün radyolardan vatan cephesine geçenlerin isimlerinin okunduğunu ve bu isimlerin çoğunun ölmüş olduğunu bilmeyen yoktur.
Anıtkabir yapımına ise Menderes'in başladığını iddia ediyorsanız ben size daha fazla bir şey söylemeye gerek görmüyorum. Menderes döneminde yani 1953 de Yüce Ata'mızın cenazesi Anıtkabir'e nakledildi.Ama Anıtkabir inşaatına 14 Mayıs 1950 de mi başlandı peki?????? Atamızın emriyle Türkçe okunmaya başlanan ezan Menderes iktidara geldikten 12 gün sonra (26.05.1950) bu topraklarda Arapça okunmaya başlandı. Atamızın emanetine çok sahip çıkan bir zihniyetin iktidara gelir gelmez ezanı Arapçaya çevirmesi size göre Ata'ya sahip çıkma göstergesi midir?
Türkçemizin ırzına geçmeden konuşmak ve yazmak içinse üniversite okumak gerekmiyor. Biz üniversitede imla kurallarını öğrenmiyoruz. İlkokulu okuduysanız bu temel dilbilgisi derslerini mutlaka almış olmak zorundasınız. Sadece bunu kullanmaya gerek görecek kadar dilinize saygı gösterin yeter...
Tarih sıralamasına göre yapacak olursak ilk cevap hakkımı ulamışlı rumuzlu arkadaşa vereyim.
O dağlardan "ele geçirilen" silahların oralara yeni konmuş olduğu ve ordu envanterinde kaytlı olmadığını herhalde fark etmemişsiniz. O silahları siz nerenizle gülerseniz gülün ama tabi ki birileri darbe yapmak için oralara yerleştirmedi. Koskoca Türk Ordusu'na karşı bahçelerden çıkarılan 50-100 tüfekle 50-100 bombayla darbe yapılacak öyle mi? Hem de bu darbeyi yapacak olanlar profesörler, gazeteciler falan olacak öyle mi? Bu Ergenekon davasıyla bir sürü insan hukuksuz bir şekilde aylardır yıllardır içeride tutuluyor, onlar için kimse hukuktan bahsetmiyor. Tarikatçıların dosyasını hasıraltı etmediği için Erzincan savcısı lojmana yaptırılan bir kameriye nedeniyle 26 yılla yargılanıyor. Kayıp trilyon davasında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül zanlıdır. Yargılanıp beraat etmemiştir. Bu dava Cumhurbaşkanının görevdeyken yaptığı bir uygulamadan dolayı açılmış bir dava değildir. Bu nedenle cumhurbaşkanı sorumsuzluğu içinde değerlendirilemez. Bu dava bir dolandırıcılık davasıdır ve aynı davadan Erbakan hüküm giymiştir. Dolayısıyla "Abdullah Gül de yargılanmalıdır" diyen Sincan 1.Ağır Ceza Mahkemesi savcısı yine bu bilinmeyen ellerce çarmıha geriliyor. Bu arada sizin o çok beğendiğiniz AKP'nin bakanı Erzincan savcısını arayıp "Hapishaneler zaten çok dolu. Hem seçimler öncesi dönemde bu tarikat soruşturması bize oy kaybettirir. O yüzden bu İsmailağa cemaati meselesini kapatın" diyebiliyor. Sizin savunduğunuz hangi demokrasi anlayışı yargıya böyle bir baskıyı kabul edebiliyor? Ayrıca benim bu ülkedeki Kürtlerin defolup gitmesini istediğim gibi aptalca bir zırvayı neye dayanarak söyleyebildiğinizi ise kesinlikle anlayamadım. Hangi açılımı sağladı hükümet? Neyi başardı? Kastedilenin ne olduğunu ortaya çıkıp doğru dürüst anlattılar mı? Bu açılımın ne olduğunu AKP'nin kendi milletvekilleri bile bilmiyorlar bu yüzden isyan ediyorlar. Ancak dağlardan getirilen üniformalı teröristlerin otobüslerin üstüne çıkarılıp törenlerle, havai fişeklerle karşılanması ülkedeki binlerce şehit ailesinin nefretini çekmiştir. Çok değil 1 sene önce Abdullah Öcalan'ın serbest kalmasını sağlayacak bir düzenleme CHP sayesinde engellenebildi. Şu an ise ordu ile yargı, ordu ile hükümet biribirine güvenmez bir ortama girdi. Kaldı ki sizin savunduğunuz sistemde bir başbakan çıkıp "Bu türban meselesini ulemaya sormak lazım" diyebilmeli midir? Sizin savunduğunuz sistemde bir başbakanın bu ülkeyi bölmek için uğraşan bir eşkıya başı hakkında "sayın" diye konuşması, vatan uğruna can veren Mehmetçikler içinse "kelle" demesi normal midir? Bu mesele yüzünden başbakanı 1 TL. manevi tazminata mahkum eden bir hakimin ise çarmıha gerilmesi normal midir? Eğer yargı kararı AKP'nin işine geliyorsa bağımsız yargı kararıdır ama işine gelmiyorsa siyasi bir karardır. Tüm bu sorularıma lütfen Türkçe'mizin ırzına geçmeden doğru dürüst bir cevap verirseniz çok sevinirim sayın ulamışlı; Ayrıca Deniz Baykal'ın CHP'nin başında kalıp kalmaması CHP'ye oy vermeyen birini neden ilgilendiriyor, bu konuda da lütfen beni bilgilendirirseniz çok sevineceğim. Şahsen ben Saadet Partisi'nin başında kimin olduğuyla hiç ilgilenmiyorum. Başbakan olmasa AKP'nin başıyla da ilgilemeyeceğim. İlgilendiğim yanı zaten AKP nin iç işleri değil hükümette olması ile ilgili konular; Ayrıca halkın tek başına iktidar yapmak için oy vermiş olması o liderin tüm yaptıklarını haklı kılmaz. Unutmayın Hitler de tek başına iktidara gelmişti.
Sevgili Cihat kardeşim demokrasinin huğun yaşanması ne demek anlamadım ama soruşturulan kozmik odalardan ne çıktığını hala bizler duymadık siz duyduysanız lütfen beni de bilgilendirirseniz sevinirim. Malum Ergenekon davası ise tam bir garabet abidesi olma özelliğinden hala bir şey kaybetmiş değildir. Biribiriyle asla bir araya gelemeyecek çek senet mafyası ile gazeteciler, emekli generaller, profesörler bir araya gelip bu ülkede darbe yapacakmış öyle mi? Hangi silahla yapacaklarmış bu işi? Dünyanın sayılı güçlerinden biri olan Türk Ordusu'na karşı tabancalarla mı olacakmış darbe kalemle mi olacakmış? Siz inanıyorsanız ben bir şey diyemiyorum.
İbrahim Doğanlar'a gelince sevgili kardeşim öncelikle Nasa, Amerikan Uzay ve Havacılık dairesidir. Orada bilim yapılır. Başka bir şey yoktur. Pentagon ise Amerikan Savunma Bakanlığı'dır ve orada herhangi bir Amerikan Savcısı tarafından arama yapıldığını tarih bugüne kadar yazmamıştır. CIA ise Amerika'nın uluslar arası istihbarat örgütüdür. İstediği ülkede istediği adamı iktidara getirir, istemediğini düşürür, istediği ülkede karışıklık çıkarır ve bunları yaparken tamamen Amerikan çıkarları doğrultusunda hareket eden gizli bir istihbarat örgütüdür. Bu örgütün ofislerinde bir savcının arama yaptığını siz duyduysanız beni de bir bilgilendirirseniz çok sevineceğim. Ben bugüne kadar hiçbir Amerikan savcısının gidip CIA ofislerinde arama yaptığını duymadım.
Ayrıca ABD iran'a benzememizden bir çıkarı olmadığıdır
Rahat olmak ve panik olmamak gerektiğine inanırım
Beyler bayanlar, evimize giren ekmeği nasıl büyüteceğiz ondan bahsedelim artık. Bırakın bu şeriat muhabbetlerini, buralara şeriat falan gelemez. Birileri istese de getiremez, çünkü:
1) Türkiye'de serbest pazar ekonomisi artık yerleşti. Uluslararası ticaretin böylesine yoğun olduğu; AB ile karşılıklı ekonomik bağımlılığın bu kadar büyük olduğu bir ülkede öncelikle AB şeriata izin vermez.
2) Türkiye, kabul etseniz de etmeseniz de 1952'den beri ABD nin Ortadoğu'daki karakolu, tamponu. Irak, İran, Afganistan, Suudi Arabistan varken ABD bu sorunlara bir yenisini şeriatla yönetilen bir Türkiye il eklemez.
3) Türkiye, demagogların çok kullandığı emperyalist gücün bir parçasıdır. Nasıl mı? NATO üyeliği ve AB üyelik hedefi ile.
Büyük büyük laflarla ahkamlarla karnımız doymuyor. Seferihisar için ne yapacağız, ne yapacaksınız onlardan konuşalım artık.
Gelin bir kooperatif kuralım, hem üretici hem tüketici kooperatifi. Seferihisar'da üretilen ürünleri bu kooperatifle pazarlayalım. Bu kooperatifle yeni üretim tesisleri kuralım. Seferihisar'daki tüketimimizi bu kooperatifin kuracağı marketten yapalım Tansaştan, Şoktan, Bimden, Diasadan değil.
Öyle bir kooperatif kuralım ki, işsiz gençlerimize iş olsun. Öyle bir kooperatif kuralım ki tüm Seferihisarlı en ucuz market alışverişini ordan yapsın, patronların cebi dolacağına evlerimiz, dolaplarımız dolsun. Öyle bir kooperatif kuralım ki mandalinimizden parayı aracılar, toptancılar değil bizler kazanalım.
Elimizde ne var bir bakalım:
- jeotermal
- mandalin
- pansiyonlar
- seralar
- balık
Bunların hepsi ayrı ayrı birer maden, ama işlemesini işletmesini bilene. Belediye borç içinde, borcu olmasa bile çekişmelerden rahat rahat adım atamıyor. Birkaç işadamı tutmuş yükünü gidiyor, ama esas mal sahibi emek sahibi emekliyor hala. Bizler el ele vermezsek bu değerli kaynaklarımız daha yıllarca olduğu gibi yerinde duracak. Gençlerimiz işsiz kalacak.
Gelin kulak verin, el verin bir kooperatif kuralim!
dış güçler ve akp hükümeti ülkeyi bölme çabasında kolkola ilerliyorlar.fakat unutulmamalıdırki bu millet kurtuluş savaşını yokluklar içersinde kazandı.fakat şimdi bir kurtuluş savaşını tekrar yapacak asil güç damarlarımızdaki asil kanda hala daha mevcuttur.........