Sanatı, sanat tarihini, seramiği ya da resmi en sade haliyle ve bir o kadar mütevazı anlatan seramik sanatçısı Hakan Kirezci ve ressam Gülgün İşbilen'le Köy Pazarı'ndaki minnacık atölyelerinde bir söyleşi gerçekleştirdik.
Grafik alanında aldığı eğitimin ardından İzmir’in ünlü seramik sanatçılarından Tüzüm Kızılcan’ın atölyesinde çalışarak seramik sanatına başlayan Hakan Kirezci, Marmaris ve İzmir’de işlettiği kendi atölyelerinin ardından, ressam Gülgün İşbilen’le birlikte daha minimalist bir hayat yaşamaya karar verip Seferihisar’a yerleşmiş. Kirezci, “Yaptığımız işten büyük beklentilerimiz olmadığı sürece burası bizim için oldukça güzel bir yer. Ama bizim burada olmamız Seferihisar için güzel bir şey mi orasını ben bilemem zaman gösterecek” diyor.
Atölyede asıl olan keyifle çalışmak
Hakan Bey’le birlikte seramik sanatına başlayan Gülgün İşbilen zamanla resim ve seramiği bir arada kullanabileceği yeni teknikler denemeye başlamış ve kendine has tarzlarda rölyef çalışmaları yapmış. Hem resim hem seramik sanatını başarıyla uygulayan İşbilen, resimden sonra seramikle uğraşmanın insana bir adım daha atmış gibi hissettirdiğini ifade ederken, seramikte insanı en fazla etkileyen şeyin de hem çamurla olan birliktelik hem de üç boyutlu bir malzemeye şekil vermenin keyfi olduğunu ifade ediyor. İşbilen atölyedeki çalışma prensiplerini ise şu sözlerle anlatıyor, “Bu atölyede asıl olan herkesin yaptığı işten keyif alarak haz duyarak bir şeyler üretmesi. Burada birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızla zamanı huzurlu paylaşmamız bizim önceliğimiz.”
Atölye işletmek başka bir şeydir
Seramik sanatçısı Hakan Kirezci, ülkemizde ve hatta dünyanın birçok yerinde sanatla uğraşıp aynı zamanda hayatını devam ettirecek ekonomik girdiyi sağlamanın güçlüğünü ifade ederken, seramikle uğraşmak isteyen ya da bu işin eğitimini alan gençlere de şu önerilerde bulundu. “Sanat bir yandan sabır ve emek isterken bir yandan da uğraşacağın sanat dalının tekniğine göre maddi anlamda birikim ister. Seramik sanatı da fırınından, boyasına gerekli malzemeleri göz önüne alınca, maddi getirisi yüksek bir uğraş değildir. Okuldan mezun olan genç arkadaşların işin ticari yönünü bilmeden kendi atölyelerini kurmak istemeleri ekonomik olarak genellikle hayal kırıklıklarıyla sonuçlanır.”
Asıl olan yaşamayı başarmaktır
Sohbetimiz boyunca sanatı ve sanatçıyı kutsallaştıran bakış açılarını doğru bulmadığını sıkça dile getiren Kirezci, tam da bu nedenle seramikle ilgili olarak da büyük laflar etmeyeceğini söyleyerek, elle yapılanın kutsal olmadığını ancak zor olduğunu ve emek istediğini belirtti. Kirezci, “Asıl olan yaşamayı başarmaktır. Eğer asgari ölçülerde yaşayabilecek şartları yaptığınız sanatla gerçekleştirebiliyorsanız temel olan budur benim için. Sanatla uğraşıp birde oradan para kazanmayı başarırsan o zaman hayat daha güzel olur işin gerçeği budur” diyerek sanatçıların da toplumun her bir ferdi gibi yaşamsal kaygılarının bulunduğuna ve bu sıkıntıların da kimi zaman sanatın önüne geçebildiğine dikkat çekti.
Bu haber 860 defa okunmuştur.