Seferihisar Yeni Haber Gazetesi | Yazarlar

Sakin veya Yavaş Ne Fark Eder? Esas Olan Seferihisar'ın Değişmesi...

03 Aralık 2009, 08:26
Seferihisar.com Twitter'da

Cittaslow Birliği’ne dahil olduk ya şimdi de ‘Sakin Şehir mi?” , “Yavaş Şehir mi?” tartışması başladı.
Yavaş Şehir dendi, insanlar işlerini yavaşlatmaya başladı. Sakin Şehir dendi, bu kez de “Aceleye gerek yok, sakin, sakin” espirileri yapılmaya başlandı.

Oysa birliğe dahil kentler, orijinal adıyla Cittaslow olarak bilindiğine göre Türkçesine ne gerek var?
İlla da Türkçe bir isim konulacaksa, bence “Nostalji Şehri” daha uygun olabilir. Ama yine de “Sakin Şehir” de olsa, “Yavaş Şehir” de olsa amaçta bir şey değişmeyecek. Şehrin eski yaşamı gün ışığına çıkarılacak. Eski fotoğraflar, eski yemekler, eski yaşam biçimi sembolik olarak günümüze taşınacak. Yani “Nostalji” yaşanacak.

Ama bu asla geriye, eski yaşama dönüş anlamında değil. Kentin kimliğine, kültürel değerlerine sahip çıkmanın göstergesi. Halkımız da geçmişlerine önem verdiğine göre isimlerin, şekillerin pek önemi yok.

Burada Cittaslow’u iyi değerlendirmek lazım. Hala daha bu birliğe girmenin ne anlama geldiğini pek çok vatandaşımız kavrayabilmiş değil. Kimi köklü değişimden, kimi yaşam biçiminden vazgeçmekten, kimi de yeni bir kimliğe bürünmekten korkuyor.
 
Bu korkuların hiçbirine gerek yok ama Seferihisar’ın Cittaslow ile daha sakin, daha mütevazi bir yaşama doğru yol alacağı, gençlerin en az iki lisan öğrenerek yetişecekleri kesin… 
 
LİDER ÖRNEKTİR

Ülkemizde bir dönem Özal gençliği vardı. O dönemde gençlerimiz okuyup kariyer sahibi olmak yerine kısa yoldan nasıl köşe dönüleceğinin hesabını yapardı.
O dönemde pek çok gencimiz, dürüst yoldan para kazanan babalarına  “Bak filancanın babası nasıl kısa yoldan zengin oldu. Ben de büyüyünce öyle olacağım” diyordu.

Şimdi Seferihisar’ın önderi ne yapıyor?
Hafta sonlarında bisikletle geziyor. Gerektiğinde toplu ulaşım araçlarıyla halkın arasında yolculuk yapıyor. Hem de otobüsün motor kaputuna oturarak
 
Bayramda ilgimi çekmişti! Önceki bayramlarda sokak ve caddelerde vatandaşları yaya olarak yürürlerken pek görmezdim. Lüks araçları olanlar beş yüz metre mesafeye bile araçlarıyla giderdi. Bu bayramda ise yaya yürümeyi tercih ettiklerini gördüm.
 
Çok değil, daha bir yıl öncesine kadar gençlerimiz arasında, “Filan kişi şu marka araç almış, filan kişi bu marka araç almış” konuşmaları yapılırdı. Bir yıldan bu yana kimin ne alırsa aldığı ile insanlar ilgilenmiyor...

Yani sindire sindire, dahası alışa alışa değişiyoruz. Seferihisar’ın lideri bisikletle geziyorsa veya caddede yaya olarak yürüyorsa, gençliğimiz de elbette yeni liderini örnek alacaktır.
 

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi
 Seferihisar Yeni Haber Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan köşe yazılarının tüm hakları ve sorumluluğu köşe yazarına aittir.
YORUM YAZ
GoGo (+14) -
O alıntı yaptığın şeyler 40-50 sene evvel olan şeyler. Teknolojinin üretilmediği... Saf duygularla yoğrulmuş insanların, paranın amaç olarak hiç bir şey, araç olarak her şey olduğu... Gerçi ne kadar zengin olursak olalım, medeni insanlara karşı medenileşemeyerek, uşak olursak yeryüzünde neye layık oluruz sence? Kocaman bir HİÇ-BİR-ŞEYE layığız demektir..
ATATÜRK; 'Medeni olmayan insanlar, medeni olanların ayakları altında kalmaya mahkumdurlar' demiştir.
Bir de medeniyet fantezileriyle boğulmamış? Öncelikle 'medeniyet'in anlamını neyi ifade ediyor size? Onu bilmek gerekir. Medeniyetin neyi ifade ettiğini bilmiyorsan sen ister anlamak iste istersen isteme kısaca bir söyleyivereyim... Medeniyet şehirlilik, şehre has yaşam tarzını ifade eden bir kavramdır. Medeniyeti tetikleyen şey ise kültürdür. Öncelikle “kültür” seviyemizin belli bir düzeye ulaşmış olması gerekir medeni olmak için... Kültür, bir milletin yaşamasını kolaylaştıracak olan bilgi birikimi, medeniyet de, bu kültürün maddî alanda ortaya çıkışıdır. Yani medeniyet, bir anlamda maddî kültürdür. Toplumların, gayelerine ulaşmak için birer vasıta olarak kullandıkları sosyal, hukuk ve ticarî kurallar da medeniyetin birer parçasıdır.
Tunç Soyer;
'Dünyanın en çağdaş, en medeni projelerinden bir tanesi CittaSlow'dur. Seferihisar'daki çirkin kent dokusunun temizlenip, yenileneceği, yaşam kalitesi yükseltileceği, somut yenilikleri getirecek, halkın katılması gereken, bir projedir' diyor.
Bu yönde hak veriyorum Tunç Soyer'e. Fakat halkın katılabilmesi için, o 'MEDENİYET FANTEZİLERİ'nde boğulmasa bile o fantezilerde yüzmüş olması gerekmez mi?
Rizelli... (-3) -
GoGo yavaş şehir medeniyet fantazileriyle bogulmamiş nostaljik bir yaşamida icerisine almasi hasebiyle degerli bir dostumdan alinti bir yazi seni neden bukadar yordu anlamadim anlamakta istemiyorum ya topla pop'un arasına kalmıs bonibon geçliksin anlaşilan
hüseyine cevaptır (+16) -
Hüseyin seferihisarda çarşıya çık, 10 tane gence hangi arabayı istersin diye sor bakalım 10 tanesinden alacağın yanıt ne olacak? İstedikleri arabalar lüks mü yoksa külüstür mü onların ağızından al cevabı...
GoGo (+16) -
Rizeli arkadaş başka yerlerden yazıları kopyalayıp, buraya yapıştırıp, bu işler olmaz. Kendin ol, kendi cümlelerini kur dostum dediğin ve hayatta (belki de) yüzünü görmediğin insanların metinlerini bize okutma. Bizde çok şükür o ve daha fazlasını bulup okuruz, kitaplardan, dergilerden, gazetelerden... Ama hiç bir zaman alıntı yapmayız. Alıntı yapıla yapıla Seferihisar Belediyesi'ne logo bile bulunamadı ki; bugün halen daha makam arabasında, belediyenin içinde camlarda Seferihisar Belediyesi'nin eski dönemden kalan logo kullanılıyor. Logo mazbatadan sonra değiştirilmesi gereken ilk hedef oldu ve ilk hedefte de fiyasko oldu... Rizeli arkadaşım Mustafa Bey'i tebrik et tamamdır. O yazıyı yazan arkadaş haberci53.com da kendi halinde bir yazardır.
CittaSlow'a yaklaşımınızı doğru bulmuyorum.. Bu benim nacizane fikrimdir.
Yenilenme her daim mevcuttur. Ve insan her yeniliği ister, yeniliğe alışır fakat ne hikmetse hep dününü konuşur. Bu 50 yıl önce dedelerimizin muhabbetlerinde de geçer, bugünde muhabbetlerimizde geçer, yarın dede olduktan sonrada geçecektir.. Dedelerimiz ninelerimiz bugün der ki; ahh eskiden ben şöyleydim, böyleydim, kalmadı artık dermanım.. Hiç genç bir insandan ileriye dönük bir düşünce duyduk mu? Hayır...
Ben Tunç Soyer İngilizce neden konuştu BBC'ye? Nerede Atatürkçü düşünce? Nerede milli değerlerimiz dediğimde bana verilen yanıt "Aşağılık ruhunuzu milliyetçilik ruhunuza katarak koskoca ülkenin, küçücük bir ilçenin, belediye başkanına çıkarıyorsunuz ya pes doğrusu" denildi. Sanki milletini seven herkes siyasi görüşü bu yönde olan herhangi bir siyasi parti üyesi olmak zorunda mı? Sanki milliyetçilik yürekte değil de rozette... Gençlerin örnek aldığı lider yalnızca Seferihisar Belediye Başkanı mı olmalı? Televizyonlardan gördükleri Polar Alemdarları, Mematileri örnek alıyor olamazlar mı?
İnsanlar senelerdir dizilerdeki, lüks ve gangster yaşantıların, ahlaksız tekliflerin nasıl yapılıp genç kızların nasıl tuzaklara düşürüldüğünün portrelerini izleye izleye Türkiye bu hale getirildi. Bunu bana denildiği gibi küçücük bir ilçenin mütevazı bir belediye başkanına bağlayamazsınız. Mustafa Bey sizin Hamit NİŞANCI'yla alıp veremediğiniz nedir? Onunda altında cip var sizinde... Sadece markaları değişik.. Oda sizin taşıdığınız insani özelliklere sahip.. Tek farkınız bazıları bunu kabullense de kabullenmese de o Seferihisar'ın Belediye Başkanı idi.. Başkanlığını çekemiyorsanız bir sonraki seçimde siz aday olun da başkan olursanız artık bitsin bu çekişmeler, sürtüşmeler.. Bir yandan diyorsunuz artık Seferihisar'da dostluk kardeşlik var Necat HEPKON-Mustafa KARABULUT-Hamit NİŞANCI üçlüsü samimi pozlar veriyorsunuz. Zaten hep kardeşlik yok muydu? Ben bildim bileli Seferihisar'da kardeşçe yaşıyorduk zaten. Son seçimlerde seferberlik ilan edilip "Ev ve iş yerlerinizi TÜRK Bayrakları ile donatın" denildikten sonra, sanki Hamitçiler Ermeni yahut Yunanlı, sanki Seferihisar'ı işgal etmişler gibi yaklaşım sergilendikten sonra bile bu değişmedi... ve dostça yaşam devam ediyor... Saygılar.
lale (-2) -
nasıl ekonomik kırız yoktu sen uzayda yaşıyorsun herhaldebu ilçede insanlar 6 yıldır bahçelerine bakım yaptıraçak para bulamıyor 10 yıl önçe mandalinin tohurunu 30milyona satıyorduk bu yıl 20 milyona sattık bu ilçenin tek geçim kaynağı mandalina seferihsarda ekonomik çöküntü en az 6 yıldır var seferihisar halkı şatafatı çok sever çalışmak yok iş üretenide baltalar girişimçilik ruhları olmadığıda nekadar mandalina işletmesi varsa hepsi dışardan gelen insanlar oturur sonrada eleştiririz adan zengin oldu diye bende seferihisarlıyım öz eleştiri yapalım
Ceren (-3) -
Seferihisar halkı değişmeli, artık farklı bir ilçeyiz, daha ozenli olmalıyız.
bamsy (+32) -
şunuda unutmayın ki seferihisar halkının çoğu babadan dededen kalma mandalini satıp onun parasını yerler...hiçbir iş yapmaz...üretmez...gösterişi çok sever...özenti insanlardır...meydanda kahvehanelerde oturup gelen gecene bakıp dedikodu yaparlar...ayranları yoktur içmeye.....ama igne kendilerine biraz dokununca avazları cıktıgı kadar bagırırlar...böle insanlar için sakin şehir tam uygun :))...( bileğinin hakkı ile yaşayan geçinenler kazananlar asla üstüne alınmasın )
Hüseyin (+4) -
sadece seferihisarda değil küçük toplu yerleşimlerde o kişi şunu almış diğer kişi bunu almış lüks yaşam adına borçlanıp markalı giysi lüks otomobil alan tanıdıklarımız çok var. Olan anne babalarına oluyor ve sonuçda borçları ödeyebilme adına mülklerini satma zorunda kalıyorlar
M.Karabulutun yazdığı gibi seferihisarda on yıldır SBB plakalı otomobillere özen duyan gençlerimiz çoğunluktaydı bir yıldır genç arkadaşlarım lüks otomobillerden kaçınır oldular
M.Karabulutun düşüncelerine katılıyorum
Gençlerin önderini örnek aldıkları ve önderlerine benzemeye çalışıyorları düşüncesi doğru bir tespittir
Tebrik ederim güzel bir yazı
Gerçekten öylemi? (-3) -
Sayın yazar geçmiş yıllarda ekonomik kriz yoktu vatandaş araç alıp aracına benzin koyup gezebiliyordu. Bu işsizlik ve krizde kişilerin araç alamaması veya yaya yürümesinden doğal ne olabilir? Vatandaş akşam evime ne götüreceğim peşinde sizin düşüncenize bak. Bence olaya tam aksi yönden bakıyorsunuz. Biraz ilçe halkının içine girmenizi öneriyorum. Sizi bu yorumunuzla halktan kopmuş gördüm.
Rizelli (+3) -
Slm...
Merhaba arkadaşlar Mustafa beyı böylesı bir konuya degindinden dolayi tebrik ederim. Gündem sicakken bir iki nostaljide biz yapalim dedik .......

Bu akşam köyümü,çocukluğumu düşündüm biraz...Biz ne kadar kalabalıktık...

Ataerkil aile topluluğu;dede,nine,amca,halalar,kuzenler...

Sahi ne çok kalabalıktık....

Ya komşularımız?

Ak saçlı,nur yüzlü amcalar,nineler...

O ahşap köy evlerimizde idare lambasının loş ışı altında çocukluğumuza anlatılan masallar vardı birde...

Evde pişen tarhanadan bir tas yan komşuya komşuluk hakkı...Bir tabak erişte,bir kap yemek....

Köy imeceleri olurdu...Kızlar ayrı,gelinler ayrı gruplara ayrılır maniler söylerlerdi...Türkülerle hayata renk katan o insanlar nerede hani?

Ne çok kalabalıktık....
Ne güzel adetlerimiz vardı bizim...

Tükenmeye başladık...

Kısa aralıklarla o kalabalık sofralardan birer birer eksilmeye başladılar...
Önce dedeler öldü nineler yenildi ecele...Amcalar gurbete gitti,kızlar evlendi...İştahlı sofraların tadı tuzu kalmadı.

Sonra bizlere yol göründü...Gurbet yollarına düştük...Doğduğumuz yerler değil doyduğumuz yerler vatanımızdır dedik...

Biz bölünmeye ailede başladık...

Geldiğimiz kentlerde apartmanlarla tanıştık...Çocukluğumuzun komşuluk paylaşımlarını yavaş yavaş unutmaya başladık...

Çok katlı sitelere taşındık...
Üstümüzde,altımızda kim oturuyor bilmeden,hiç tanımadan bir birimizden kopuk,içimize dönük bir hayat yaşamaya başladık...

Asansörde,sokak kapısında bir birbirimize selam vermeden,bir günaydın demeden başımız çevirip gittik...

Nerede Fatma nineler...Teyzeler?Bize sevgilerini ve tebessümlerini eksik etmeyen o güzel yürekli insanlara ne oldu?

Bize ne oldu sahi...
Onlar yapmıyorsa biz yaptık mı...Elimizde bir tas çorba,çaldık mı yan komşumuzun kapısını?

Geldiğimiz kentlerde hayata tutunmak adına kendimizi ne kadar kaptırdık meşgalelere...Başımızı sokacak bir ev,araba,çoluk çocuğun okulu,giyimi kuşamı derken geçmişimize ne kadar zaman ayırdık?

Toplum bilimcilerini kaygılandıran bu kopukluk yersiz sayılmaz...Gerçek Türkiye nin gittikçe gerildiği,insanların kamplaştığı ve bölünme kaygısı....

Biz bölünmeye ailede başlamadık mı?

Gelinen noktada artık sosyal hayatın getirdiği kaos umurumuzda değil...Öyle bir hale geldik ki kendimizi düşünmekten başkalarına zaman ayıramaz olduk...

Dostluklarımız değerini yitirdi...Bencil paylaşımlarımız bizi yalnızlığa iterken kabahati başkalarında aradık...Tv dizilerine esir olduk...Kendi içimizde tükenmeye başladık...

Sosyal olguda bu bir sınıf atlama sancısı değildir...Kabuk değiştirme bişr üst sınıfa çıkıp elitleşmeye geçişte değil...Bunun ölçüsü bellidir...Babamız çiftçi iken biz memur olmuşuz,yada babamız işçiyken biz biraz iyi kazanan bürokrat olabilmişiz...Sınıfsal sancıdan ziyade toplumsal bir hastalığa yakalanmışız...

Hep gergin,asabi ve somurtkanız...

Sabahları işe giderken servis bekleyen insanların yüzlerine bakınca gördüklerimiz ne kadar acı...Mutsuz yüzler coğrafyası sokaklar sanki...

Teknoloji çağı bizi mutlu etmesi gerekmez mi?
Gördüğümüz bu gergin yüzler öfkeli de...En küçük bir sözde şiddete yönelik eyleme hazır...Tıpkı bomba gibi ....

Biz bölünmeye ailede başladık...
Yazının başında böyle demiştik...

Evlerden komşularımıza,onlardan mahalleye,köye,derken ülkeye böyle yayıldı bu hastalık...Sosyal doku bozuldu,değerlerimiz yozlaştı...

Birbirine tahammül edemeyen bireyler olduk...Ruh yapımız sağlığımız bozuldu...

Biz böyle değildik...
Sahi bize ne oldu?

Not: cok degerli bir dostumdan alıntıdır...
 Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları, okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Seferihisar Yeni Haber Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
ÖNCEKİ YAZILARI
ÖZEL RÖPORTAJ
Konuğumuz Kadir Başlı
Konuğumuz Kadir Başlı
Başarıya Koşanlar sayfamızda ilçemizde adlarını başarı ile özdeşleştiren işadamı, siyasetçi, sporcu veya sanatçı gibi isimlerin öykülerini okuyacak, zirveye giden yoldaki mücadelelerine tanık olmaya devam edeceksiniz…
 
YAZARLARIMIZ
Ayaklı Gazete
31. İLÇE KURULACAK MI?
Mustafa KARABULUT
SEFERİHİSAR CHP’Lİ DELEGELERDEN İNCE AYAR
Şükrü Demirel
NAMAZ AŞIKLARI
Yasemin KARABULUT
Stadyum ve CHP’lilerin sazanlığı
Muhittin AKBEL
Sığacık’ta 2. raunt
 

 

SON YORUMLANAN HABERLER
 
FOTO GALERİ
 
VİDEO GALERİ
 
E-POSTA LİSTESİ
 
EN ÇOK TIKLANAN HABERLER
 

Bu sitenin tüm hakları, Seferihisar Yeni Haber Gazetesi-ne aittir.

Seferihisar Yeni Haber Gazetesi - Hıdırlık Mh. Atatürk Cd. 35/105 Seferihisar / İZMİR
Tel :0232 7434212