| Seferihisar.com Twitter'da |
|
|
1981 yılında askeri yönetim tarafından Seferihisar Belediye Başkanlığı’na atanan (rahmetli) Cumhur Gürüz, 1984 yılındaki yerel seçimlerde seçilmiş bir belediye başkanı olarak görevi devralmıştı.
Aynı Cumhur Gürüz, 1986 yılında Doğanbey muhtarı ve köyün ileri gelenlerini bir araya getirip referandum yapmaya gerek görmeden Doğanbey’i Seferihisar belediyesi sınırları içine almayı başarmıştı.
Seferihisar Belediyesi, o dönemi takiben Doğanbey’deki ikinci konut yöneticilerinden aldığı bağışlarla araç parkını yeni iş makineleri, binek araçları ve otobüslerle donattı.
1989 yılında Seferihisar Belediye Başkanlığı’na seçilen Etem Çalış, yine o bölgeden aldığı katkılarla Seferihisar sınırlarından temin ettiği geliri ikiye katlamayı sürdürdü.
O yıllarda imarla ilgili belge almak veya emlak vergilerini yatırmak için Seferihisar’a kadar gelmek istemeyen Doğanbey halkı, kendilerine yeterince ilgi gösterilmediğinden yakınıyor, o bölgeye bir şube ve zabıta bürosu açılmasını istiyordu.
1994 seçimlerine hazırlanan Etem Çalış ve ekibi, seçim broşürlerine “Bizi tekrar işbaşına getirirseniz Doğanbey bölgesinde belediyemizin bir şubesini açacağız” demişti.
Ama Etem Çalış ikinci dönem iş başına geldiğinde bana “Karabulut, o bölge insanlarını sen de iyi tanırsın. Bir bina bul, belediye şubesi yapalım” demiş, ben de o yıllarda tanıştığım Hayrettin İlhan ağabeyimin yanına gidip Etem Çalış’ın düşüncesini aktarmıştım. İlhan Ağabey bundan çok memnun olmuş ve “Mustafa Bey hiç para istemiyorum. Sembolik olarak aylık bir liraya iki katlı binayı hemen vermeye hazırım. Önemli olan Seferihisar Belediyesi’nin bu bölgeye hizmet vermesidir” demişti.
(Kendisini anmışken Hayrettin Ağabeye uzun ömür diliyorum.)
Aldığım iyi haber üzerine Karayolları İkinci Bölge Müdürlüğü’nde görevli dostlarımdan rica edip, “Seferihisar Belediyesi Doğanbey Şube Müdürlüğü” yazılı bir levha yaptırmıştım.
Ancak çok üzücüdür ki Etem çalış bu sözünü yerine getirmedi ve benimde yazdırdığım levha belediye depolarında çürümeye terk edilmişti...
Sonra ne mi oldu?
1997 yılında, o günün Doğanbey Muhtarı Halil Türker, köy merkezine su getirmek için elli torba çimento ile bir günlüğüne çalışacak bir iş makinesi istedi. Etem Çalış aynen şu sözleri kullandı: “Doğanbey köydür… Köylere de özel idare yardım yapıyor! Git özel idareden iste!..”
Bu söz üzerine harekete geçen Doğanbey Muhtarı Halil Türker ve Payamlı Muhtarı Halil Çadır, iki köyü bir araya getirip Seferihisar’dan kopardı ve Doğanbey Payamlı, 1999 seçimlerine belde olarak gidi…
Gelelim günümüze…
Ürkmez’de küçük gibi görülen “Ürkmeze Hoş geldiniz” yazısını sildirme gafı bölgede hiç de küçümsenmeyecek büyüklükte infiale neden oldu.
Olayın akıbetinde Seferihisar Belediyesi’nden tatmin edici açıklamaların yapılmaması bu eski olayı hatırlattı. Şimdi bölgeden yükselen sesler de o dönemi hatırlatıyor.
Ama burada Belediye Başkanı Tunç Soyer ile Etem Çalış yönetimini karıştırmayalım. Soyer, olayın olduğu saatlerde şehir dışında ve olaya telefonla müdahil oluyor. Üstelik “Siz Özel İdare alanındasınız” demiyor, bizzat üzüntüsünü dile getiriyor.
Ama Soyer’in zafiyeti de var. Bu zafiyet, sözünden dönmeme pahasına göreve getirdiği kadroların yanlışlarını üstlenmek zorunda kalmasıdır.
Seferihisar ilçe merkezinin yanında Doğanbey ve Ürkmez halkı ve meclis üyeleri, Başkan Soyer’in etrafında oluşan kadrolardan rahatsız.
Bu durum her olayda kendini gösteriyor. Gümüldür ve Özdere bölgesinin, kendilerini Menderes Belediyesi tarafından üvey evlat olarak görmesi gibi Ürkmez ve Doğanbey’liler de Seferihisarlı görülmemenin ıstırabını yaşıyor.
Görünen o ki, Menderes belediye Başkanı Ergun Özgün, Özdere ve Gümüldür’e, Seferihisar belediye başkanı Tunç Soyer de Doğanbey ve Ürkmez’e sahip çıkamazsa, AK Parti Manisa Milletvekili ve Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Tanrıverdi’nin gündeme getirdiği Özdere, Gümüldür, Ürkmez ve Doğanbey’in ayrı bir ilçe olarak örgütlenmesi gerçek olacaktır.
Ve bu da asla hayal değildir.
Tunç Soyer, etrafında oluşturduğu kadroları kollamaktaki ısrarını sürdürdüğü, Menderes Belediye Başkanı Ergun Özgün’ün de Haldun Ertok’tan dolayı Özdere’yi kucaklayamamayı devam ettirdiği takdirde olacaklar dün gibi bellidir.
Başka bir yol yoktur…
Hala Başkan ilgilenmiyor demiyorlar mı,pes artık....
Konu yine sapıyor, kişisel tartışmalara giriyoruz. Seferihisar aleyhine zaman akıp giderken birbirimize ne cevap yazacağız diye gücümüzü harcıyoruz. Sevgili Ahmet Çakal, bırak bu kördövüşünü çünkü ne sana ne bana yararı yok.
Bu sene şansımız yaver gitti mandalin para yaptı, ya yapmasaydı. Hani Seferihisar da herkesin mandalinliği yok ama en azından olanlar bir sene daha canını çok sıkmayacak. Ya diğerleri? Kışın en soğuk günlerinde kaç eve odun-kömür girmiyor, sıcak çorba pişmiyor biliyor musun? Turabiyeye, Camikebire bi bak!
Atanmış kişi tutmuş hala Ürkmez'in yazısını kendine meşgale seçiyor. Yazık dostlar yazık.
Aş lazım, iş lazım birileri bunu anlasın artık!
Yazdın mı yazdın. Bu demektir dokuz aydır Mustafa abinin yazılarını okuyorsunuz. Bu güne dek hiç iyi haber yazmamışmıydı. Tunç başkanın lehine yazınca kötü yazı aleyhine yazınca iyi yazımı yazmış oluyor Mustafa abi.
Kurşunkalemden bu yazısının açılımını istiyorum. Siz mustafa abinin Tunç başkanın aleyhine yazı yazması için bu cümleyi kullandınız gibi geliyor bana.
Bu arada ben hangi Ahmet Çakal olduğumu telefon numaramı da yazıp açıklayacağım sizde açıklayacak mısınız?
Tunç Bey kim ki ben onun muhalefeti olayım!! Kendisi bir siyasi partimi?
Cümlesini kullanmanız sizce uygun mu?. Tunç Bey Seferihisar'ın belediye başkanıdır, kaldı ki bir partinin yönetim kurulu üyesi olan bir isme bile böylesine talihsiz bir hitap şekli olabilir mi sizce?
Yorumunuzdaki "Tunç Bey kim ki" cümlenizin anlamı nedir?
Not: Sayın site yöneticileri. Önceki yorumumda hakaret yoktu niye yayından kaldırdınız?
Soyadı Çakal olan yorumcu, sanki ayağına basmışım gibi saldırdığı için ikinci yorum yapma gereği duydum.
Seferihisarlı dostlar, cümlelerime takılacağınıza başkanın yokluğunu fırsat bilip kendini seçilmiş zanneden o başkan yardımcısına çıkışsanıza. Bırakın Seferihisar'a yararı, kırdığı potlarla devirdiği çamlarla yük oluyor sadece.
Karşıyakadaki evine sabah-akşam özel şöförle gidip gelmesi gibi ahlaki bir sorundan, işyeri ruhsatı için belirlediği bağış tarifeleri, belediye meclisinden belediyenin idaresine kadar uyguladığı hukuksuzluklarla bu ilçeye ve Tunç başkana yakışmayan bir isim.
Tunç başkan sırf kendi atadığı bir ismi korumak ve yerel gazetelerin ve halkın isteklerine boyun eğmemek için direterek hata yapıyor. Belki Karabulut ve diğerleri bu hataları haber yapmamış olsa bu atanmış kişi görevinden çok önce alınmış olacaktı. Ama şu an Tunç başkan işi inada bindirmiş, ben size kurban vermem diyor. Hata ediyor.
Cittaslow un nimetleri nedir ?
başkanın düşüncesi. nikinde başkan adına yorum yapan kişi yine başkanı yıpratmak isteyenlerden biri olmalı
Yorum başlıklarına nikinizi koyarken iki kez düşünmenizi öneriyorum
Ayrıca bu yazıya başkan da sessiz kalmamalı gerçek düşüncesini ve ürkmez yazısının kimler tarafından silinmek istediğini açıklamalı
Başkan adına. Başkanın düşünceleri. Niki ile yorum yapan arkadaşımız bu yorumu yazarken biraz yüzü kızarmalıydı düşüncesindeyim
Karabulut ile ilgili söylediğim şunun içindir, bir elin verdiğini öbür el duymaz. Etem Çalış rica etmiş, sağolsun Karabulut da tabelayı yaptırmış, binayı sağlamış.
Karabulut'u sevmeyenlerdensin demişssin, birini sevmek için onu tanımam gerek. Kendisini tanımam, bilmem. Ancak yazdıklarından ve yaptıklarından dolayı saygım vardır, o da bana kalsın.
Son olarak Doğanbey'de dört tane Ahmet Çakal var, Kuşadalı, Seferihisarlı, Ermenekli, Tireli. sen hangisisin, diğerlerini töhmet altında bırakma.
Sn Mustafa Karabulut abi dokuz aydır değil oldum olası doğru bildiğini yazar
-Yazı güzel ama kendinden söz etmeseydin-. demişsin.
Bir insanın kendi yaşadığı bir olayı yazmasının sizce sakıncası nedir
Siz hem Tunç başkanı hemde Sn Mustafa abiyi sevmeyenlerdensin
benim adım ahmet çakal doğanbeyliyim sende ismini ver seningibi insanları tanımak istiyorum