
| Seferihisar.com Twitter'da |
| Follow @Seferihisar_com |
Uğur Mumcu Bugün(24 Ocak) Ürkmez'de Anılacak
Seferihisar Belediyesi, 24 Ocak'ta Uğur Mumcu'yu ve Demokrasi Şehitlerini, düzenlediği etkinlikle anacak.
Belediye Başkanı Tunç Soyer’in açış konuşmasıyla başlayacak etkinlikte, özel olarak hazırlanmış belgesel film gösteriminden sonra, Koray Eti “Sesleniş”i yorumlayacak. Seferihisarlı gençler, Uğur Mumcu’nun yazı ve konuşmalarından derlenen “Bugün Ben Ne Yazsam?” adlı dramatik gösteriyi sunacak. Etkinlikte, oyun yazarı ve Cumhuriyet Gazetesi Ege eki yazarı Haluk Işık, “Dünden Bugüne Demokrasi Düşmanlığı” adlı bir konuşma yapacak.
24 Ocak Pazar günü, saat:19.30’da Ürkmez eski belediye düğün salonunda başlayacak etkinlik için, başkan Soyer, şu açıklamayı yaptı;
“Demokrasi bilincimizi ve değerlerine olan inancımızı göstermek, biraz da bu uğurda yaşamını yitirmiş insanlarımızı ve anılarına sahip çıkmaya bağlıdır. Onlar, bizim daha çağdaş, aydınlık bir kent, ülke ve dünya idealimizi aydınlatıyor. Düşünceleri ve yapıtları, kararlılığımızı ve çalışkanlığımızı pekiştiriyor. Seferihisar Belediyesi olarak, bu konuda her zaman elimizden geleni yapacağız. Hemşerilerimizi, düzenlediğimiz etkinlikte buluşmaya çağırıyorum.”
-
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derne...
Dernek, çok yakında maddi durumu iyi olmayan kız öğrencilere de...
Eklenme: 03 Şubat 2012
-
Buzlanma facia getiriyordu Seferihisar - Kuşadası anayolunda Kocaçay köprüsü yakınında Ak... Eklenme: 16 Ocak 2012
-
Seferihisarlı üniversite öğren...
Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Nazilli Meslek Yüksek Okulu B...
Eklenme: 14 Ocak 2012
-
Başkan Cingöz'den tepki
Haber sitemizin köşe yazarı ve yayın sorumlusu Mustafa Karabulu...
Eklenme: 13 Ocak 2012
-
Doğanbey Eski Köye müjde
Seferihisar Belediyesi’nin gerçekleşmesi için uğraştığı Doğanbe...
Eklenme: 06 Ocak 2012
-
Ocak Ayı Meclis Toplantısı yap...
AK Partili Üye Cafer Gülpınar ile CHP’li Üye Figen Karaman’ın k...
Eklenme: 03 Ocak 2012
-
Birleşmiş Kentler Seferihisar&...
2012 Mayıs’ında Ortadoğu’dan 15 ülkenin temsilcileri İzmir ve S...
Eklenme: 29 Aralık 2011
-
Deprem Seferihisar'ı korku...
Sabah saatlerinde Kuşadası açıklarında meydana gelen depremin ş...
Eklenme: 27 Aralık 2011






.jpg)

.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)


(1).jpg)










SESLENİŞ
Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir şelale gibi akardı göz bebeklerimizden. Yirmi yaşında, yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla. Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi, taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar erkekliklerinden. Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti. Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı gibi savrulduk. Vicdan sustu. İnsanlık sustu.
Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşında kızlarımızı öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu omuz başından keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
Giresun'daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege'deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu'daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul'daki, Ankara'daki işçiler, sizin için öldük. Adana'da, paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük.
Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım, unutama bizi...
Bağımsızlık Mustafa Kemal'den armağandı bize. Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara. Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın dedik, sokak ortasında sorgusuz sualsiz vurdular. Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım, unutma bizi...
Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. Bir kadın eline değmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile almamıştık daha. Bir gece sabaha karşı, prangalar vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına. Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç. Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi...
Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasında vuranlar, ağabeyimiz, babamız yaşlarındaydılar. Ya bu düzenin kirli çarklarına ortak olmuşlardı ya da susmuşlardı bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün bile, karşısındakilere bağırmamış insanların önünde, öldürüldük. Hukuk adına, özgürlük adına, demokrasi adına, Batı uygarlığı adına, bizleri, bir şafak vakti ipe çektiler.
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi... Bir gün sesimiz hepimizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi...
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi...
Uğur Mumcu
Haydi Seferihisar'da yapılıp yapılmadığını bir kenara bırakalım. Siz ne diyorsunuz 2002-2003 yıllarında anma töreni düzenlendi, o halde yıl kaç? 2010 eee aradan kaç yıl geçmiş!! 9 yıl o halde yanlışlık 2 yılmı sizce!! hangimizin yorumu doğru?
Muhalefet veya eleştiri yapmak içinmi yorum yazıyorsunuz?
İyiki varsınız...